Ana içeriğe geç
Sözlük

avuç ile cümle

avuç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Taşları nerede, başları nerede, elleri avuçları nerede?”¿Dónde están tus ojos? ¿dónde están tus manos? ¿dónde tu cabeza?
Babası He Yun'un aktardığına göre, He Pingping doğduğunda babasının avucuna sığacak kadar küçüktü.De acuerdo a su padre, He Yun, al nacer era tan pequeño que cabía perfectamente en la palma de la mano.
Kablosuz dizüstü bilgisayar, avuçiçi bilgisayar veya bir masaüstü bilgisayar olabilir.Puede ser una antena, una computadora, un teléfono...
Sağ avucuyla burnuna, genzine kadar üç defa su çeker, her defasında sol eliyle burnunu temizler.Con cuidado huela el agua en la nariz tres veces, haciéndolo volar cada vez usando la mano izquierda.
Öte yandan elindeki avucundakini de şans oyunlarına yatırır.A continuación debe jugar al menos una de las cartas de su mano.
Babası He Yun'un aktardığına göre, He Pingping doğduğunda babasının avucuna sığacak kadar küçüktü.Secondo suo padre, He Yun, alla nascita il bambino era piccolo quanto il palmo di una mano.
Timur, efsaneye göre, avucunda pıhtılaşmış kan ve ihtiyar adamın saçları gibi beyaz saçlarla doğmuştur.Terra nostra, che sei diventata così vecchia che la tua testa è tutta coperta di capelli bianchi.
Kahramanlar doğarken avuçlarında sertleşmiş bir kan pıhtısı tutarlar.Nei neonati, si preleva invece un campione di sangue capillare.
Yazgülü, gün ağarıncaya kadar karları avuç avuç yer.«Каждый день он съедает столько листьев, сколько весит сам.
Latince palma (avuç içi) sözcüğünden türemiştir.Обычно его возводят к слову lście (хитрость).
Taşları nerede, başları nerede, elleri avuçları nerede?”Первое время было трудно разобрать, где голова, где руки и ноги.
"Bir Avuç Deniz".«О маленьком корабле».
Latince palma (avuç içi) sözcüğünden türemiştir.وفقا للقرآن، وكان لوط (أو لوط، كما يطلق عليه في القرآن) كان نبيا.
Bir insanın elinin içinin genişliği (avuç içi ve parmaklar dahil), TVYA’nın yaklaşık %1’ine denk gelmektedir.يمثل حجم بصمة اليد (بما في ذلك راحة اليد والأصابع) نحو 1% من المساحة الكلية لسطح الجسم.
Taşları nerede, başları nerede, elleri avuçları nerede?”E disseram: 'Onde estão os caras nas calças justas?
Avuç içi derisinin yan tarafındaki duyu sinirlerini besler (fakat parmakları değil).Ele fornece inervação sensorial para a parte lateral da pele da palma da mão (mas não os dígitos).
Herkese avuç avuç dışkı yediriyorlardı, bu çok sıradandı.Todo mundo estava ganhando um monte de dinheiro, então todo mundo estava pressionando por mais.
Ayrıca atlarına da birer avuç yem verir.Ele também carregou uma dúzia de cavalos.
Filizlendirme işlemi basittir: Bir avuç tohum/çekirdek bir kap suda bir gün bekletilir.Stekken gaat heel gemakkelijk: een takje in wat water zal binnen een paar dagen wortelen.
"Sözleri sunarken avuçlarım terledi.Zij houden de vingers gekruist tijdens het doen van een belofte.
Latince palma (avuç içi) sözcüğünden türemiştir.P̃ (onderkast: p̃) is een Latijnse P met een tilde.
Avucunu yala.Dat gaat je neus voorbij.
Anne'ın nedimesi olduktan kısa bir süre sonra onu avucunun içine aldı.Wkrótce Tom powiedział jej co zrobiła jej matka.
Kurbanın cebinde bir avuç çavdar bulunur.Reszta listu musi być w kieszeni mordercy.
Avuçlar üst bacak bölgesine dönüktür.Żeberka czołowe sięgają tylnych kątów głowy.
"Bir avuç "çakıltaşı"...""Plötsligt hör jag ett skrapande..."
Kurbanın cebinde bir avuç çavdar bulunur.En offerkälla finns i socknen.
14 Numara ikinci, Bir Avuç Cennet de üçüncü oldu.21 — Нова земля і нове небо.
Bir insanın elinin içinin genişliği (avuç içi ve parmaklar dahil), TVYA’nın yaklaşık %1’ine denk gelmektedir.Розмір відбитка руки (у тому числі долоні та пальців) становить приблизно 1 % ЗППТ.
"Bir Avuç Deniz".Поема про море".
"Bir avuç "çakıltaşı"..."«Одненький Коропчук...» / І.
O da samandan bir avuç alarak atına yem alarak götürürmüş.Для потреб ОУН віддав пару коней разом з возом.
O, bu bölgeyi avucunun içi gibi bilir.Він знає околицю як свої п'ять пальців.
Bir insanın elinin içinin genişliği (avuç içi ve parmaklar dahil), TVYA’nın yaklaşık %1’ine denk gelmektedir.Velikost otisku ruky dané osoby (včetně dlaně a prstů) je přibližně 1 % celkového povrchu jejího těla.
İki avucu ve tabanları dolgundu.Dublety i kalhoty byly vycpávány.
Dünya'da Ay'dan geldikleri kraterleri bilinmeyen bir avuç Ay meteorunun varlığı fark edilmiştir.Několik měsíčních meteoritů bylo nalezeno také na Zemi, ale jejich zdrojové krátery na Měsíci jsou neznámé.
Herkese avuç avuç dışkı yediriyorlardı, bu çok sıradandı.Au mâncat toți din acest tamp, toți cei ce au venit s-au săturat.
Kurbanın cebinde bir avuç çavdar bulunur.Στην τσέπη του παλτού του είχε κρυμμένο ένα όπλο.
Babası He Yun'un aktardığına göre, He Pingping doğduğunda babasının avucuna sığacak kadar küçüktü.Ifølge hans far, He Yun, var He Pingping så lille ved fødslen, at han passede i håndfladen af en voksen mand.
Avucunuzdaki Kelebek ... büyük adamdır Adamdan Tavsiyeler Eyvah!Hwor er æ skjøn å find en ven, en håj mist for læng, læng sind!
Dünya'da Ay'dan geldikleri kraterleri bilinmeyen bir avuç Ay meteorunun varlığı fark edilmiştir.Et lite antall meteoritter fra månen er funnet på jorden, men det er ukjent hvilke månekratere de stammer fra.
Gözlerim kapalı olarak bir alem görür, elsiz avuçsuz güller devşirirdim.”Etter deg ville jeg hatt våte øyne, tomme hender og et hjerte uten glede.»
"Bir avuç "çakıltaşı"..."«En tarvelig bergenser av ...»
Bir insanın elinin içinin genişliği (avuç içi ve parmaklar dahil), TVYA’nın yaklaşık %1’ine denk gelmektedir.Ukuran telapak tangan seseorang (termasuk telapak dan jari) mendekati 1% dari LPBnya.
Forehand, raket tutan elin avuç içi karşıya (vuruş yönüne) gelecek şekilde yapılan vuruştur.Forehand: sebuah pukulan di mana telapak tangan yang memegang raket dihadapkan ke depan.
İçine tohumlar konduktan sonra avuç içinde yuvarlanarak şekil verilir.Di dalamnya terdapat biji yang berbentuk bulat telur memanjang.
Gözlerim kapalı olarak bir alem görür, elsiz avuçsuz güller devşirirdim.”Aku tahu siapa Giran,” seru Kukuban dengan wajah memerah.
Onun avucunda çıkan ağaçların gölgesinde dinlenirim.Bóng cây si già ngả xuống mặt hồ yên ả.
Bir avuç kadar oldukları halde biraz şirindirler.ただし الله のようにシャッダの上に小アリフの付くことはある。
Doymazsanız bir avuç kabuklu yemiş yiyebilirsiniz.少しずれると、むせながら食べる。
Bu karışım mümkün olduğunca kurutmadan yoğrularak avuç içiyle şekillendirilir.色彩はできるだけ混色を避けて並べていく。
İçine tohumlar konduktan sonra avuç içinde yuvarlanarak şekil verilir.(幕の後、主人公役が花道で六方で引っ込む形もある)。
"Bir avuç "çakıltaşı"..."*・・・・・・クローズドパッケージ。
Esege bir avuç toprak aldı ve ondan güneş ve ayı yarattı.罗睺经常吞食日月,造成日蝕和月蝕。
Dünya'da Ay'dan geldikleri kraterleri bilinmeyen bir avuç Ay meteorunun varlığı fark edilmiştir.在地球上已识别出少量的月球陨石,但它们来自月球上哪座陨坑却是未知。
O da samandan bir avuç alarak atına yem alarak götürürmüş.就留下他一个从马做定礼去了。
1950'li ve 60'lı yıllarda ırkçılığa açıkça karşı çıkan bir avuç Hollywood oyuncusundan biriydi.През 1950-те години, той е сред малкото холивудски актьори, които говорят открито против расизма.
19. yüzyılın başlarında bataklık kıyıları sadece bir avuç fakir köylüye ev sahipliği yapıyordu.U ranom devetnaestom stoljeću močvarne obale su bile dom samo nekoliko siromašnih seljaka.
İlk film 1964 yapımı Bir Avuç Dolar, üçüncü film ise 1966 yapımı İyi, Kötü ve Çirkin'dir.Prvi film bio je Za šaku dolara iz 1964., a treći Dobar, loš, zao (1966.).
Avuç içindeki su yere dökülmemelidir.Neka još ne posjeduju pitku vodu.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod