Ana içeriğe geç
Sözlük

avantaj ile cümle

avantaj kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bunun pek çok yönden avantajları bulunmaktadır.Mỗi cách đều có một số lợi thế.
Bunu yapmanın çeşitli avantaj ve dezavantajlarla birçok yolu vardır.Có rất nhiều cách để làm việc này, tất cả đều có những ưu điểm và nhược điểm.
Bu durum onlara savaşlarda avantaj sağlar.Khoảng thời gian này là một lợi thế trong chiến đấu.
Bu belge yalnız başına bir pazar avantajı sağlayacaktır.Riêng số chủ nhật có cách trình bày riêng.
Hangi maliyet merkezinde rekabet avantajınız var ?Thị trường: công ty cạnh tranh tại thị trường nào?
Hırslı bir oyuncu olması en büyük avantajıdır.Đây là điều tuyệt nhất có thể xảy ra với một diễn viên.
Bu ona düşman karşısında avantaj sağlar.Đó quả là một lời khen ngợi đối thủ.
Eğer bunu kendin için bir avantaj olarak değerlendiriyorsan; buyur gel, seni bekliyoruz!"あなたの同族(のこと)をかんがえなかったならば、わたしたちはきっとあなたを石打ちにしたであろう。
Moore modelinin avantajı davranışın basitleşmesidir.ムーア・モデルの利点はふるまいを単純化できることである。
Qin'in diğer bir avantajı da, verimli, büyük bir orduyla kabiliyetli komutanlara sahip olmasıydı.もう一つの秦の優位は、広大で効率的で有能な将軍がいたことである。
Bunun pek çok yönden avantajları bulunmaktadır.この方式には多くの利点がある。
Kar ona her açıdan avantaj sağlar.スコア的にも全ての面において最も有利。
Bazı teknolojileri ilk olarak bulmak oyunculara büyük avantaj sağlar (uçak yapımı gibi).最初に有効な技術を手に入れることは大きな優位をもたらす。
Transistör bazlı bilgisayarların, öncellerine kıyasla fazla sayıda ve belirgin avantajları vardı.トランジスタを使ったコンピュータは、それ以前のものと比較していくつかの明確な利点があった。
Girit devrim avantajını kullanarak Yunanistan ile birlik ilan etti.EU側はギリシャ危機を利用して構造改革を強要した。
Her ulusun kendine has avantajları vardır.これらはそれぞれに利点がある。
Öte yandan arazi yapısı, savunmacılar açısından avantajlar sağlamaktadır.更に、地形は防御側に有利であった。
Ölmemiş olmasının verdiği avantajla birlikte çok usta bir kılıç kullanıcısıdır.また、剣を持っている状態でしか使用できない必殺技も存在する。
Almanlar yukarıda olduğu için biraz daha avantajlılar.われわれは、ドイツがわれわれよりも上位にあったことを知っている。
Buradaki en büyük avantajları pilotların fiziksel dayanıklılıkları ile sınırlı olmamalarıdır.これらの要因として最も多かったのは、パイロット達の現実的なドッグファイト訓練の不足であった。
Ev sahibi avantajını eline almıştır.家督は子の利好が継いだ。
Tekrar-kullanılabilirlik teknik ve ekonomik olarak çeşitli avantajlar sunmaktadır.彼らに協力する人間は、見返りに様々な技術や知識の恩恵を受けることができるという。
Ancak yazılı başvurunun bazı avantajları vardır.それでも関数同定の特徴は利点がある。
Performans avantajı farkedilememiştir.演算子の優先順位が異なる。
Bu belge yalnız başına bir pazar avantajı sağlayacaktır.この廟所は日曜・祝日のみ開門する。
Bu başarısızlık, avantajın Ruslara geçmesine sebep oldu.こうした資質がソ連を勝利へと導いたのだ。
Saldırıların eşiğinde, sayı ve kalite avantajı Sovyetlerdeydi.一方でホールド数、防御率の面では数字を落とした。
Bu da bulanık kalacak alanın kontrolüne ilişkin ek avantajlar sağlar.これはチェック済み例外の利点を無にしている。
Bu durum onlara savaşlarda avantaj sağlar.戦いを有利にさせるものがある。
Moore modelinin avantajı davranışın basitleşmesidir.Moore模型的好处是行为的简单性。
Onun ekibi fiziksel olarak avantajlıdır ve Mr. Widmore'un da yardımıyla taktiksel olarak da avantajlıdırlar.他的团队不但拥有体能上的优势,而且依靠威德摩尔先生的帮助,他们在战术方面也占尽先机。
Çevik süreçler değişimi müşterinin rekabet avantajı için kullanır.敏捷过程能够驾驭变化,保持客户的竞争优势。
Her ikisinin de avantaj ve dezavantajları vardır.所以两者各有优点、缺点。
Eğer bunu kendin için bir avantaj olarak değerlendiriyorsan; buyur gel, seni bekliyoruz!"若桓玄守晉臣之節,我就與你輔助他;否則,我就與你共謀消滅他。
Diğer bir avantajı da, soğutucu akışkanlara ihtiyaç duymamasıdır.优点是冷侧不需要移动部件。
Uzun mesafe sürüş avantajı %6'ya düşmektedir.领跑积分榜的优势缩小到6分。
Fakat Atina'nın iki çok değerli avantajı vardır.Athlon有两个不同的快取。
En büyük avantajı After Effects ile olan uyumudur.最惹人厭的副作用是夢遊。
Hangi maliyet merkezinde rekabet avantajınız var ?公司有競爭優勢。
Eşeyli üremenin genetik çeşitliliği yaratması avantajına dair tespit edilen üç olası neden vardır.对创造遗传变异的优势,有三个可能的理由使它可能发生。
Buna dair başka bir açıklama ise moleküler düzeyde görülen iki avantaja dayanır.另一个解释则基于两个分子方面的优势。
Bu çok önemli bir avantajdır.这是一个如此重要的成就。
Almanya'da çok tecrübe kazandım ve bunu Juventus'da avantaj olarak kullanacağımdan eminim.我們在台北這裡很想念你,也知道你在華盛頓一定會表現很優秀。
Asfalt leşlerinin birçok avantajı vardır.天顶号火箭拥有许多优点。
Bu cephede uzun ve kanlı savaşlar sonucunda taraflar birbirine karşı bir avantaj elde edememiştir.战斗极其血腥,没有一方能占据明显优势。
Bu giysi asgari avantaja sahip bir prototiptir.所以在这种战术中,里面还戴着一个小头盔是非常占优势的。
Üç hakkı kalan Schumacher bu alanda avantajlı hale gelmişti.這一階段中,維提里烏斯派是佔著優勢的。
O yüzden yer avantajını elinde bulundurabileceği yerlere kurulmalıdırlar.結果是它能留在所需要的相對位置點上。
Oyun, Wii uzaktan kumandası (Wii Remote) ve Wii Nunchuk aygıtının tüm avantajlarından yararlanmaktadır.游戏既能以横握Wii遥控器的传统方式进行,也可配合Nunchuk控制方向。
Avantajlarının yanı sıra ilk jet avcıları mükemmelden uzaktı.제트기관이 갖는 이점에도 불구하고, 초기 제트 전투기들은 완벽하지 못했다.
Bütün sezon boyunca saha avantajı için çok çalıştık ve bugün o avantajı kullandık."우리는 모든 시즌 홈코트 어드밴티지를 얻기위해 최선을 다했고 지금은 그 어드밴티지를 적극 활용해야 합니다."
Ancak Ümit Burnu'nun keşfi nedeniyle bu avantaj uzun sürmemiştir.하지만 아폴로의 불량식품 편견 때문에 이 호황은 오래가지 못하였다.
Sonuçta Heras, Pérez'den 30 saniyelik bir avantaja sahipti.결국 에라스가 단 30초차로 페레스에 앞서 우승하였다.
Ölmemiş olmasının verdiği avantajla birlikte çok usta bir kılıç kullanıcısıdır.살생을 할 수 없는 치유의 검이자 이승과 저승을 잇는 검.
Eğitsel anlamda bilgisayar kullanımının avantajlarını beş başlıkta toplayabiliriz.컴퓨터 구조에서 컴퓨터 시스템은 일반적으로 다섯 가지 수준으로 구성된다.
Vergi avantajları sebebiyle kentin nüfusu büyüme eğilimi göstermektedir.세금이 인상되자 주민들의 불만은 가속화되었다.
Eşeyli üremenin genetik çeşitliliği yaratması avantajına dair tespit edilen üç olası neden vardır.יש שלוש סיבות אפשריות ליתרון האפשרי של יצירת שונות גנטית.
NAT'ın ciddi sonuçları (Sakıncaları, Avantajları) vardır.היתרונות של NAT הם משמעותיים.
Öte yandan, Beyazın avantajı, hızlı oyunlar ile zayıf oyuncular arasındaki oyunlarda daha azdır.אולם, נמצא כי היתרון לפתיחה בכלים לבנים הוא פחות במשחקי בליץ, ובמשחקים בין שחקנים שרמת משחקם נמוכה.
Nanoantenlerin öne sürülen en büyük avantajlarından biri -teorik olarak- yüksek olan etkinlikleridir.אחד היתרונות הגדולים של ננו-אנטנה הוא היעילות הגדולה (תאורטית).
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod