av ile cümle

av kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
O, Avrupaya ne zaman gitti?When did he go to Europe?
Avustralya'da büyüdü.He was brought up in Australia.
Sanırım o Avustralyalı fakat emin değilim.I think he is from Australia, but I'm not sure.
Sibirya yoluyla Avrupa'ya gitti.He went Europe by way of Siberia.
O zamandan önce Avrupayı sık sık ziyaret etti.He had often visited Europe before that time.
O, yakında Avrupa'dan dönecek.He will return from Europe soon.
Avrupa'ya gitmek için japonya'dan ayrıldı.He left Japan for Europe.
Avrupa'daki birçok ülkeleri ziyaret etti.He has visited most countries in Europe.
O, Avrupa'ya geziye gitti.He took a trip to Europe.
Avrupa'yı birkaç kez ziyaret etti.He has visited Europe several times.
O Avrupa yoluyla eve döndü.He returned home by way of Europe.
O, bütün Avrupa'yı gezdi.He traveled all over Europe.
O, bir Avrupa turu yaptı.He made a tour of Europe.
Bir hafta önce Avrupa'ya gitmek için yola çıktı. Yani 10 mayısta.He left for Europe a week ago, that is, on the tenth of May.
O müzik eğitimi amacıyla Avusturya'ya gitti.He went to Austria for the purpose of studying music.
Aylardır Avrupa'da dolaşıyor.He has been wandering over Europe for months.
O pek çok kez Avrupa'da bulundu.He has been to Europe many times.
O, polis tarafından avlandı.He is hunted by the police.
O, modern İngiliz edebiyatını avucunun içi gibi biliyor.He is at home in modern English literature.
O, modern İngiliz edebiyatını avucunun içi gibi bilir.He is at home in modern English literature.
O bana bir haftalık ücreti avans verdi.He advanced me a week's wages.
Bir avukata gitmemi tavsiye etti. Bunu hemen yaptım.He advised me to see a lawyer. This I did at once.
O avlamayı seviyor.He likes to hunt.
O, ormanda avlanmaya gitti.He went hunting in the woods.
O bir politikacı değil, fakat bir avukat.He is not a politician but a lawyer.
Onun yüksek bir topa vuruş averajı vardır.He has a high batting average.
Er ya da geç iyi bir avukat olacak.He'll make a good lawyer sooner or later.
O duvarı boyamak için güzel havanın avantajlarından yararlandı.He took advantage of the fine weather to paint the wall.
Tokyo'dan Avrupa'ya ayrıldı.He left Tokyo for Europe.
Özel bir görev için Avrupa'ya gönderildi.He was sent on a special mission to Europe.
Onun bir avukat olduğuna inanmıyorum.I don't believe he is a lawyer.
O bir avukat olarak iyi değil.He is no good as a lawyer.
Belge ile avukata güvenmeye karar verdi.He decided to trust the lawyer with the document.
Bir avukat olma düşüncesiyle gece gündüz çalıştı.He studied day and night with a view to becoming a lawyer.
O, bir avukat olmalıydı.He should have been a lawyer.
O bir avukat olmaya karar verdi.He decided to be a lawyer.
Ona bir avukat olduğunu söyledi.He let on that he was a lawyer.
O, bir avukat olmak için niteliklidir.He is qualified to be a lawyer.
O savunma avukatına güvendi.He trusted his defense attorney.
O bir avukat olarak eğitildi.He was trained as a lawyer.
O yarın Avrupa yolculuğundan eve gelir.He comes home from his trip to Europe tomorrow.
O yetenekli bir avukat.He is a capable lawyer.
Onun iyi eğitim avantajı var.He has the advantage of a good education.
Tilkileri avladılar.They hunted foxes.
Onlar geyikler ve tilkiler avladılar.They hunted deer and foxes.
Sık sık Avrupa'ya seyahatler yaparlar.They make frequent trips to Europe.
Onlar Avrupa'ya gittiler.They have gone to Europe.
Kültür edinmeleri için oğullarını Avrupa'ya gönderdiler.They sent their son to Europe to acquire culture.
Onların iyi bir avı vardı.They had a good hunt.
Avazları çıktıkları kadar bağırdılar.They shouted at the top of voices.
Onun bir avukat olup olmadığından şüpheliyim.I doubt if he is a lawyer.
Avrupa'yı ziyaret etmesi için asla ikinci bir şansı olmayacak.She will never have a second chance to visit Europe.
Bana Avustralya'da gördüğünden bahsetti.She told me about what she saw in Australia.
O, bu yaz Avrupayı ziyaret etmeyi düşünüyor.She is contemplating visiting Europe this summer.
O, Avustralya'da yaşamaya isteklidir.She is eager to live in Australia.
Sibirya yoluyla Avrupa'ya uçtu.She flew to Europe by way of Siberia.
O, Avrupa'yı ziyaret etmek için isteklidir.She is anxious to visit Europe.
Müzik eğitimi almak amacıyla Avusturya'ya gitti.She went to Austria for the purpose of studying music.
O, benim üzerimde bir avantaja sahiptir.She has an advantage over me.
O bir sonraki romanı için büyük bir avans aldı.She received a large advance for her next novel.

İlgili Sayfalar