Ana içeriğe geç
Sözlük

avantaj ile cümle

avantaj kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak, ev sahibi takım kortun kendine özgü özelliklerine aşina olduğundan daha avantajlıdır.Il sistema è riuscito a conoscere meglio l'individuo comune di quanto egli stesso si conosca.
Diğer taraftan Avrupa'ya yakınlığı büyük bir avantaj oluşturmaktadır.Gli intermezzi, soprattutto, conobbero una certa fortuna europea.
Gerçekte bu durum bir avantaj olmaktan çok da uzaktır.Ma la verità è lungi dall'esser questa...
Bu başarısızlık, avantajın Ruslara geçmesine sebep oldu.A causa della fretta degli attaccanti, la vittoria fu dei russi.
Nehir taşımacılığı kara içinde yapılacak diğer taşımacılık faaliyetlerine göre oldukça avantajlıdır.L'arma si rivelò particolarmente adatta alle operazioni portate avanti in clandestinità.
Ancak ev sahibi avantajıyla tur atladı.Con el Decano il salto di qualità è compiuto.
Komple bir çözüm sahibi olmanın, parça parça uygulamalara göre birçok önemli avantajı söz konusudur.Ci sono molti e cospicui vantaggi nell'avere un ricevitore unico.
Ancak mahalle nüfusu daha çok orta ve genç yaş ortalamasına sahip oldugu için avantaj sağlamaktadır.Inoltre vanno tristemente ad incidere in modo prevalente in una fascia di età medio-giovanile.
Yurt dışına ulaşımda ise deniz yolu avantajı kullanılabilmektedir.Per scendere al mare si può usare anche il vicino ascensore.
Şehir hayatının kendine özgü avantajları ve dezavantajları vardır.В городской жизни есть свои преимущества и недостатки.
Şehir yaşamının avantajları olduğu gibi, dezavantajları da vardır.У городской жизни есть как преимущества, так и недостатки.
Bu yöntemin hem avantajları hem de dezavantajları var.Этот метод имеет свои преимущества и недостатки.
Az görmenin bazı avantajları vardır; örneğin, o hayal gücünü geliştirir.У плохого зрения есть некоторые свои плюсы, например - оно развивает фантазию.
Bizim sunduğumuz çözümün iki temel avantajı var.Метод, который мы предлагаем, имеет два основных преимущества.
Avantajlar mevcut. Çok değil ama var.Есть преимущества. Их немного, но они есть.
Takımlarındaki şifacı her zaman aynı kişiyi iyileştirir, bu yüzden bir avantajımız var.Хилер в их команде всегда лечит одного и того же человека, так что у нас есть преимущество.
Bu yöntemin avantajı, neredeyse tüm demir içeriğinin çıkarılmasıdır.Преимуществом данного метода является удаление практически любого содержания железа.
Avantajları; Çok basit.Преимущества: простота.
Onun ekibi fiziksel olarak avantajlıdır ve Mr. Widmore'un da yardımıyla taktiksel olarak da avantajlıdırlar.Его команда имеет физическое преимущество и с помощью мистера Уидмора, они имеют тактическое преимущество.
Fakat onun avantajını kullanamadı.Но воспользоваться своей победой он не сумел.
ADSL benzeri uzun menzil performansı VDSL2'nin en önemli avantajlarından biridir.Большой радиус действия — одно из главных преимуществ VDSL2.
Avantaj İngilizler'in elindeydi.Победа была на стороне англичан.
Avrasya'nın büyük kara parçası ve uzun doğu-batı mesafesi bu avantajları arttırdı.Большие размеры Евразии и её протяжённость с запада на восток только усиливали эти преимущества.
Michael bunu kendi avantajı olarak kullanmayı başardı" dedi.Он увидел в этом предзнаменование» для себя.
Olası sonuçlar avantaj, dezavantaj, kazanç, kayıp veya zafer olabilir.Возможные результаты включают преимущество, неудобство, выгоду, потерю, ценность и победу.
Öte yandan, Beyazın avantajı, hızlı oyunlar ile zayıf oyuncular arasındaki oyunlarda daha azdır.Однако преимущество белых в блице и играх между новичками менее значимо.
Nanoantenlerin öne sürülen en büyük avantajlarından biri -teorik olarak- yüksek olan etkinlikleridir.Одним из важнейших объявленных преимуществ наноантенн является их высокая теоретическая эффективность (КПД).
Ancak bu avantajlarının yanında çok fazla dezavantajları, zararları göze çarpar.А за это одно можно действительно простить ему многие его недостатки.
Louis'nin başka bir avantajı daha vardı.Льюис получил очередное предупреждение.
Ama safkan olmaları onlara ayrı bir avantaj sağlamaz.Но беззаботность почему-то не делает их счастливыми.
