Ana içeriğe geç
Sözlük

avantaj ile cümle

avantaj kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Avantajları; Çok basit.Svårighetsgrad: Mycket lätt.
Her birinin farklı avantajları ve dezavantajları mevcuttur.Varje enhet har olika fördelar och nackdelar.
Firmaya avantajı üretim maliyetlerini düşürme doğrultusunda bir yaklaşım olmasıdır.Kan företaget göra en vinst om produkten lanseras?
Tekrar-kullanılabilirlik teknik ve ekonomik olarak çeşitli avantajlar sunmaktadır.Arbetet kräver omfattande och tekniskt avancerade lösningar.
Ayrıca, coğrafi konumu itibarıyla de bölge ülkelerine kıyasla oldukça avantajlı durumdadır.Vidare ansågs att de skulle vara relativt jämnt geografiskt fördelade över landet.
Kışın da gelmesiyle birlikte avantajlar Sovyetlerin lehine geçti.Innan vintern 1997 är slut har samtliga i eliten gått över till dessa.
Onun ekibi fiziksel olarak avantajlıdır ve Mr. Widmore'un da yardımıyla taktiksel olarak da avantajlıdırlar.Його команда має фізичні переваги і з допомогою містера Відмора, вони мають тактичну перевагу.
Bu çok önemli bir avantajdır.Це є важливою перевагою.
Olası sonuçlar avantaj, dezavantaj, kazanç, kayıp veya zafer olabilir.Можливі результати містять перевагу, незручність, вигоду, збитки, цінність і перемогу.
Bunu yapmanın çeşitli avantaj ve dezavantajlarla birçok yolu vardır.Є багато способів зробити це, з різними перевагами і недоліками.
Moore modelinin avantajı davranışın basitleşmesidir.Перевагою моделі Мура є спрощення поведінки.
Beyaz, 6.d4 (Lolli Akını) ile küçük bir avantaj yakalar.Суцвіття — малоквіткова стисла китиця з 2 (4) квіток.
Bu ona düşman karşısında avantaj sağlar.З неї робиться випад на противника.
Bu şehrin çok avantaji vardır."Зараз у країни є хороший шанс».
Bu yolla avantaj sağlayan genetik özellikler bir bakteri popülasyonu içindeki bireylere dağıtılabilir.Через цей механізм деякі вигідні генетичні риси можуть розповсюджуватися популяцією бактерій.
Avantajları Yanma süpersonik hızda gerçekleştirilebilir.Руйнування кулі може відбутися на дозвуковій швидкості.
Bu dezavantajlar birçok avantajı elimine etmektedir.Використання цієї постановки дає кілька переваг.
Etkiden ötürü denklemlerin türevi bazı avantajlara sahip.З точки зору прав людини, наприклад, такий підхід має деякі переваги.
Eğer bunu kendin için bir avantaj olarak değerlendiriyorsan; buyur gel, seni bekliyoruz!"Propustíte-li vy, propustíme i my, avšak odmítnete-li, my podřízneme.
Bu çok önemli bir avantajdır.To je velkou výhodou.
Satrançta ilk hamle avantajı, satrançta ilk hamleyi yapan taraf olan Beyazın doğal avantajıdır.Výhoda prvního tahu je míra zvýhodnění bílého, tedy začínajícího hráče v šachu.
Öte yandan, Beyazın avantajı, hızlı oyunlar ile zayıf oyuncular arasındaki oyunlarda daha azdır.V rapidu je statistická úspěšnost menší a stejně tak při partiích slabších hráčů.
Hangi maliyet merkezinde rekabet avantajınız var ?Jaká je vaše konkurenční výhoda?.
Dizüstü bilgisayarlar küçük ve taşınabilir olmaları açısından avantajlıdır.Výhodou interceptorů je, že jsou malé a tudíž snadno přemístitelné.
Avantaj İngilizler'in elindeydi.Výhody byly na straně Němců.
Avantajı ise müşteri ihtiyaçlarına hızlı cevap verebilmesidir.Výhodou pro podniky je rychlá zpětná vazba od zákazníků.
Üç hakkı kalan Schumacher bu alanda avantajlı hale gelmişti.Tři Pompeiovy legie se za této situace jevily jako vítaná posila.
Moore modelinin avantajı davranışın basitleşmesidir.Výhodou Panhardovy tyče je její jednoduchost.
Avantajlı konumu nüfusun korunmasını sağlamış ve şehre dikkat çekici bir göç yaşanmamıştır.K životu dávají přednost porostlým stanovištím, nevadí jim lidská přítomnost.
Avantajlı Yıllık abonelik tarifesinde ilk 30 dakika ücretsizdir.V polovině devadesátých let bylo zrušeno parkování na prvních třicet minut zdarma.
Mesh belirtilen bu avantajlarının yanında bazı dezavantajlara da sahiptir.Oproti pračkám plněných vrchem mají ale několik nevýhod.
Olası sonuçlar avantaj, dezavantaj, kazanç, kayıp veya zafer olabilir.Jedná se o cíl získat pozornost, pomstu, moc nebo se vyhnout neúspěchu.
Moore modelinin avantajı davranışın basitleşmesidir.Avantajul modelului Moore este simplificarea comportamentului.
Her birinin teorik avantajları ve dezavantajları vardı.Fiecare avea avantaje și dezavantaje teoretice.
Bir klişeyi kendi avantajına dönüştürebiliyor." demiştir.Putea oricând să transforme un clișeu într-un avantaj.”
Barselona El Prat Uluslararası Havaalanı'na yakınlığı da büyük bir avantajdır.Un mare avantaj este și distanța mică până la aeroportul El Prat Barcelona.
Avantaj İngilizler'in elindeydi.Șansa a fost de partea britanicilor.
Bütün sezon boyunca saha avantajı için çok çalıştık ve bugün o avantajı kullandık."Am muncit din greu tot sezonul și tocmai am primit premiile.”
İkincil duyaçların(sensörlerin) en büyük avantajı ulaşılamayan yerlere ulaşabilme yeteneklerinin olmasıdır.Un beneficiu major al senzorilor extrinseci este abilitatea lor de a ajunge în locuri altfel inaccesibile.
R&B tarzı ritimlerin uyumu -ve R. Kelly'nin konuk görünüşü- Gaga'nın sesine yeni bir ruh avantajı sağlıyor.Pentru a potrivi ritmul în stil R&B — și colaborarea cu R. Kelly — Gaga își găsește o latură soul a vocii ei.”
Fakat onun avantajını kullanamadı.Nu știuse să profite de avantajul avut.
Bunun pek çok yönden avantajları bulunmaktadır.Ceea ce fac are repercusiuni în multe direcții.
Çevik süreçler değişimi müşterinin rekabet avantajı için kullanır.Cum s-a modificat comportamentul de consum al potențialilor clienți?
O yüzden yer avantajını elinde bulundurabileceği yerlere kurulmalıdırlar.De aceea, el trebuie să ajungă în acel loc în care să-l făurească.
Yöntemin en büyük avantajı, uygulamasının basit ve maliyetinin düşük olmasıdır.Principal avantaj al minelor este costul lor scăzut și posibilitatea de a fi ascunse.
Au-pair sisteminin en önemli avantajlarından birisi maliyetlerin oldukça düşük olmasıdır.Unul dintre avantajele majore ale boulderingului este cerința relativ mică de echipament.
Bu sayede avantaj kazanacaktır.Cooperând, obțin un avantaj.
Kuleler rakip takım oyuncularının kendilerini savunmaları için büyük avantaj sağlamaktadır.Oponent al flotelor masive, există câteva avantaje pentru a fi un jucător defensiv.
Her ikisinin de avantaj ve dezavantajları vardır.Ambele avioane aveau avantaje și dezavantaje.
İki türün de kendine göre avantaj ve dezavantajları vardır.Există două variante cu avantajele si dezavantajele proprii.
Bu durum onlara savaşlarda avantaj sağlar.Aceste abilități o protejează în lupte.
Kontrat almanın tek avantajı koz belirleyebilmektir.Singura diferenta apare la modalitatea de prindere.
Elde ettiği avantajı takip ederek Tizpon şehrini ele geçirmiş ve 298'de barış istemek zorunda kalmıştır.Kihasználva a helyzeti előnyét bevette Ktezifon (Ctesiphon) városát és 298-ban Narses békét kért.
Coğrafi konumu dolayısıyla avantajları bulunan Göteborg şehri, İskandinavya'nın en büyük limanına sahiptir.Előnyös földrajzi elhelyezkedésének köszönhetően Göteborgnak van a legfontosabb kikötője egész Skandináviában.
Ayrıca metalden olması ona zehirlenmeme gibi bazı avantajlar kazandırır.Emellett a póttest is tartalmaz bizonyos mennyiségű mérget, önvédelemből.
Avantajları; Çok basit.Előnyei: egyszerű felépítés.
Siyah ve Beyazın Satrançtaki Avantajı.Tollazatuk színében a fehér és a barna dominál.
Bu da benim açımdan önemli bir avantajdı.Ebből a szempontból mi kiváltságos helyzetben voltunk.
1916 yılı savaşları da taraflarına hemen hemen hiçbir avantaj kazandırmamıştır.Az 1696-os hadjárat egyik félnek sem hozott említésre méltó eredményt.
Oyunda barbarlar bazı özel avantajlara ve dezavantajlara sahiptirler.A barbár népeknek is van néhány előnyük és néhány hátrányuk.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod