Çocuk radyoyu parçalara ayırdı.The boy took the radio apart.
İkizleri birbirinden ayırt edemiyorum.I can't tell one twin from the other.
İkizler birbirinden ayırt edilemez.The twins are indistinguishable from each other.
İkizler o kadar benziyorlar ki birini diğerinden ayırt etmek neredeyse imkansız.The twins look so much alike it's next to impossible to distinguish one from the other.
İkizler o kadar benziyorlardı ki birbirinden ayırt etmek zordu.The twins were so alike that it was difficult to tell them apart.
İkizler o kadar benziyorlar ki birini diğerinden ayırt edemiyorum.The twins are so much alike that I can not distinguish one from the other.
İkizleri birbirinden ayırtedebilir misin?Can you tell the twins apart?
O sadece eğlenmek için parçalara ayırdı.He took the clock apart just for fun.
Festival her yıl Ocak ayının ikinci haftasında düzenlenir.The festival is held in the second week of January every year.
Ayı beni kovaladı.The bear ran after me.
Ayı tamamen uysal ve ısırmaz.The bear is quite tame and doesn't bite.
Bu ayin onların dinlerinin bir parçasıdır.This rite is part of their religion.
Bulut, ayı biçimindeydi.The cloud was in the shape of a bear.
İkiz kızlar o kadar çok benzerler ki birini diğerinden ayıramıyorum.The twin girls are so much alike that I can't tell one from the other.
Albüm önümüzdeki Temmuz ayına kadar tamamlanmış olacak.The album will have been completed by next July.
Bir kez daha güneşi,ayı ve yıldızları seyredebildi.Once again she could watch the sun and moon and stars.
Affedersiniz, bana birkaç dakika ayırabilir misiniz? Sizden bir ricam var.Excuse me, could you spare me a few minutes? I have a favor to ask you.
İskoçya eylül ayında çok sıcak olabilir.Scotland can be very warm in September.
İsviçre'de İlkbahar mayıs ayında gelir.In Switzerland, spring comes in May.
İsviçre'de ilkbahar mayıs ayında gelir.In Switzerland, spring comes in May.
Janet ve Bill haziran ayında evlenecekler.Janet and Bill are going to get hitched in June.
Sam ayın sonunda parayı ödemek için söz verdi.Sam has promised to pay the money at the end of the month.
Sam, ocak ayında kayak yapmaya gitti.Sam went skiing in January.
Kirazlar haziran ve temmuz ayında olgunlaşır.Cherries are ripe in June or July.
Bu trende yer ayırtmak istiyorum.I'd like to reserve a seat on this train.
Bazen buralarda nisan ayında bile kar yağar.At times, it snows even in April around here.
Bu nehir, Temmuz ayında, yüzmek için tehlikelidir.This river is dangerous to swim in, in July.
Bu koltuğu benim için ayırır mısın?Will you keep this seat for me?
Benim için bu koltuğu ayırır mısın?Can you save this seat for me?
Bu bisiklet bu ayın başından beri buraya bırakıldı.This bicycle has been left here since the beginning of this month.
Bu park, bahar ayında en iyi durumundadır.This park is at its best in spring.
Bu mahalledeki tüm evler çok benzer ben onları ayırt edemiyorum.All the houses in this neighborhood look so much alike that I can't tell them apart.
Lütfen bu tabloyu bizim için ayırın.Please reserve this table for us.
Bu pastayı kendim için ayıracağım.I'll keep this cake for myself.
Kar ocak ayında kasabamızda burada çok derindir.The snow is very deep here in our town in January.
Otuz yıl boyunca en kurak haziran ayı.It has been the driest June for thirty years.
Büyük ayıyı bu şekilde öldürdü.This is how he killed the big bear.
Ken, temmuz ayı sonunda Amerika Birleşik Devletleri'ne gidiyor.Ken is going to the United States at the end of July.
Ken, temmuz ayının sonunda Amerika Birleşik Devletleri'ne gidiyor.Ken is going to the United States at the end of July.
Soğuk algınlığımı atlatmam bir ayımı aldı.It took me a month to get over my cold.
Kazu ona mayıs ayında Brezilya'ya gideceğini söyledi.Kazu told her that he would go to Brazil in May.
Bir kurbağayı bir kara kurbağasından ayırt edemiyorum.I can't distinguish a frog from a toad.
Şirketimize ziyarette bulunmak için zaman ayırdığınız için size teşekkürler.Thank you for taking the time out to pay a visit to our company.
Annesi gözlerini ayırdı.His mother opened her eyes wide.
Ayıracak birkaç dakikan var mı?Do you have a few minutes to spare?
Manş denizi İngiltere'yi ve Fransa'yı ayırmaktadır.The English Channel separates England and France.
Nisan ayında güneşli bir günde, yürüyüşe çıktık.One sunny day in April, I went out for a walk.
Telefon edip bir masa ayırtmalıydık.We ought to have phoned ahead and reserved a table.
Ben bir randevu istedim ama o bana zaman ayırmadı.I asked for an appointment, but he wouldn't spare me the time.
Ben bu kitabı kendim için ayıracağım.I'll keep that book for myself.
O zaman ayık mıydın?Were you sober at that time?
Tom'u ikiz kardeşinden ayırt edebilir misin?Can you tell Tom from his twin brother?
Tüm dikkatinizi görevlerinize ayırın.Devote your whole attention to your duties.
Şu adam doğruyu yanlıştan ayıramaz.That fellow can't tell right from wrong.
Eylül ayında okula dönmek için istekliydi.He was eager to return to school in September.
Ağustos ayında boğucu bir gecede iş için yeni bir tiyatro açıldı.On a sultry night in August a new theatre opened for business.
Temmuz ayı için bugün hava serin.It's cool today for July.
Saat altıda dört kişilik bir masa ayırtmak istiyorum.I'd like to reserve a table for four at six.
Nisan ayından sonra mayıs gelir.May comes after April.
Nisan yılın dördüncü ayıdır.April is the fourth month of the year.