Eğer generalin avantajı çok değilse düşmanı bozguna uğratmayı seçebilirdi.Если их запас не слишком велик, то это улучшает шансы противника.
'Selektif yapışkanlık' özelliği DNA'dan makina inşa etmenin en önemli avantajıdır.Это свойство нуклеотидов является ключевым преимуществом в строительстве ДНК-машин.
Bunun pek çok yönden avantajları bulunmaktadır.Эта методика имеет много преимуществ.
Bu dezavantajlar birçok avantajı elimine etmektedir.Использование этой постановки даёт несколько преимуществ.
Vücutlarının bu aşırı büyüklüğü mücadelede büyük avantaj sağlar.Их появление дало автоботам значительное преимущество в бою.
NAT'ın ciddi sonuçları (Sakıncaları, Avantajları) vardır.Но у NAT есть и недостатки.
Belçikalı bisikletçi Gustaaf Deloor üçüncü etapta dokuz dakikalık avantajla liderlik mayosunu aldı.Густав Делор выиграл 9 минут на 3-м этапе и захватил лидерство.
Oyunda her ırkın farklı bir avantajı vardır.Каждой расе в игре отведена отдельная кампания.
Bu özelliğinin avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır.В таком подходе есть свои достоинства и недостатки.
Fiziksel, kimyasal, elektriksel özellikler açısından avantajlı bir madde idi.При этом максимально использовались достижения химии, физики, электроники.
Yurt dışına ulaşımda ise deniz yolu avantajı kullanılabilmektedir.Во внешних перевозках преобладает морской транспорт.
M.Ü.T.F.'nin en büyük avantajlarından biri düşük kontenjanıdır.Один из аргументов в пользу S-Plus — его более низкая стоимость.
Dövüşçü, uzayan ayak ve kolları ile uzak dövüşte avantaj sağlamaktadır.Она оказывается очень хорошей платформой, прежде всего для ударов руками или ногами с дальней дистанции.
1966 Türkiye Şampiyonası'nda ise son maçlara İTÜ avantajlı girdi.Турнир 1966 года принёс много неожиданностей.
Performans avantajı farkedilememiştir.Судьба спектаклей оказалась различной.
Broşürde acil bir bağımsızlığın avantajları ve nedenleri açık ve basit bir dille anlatılmıştır.شرح المنشور المزايا والحاجة للاستقلال الفوري في لغة سهلة وواضحة.
Çevik süreçler değişimi müşterinin rekabet avantajı için kullanır.فمناهج الأجايل تُسخر التّغيير لصالح الميزة التنافسية للعميل.
Bu üst açı grubunun oluşum sebebi ve en önemli avantajıdır.الهو هو الجزء الأساسي الذي ينشأ عنه فيما بعد الأنا والأنا الأعلى.
Hasta için önemli bir avantaj, sağlık durumuna dair medikal ve sosyal yanların entegre edilmesidir.فالفائدة الكبرى للعميل هي دمج السمات الطبية والاجتماعية لحالته الصحية.
Avantajları; Çok basit.ميزاتها: بسيطة التنفيذ.
Bir çok mevkiide oynaması da büyük avantaj."فقد كان أيضا لاعبا اساسيا في العديد من الخاسرين الكبار".
O işin avantajları ortaya konulur.ما تضمته الآيات من الفوائد.
Bir bu gösterim'in bir avantajı yeni indisler için yeni harfler icat etmek zorunda değildir.ولكن لغة الكتابة التي كانت موجودة لا تتيح فرصة توصيل هذه الأفكار الجديدة للشعب.
Bu durum onlara savaşlarda avantaj sağlar.وظهورها في المعارك سبب في الانتصار.
Japon okulları ayrıca disiplini öğütler ki bu da işgücüne avantaj katar.كما شجعت المدارس اليابانية الانضباط وأخلاق العمل لدى الطلاب ، وهي فائدة أخرى في تشكيل قوة عمل فعالة.
Bu yaklaşımın avantajı çok az yazılım geliştirme gerektirir ya da hiç gerektirmez.من السهل نسبياً بناء هذه الصواريخ وتتطلب القليل من التدريب أو لا تحتاجه على الإطلاق.
Her ikisinin de avantaj ve dezavantajları vardır.ولكل منها مزايا ومساويئ.
Fiyatları oldukça pahalı olmalarına rağmen metal dişli servolar ise en avantajlı olanlardır.وفي حين أن جميع الوسائل ذات منافع مادية، إلا أن اللوالب الرحمية النحاسية أكثرها نفعاً من الناحية الاقتصادية.
Erkekler ortalama olarak daha ızın boyludurlar ve bunun hem avantajları hem de dezavantajları bulunmaktadır.التحول إلى مستوى أعلى من التجريد له فوائده وعيوبه.
Moore modelinin avantajı davranışın basitleşmesidir.A vantagem do modelo de Moore é a simplificação do comportamento.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod