av ile cümle
av kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Avustralya'da üç kez bulundum.I've been to Australia three times.
Babası avukat olan bir kız tanıyorum.I know a girl whose father is a lawyer.
Ben bir kez Avrupa'da bulundum.I have once been to Europe.
Fransız bir avukat tarafından bana iş verildi.I'm employed by a French lawyer.
Avrupa'da bir yere gitmek istiyorum.I want to go somewhere in Europe.
Avrupa'ya gitmemeye karar verdik.I decided not to go to Europe.
Avrupa'ya gitmeyi düşünüyorum.I'm thinking of going to Europe.
İki kez Avrupa'da bulundum.I have been to Europe twice.
Vasiyetim hakkında avukatımla istişarem var.I had a consultation with a lawyer about my will.
Müzik eğitimi almak için Avusturya'ya gitmek istiyorum.I would like to go to Austria in order to study music.
Evi avantajlı şekilde sattım.I sold the house to advantage.
Köpeğimi avludaki ağaca bağladım.I tied my dog to the tree in the yard.
Eşyamı avukata teslim ettim.I entrusted my property to the lawyer.
Üniversitede Avrupa tarihi öğrenimi aldım.I majored in European history at university.
Ben üniversitedeyken bir defa Avustralya'ya gittim.I have been to Australia once when I was in college.
Ona üçe birlik avantaj önerdim.I offered him odds of 3 to 1.
Babamla birlikte ava gitmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to going hunting with my father.
Bir avukat olarak kariyer yapacağım.I will establish myself as a lawyer.
Bir avukat olmaya karar verdim.I decided to be a lawyer.
Ben bir avukat olmaya niyetliyim.I intend to become a lawyer.
Gelecek hafta Avrupa'ya seyahat edeceğim.I will be traveling in Europe next week.
Sınav bittiğinde içimden avaz avaz şarkı söylemek geldi.I felt like singing loudly when the exam was over.
Avukattan vasiyetimi yazmasını rica ettim.I asked the solicitor to make out my will.
Jiro Avustralya'daki mektup arkadaşı ile haberleşiyor.Jiro communicates with his pen pal in Australia.
Avcı her ses ve hareket için tetikteydi.The hunter was alert to every sound and movement.
Oğlan bir avuç yer fıstığı topladı ve onları küçük bir kutuya koydu.The boy gathered a handful of peanuts and put them in a small box.
Fil avcı tarafından öldürüldü.The elephant was killed by the hunter.
Yıllar sonra Avrupalılar kıyı bölgelerinde sömürgeler kurdu.Years later, Europeans established colonies in the coastal areas.
Bu dünyadaki bütün insanlar sahip olduğun avantajlara sahip olmadı.All the people in this world haven't had the advantages that you've had.
Birkaç adam nehir kıyısında balık avlıyor.Several men are fishing from the riverbank.
Ben savaştan önce Avrupa'ya gittim.I went to Europe before the war.
Genel durum bizim için avantajlı.The general situation is advantageous to us.
Büyükannem avlusundaki otları çekiyordu.My grandmother was pulling up weeds in her backyard.
Birçok Avrupalı her yıl Mısırı ziyaret eder.Many Europeans visit Egypt every year.
Birçok Avrupalı modern Japonya'yı tanımıyor.Many Europeans do not know modern Japan.
Birçok Avrupalı çağdaş Japonya'yı bilmiyor.Many Europeans do not know modern Japan.
Çok sayıda öğrenci müzik eğitimi yapmak amacıyla Avrupa'ya gider.Many students go to Europe for the purpose of studying music.
Birçok müşteri danışma için avukata gelirler.A lot of clients come to the lawyer for advice.
Büyük bir şehirde yaşamanın birçok avantajları var.Living in a large city has many advantages.
Erkekler aslanları avlamaya gitti.The men went hunting for lions.
Erkek avcıdır, kadın onun avı.Man is the hunter, woman is his game.
Avlumda küçük bir meyve bahçem var.I have a small vegetable garden on my patio.
Yazar Avrupa edebiyatının tüm farklı türlerini bir araya getirmiş.The author lumps all the different European literatures together.
Seyirciler arasında öğretmenler, avukatlar, mühendisler ve benzerleri vardı.Among the audience, there were teachers, lawyers, engineers, and so on.
Niçin bizzat bir avukata danışmıyorsun?Why don't you consult an attorney in person?
Dışarı çıkabilirsin ve avluda kaldığın sürece oynayabilirsin.You can go out and play as long as you stay in the yard.
Tavandan sarkan güzel bir avize vardı.There was a beautiful chandelier hanging from the ceiling.
Şehir hayatının farklı avantajları var.There are several advantages to city life.
Japonya'daki satışlar Avrupa'dakilerle karşılaştırıldığında küçüktür.The sales in Japan are small in comparison with those in Europe.
Japonya'nın nüfusu Avustralya'dan çok daha büyüktür.The population of Japan is much larger than that of Australia.
Yakıt tasarrufu bu arabanın önemli bir avantajıdır.Fuel economy is a big advantage of this car.
Onun avukat olmuş üç oğlu var.He had three sons who became lawyers.
Avantajlar ondan yana.The odds are in his favor.
Onun aksanından tanıdığım kadarıyla o bir Avustralyalıydı.He was an Australian, as I knew by his accent.
O, meslek olarak bir avukattır.He is a lawyer by profession.
Onun oğlu bir avukat olmak istiyor.His son wants to be a lawyer.
Onun tutkusu bir avukat olmaktır.His ambition is to be a lawyer.
Onun amacı bir avukat olmaktır.His aim is to become a lawyer.
O, 1941'de, savaş patlak verdiğinde Avrupa'dan evine döndü.He returned home from Europe in 1941, when the war broke out.
O, Amerika şöyle dursun, Avrupa'ya gitmedi.He has been to Europe, not to mention America.