Bunların yanı sıra, global alanda da birçok başarıya imza atmaktadır.Poleg tega je veliko uspeha požela tudi drugod po svetu.
Bu makine maden ocağından suyu dışarı atmak amacıyla kullanılmıştır.Sellised masinad leidsid rakendust vee välja pumpamisel kaevandustest.
Aynı fikri yeniden ortaya atmaktaydı.Ma lükkan selle järeldamise tagasi.
3 atışta da çift atmak istiyorlar. .Agora nós iremos lançar o dado -- eles querem ter par por três vezes.
3 atışta da çift atmak istiyorlar. .자 이제, 주사위를 던질 건데, 짝수가 세 번 나오도록 하고 싶어요.
3 atışta da çift atmak istiyorlar. .Nu gaan ze -- Ze willen drie keer achter elkaar een even getal werpen.
3 atışta da çift atmak istiyorlar. .Teď ale budeme házet třikrát, píšou tu třikrát.
3 atışta da çift atmak istiyorlar. .Teraz chcą rzucać -- chcą rzucać 3 razy.
3 atışta da çift atmak istiyorlar. .Vi skal kaste med terningen 3 gange.
3 atışta da çift atmak istiyorlar. .А тепер ми збираємося отримати випадання парного числа тричі.
3 atışta da çift atmak istiyorlar. .Сега въртенето ще е- целта е да има въртене дори три пъти.
3 atışta da çift atmak istiyorlar. .振りたいのでした。 そして、これらは全て独立事象となります。
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Bạn có thể ngửi thấy mùi bánh quy nho khô làm bằng bột yến mạch mà nó sắp bỏ hết vào miệng.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Conseguem sentir o cheiro da bolacha de aveia e passas que está a enfiar pela garganta abaixo.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Du riechst den Schokokeks, den es sich in den Mund schiebt.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Érzed a mazsolás süti illatát, amit épp a szájába tömne!
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Je ruikt het havermout- en rozijnenkoekje dat hij in z'n mond propt.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.몬스터가 막 입 안에 넣으려고 했던 오트밀과 건포도가 들어간 쿠키 냄새도 맡을 수 있지요.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Man kan dufte havregrynskagerne med rosin, som han skal til at skovle i munden.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Miroşi fursecul de ovăz cu stafide ce urmează să şi-l îndese în gură.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Potete sentire il profumo del biscotto all'avena e uvetta di cui sta per ingozzarsi.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Pueden oler la galleta de avena y pasas que está a punto de meterse en la boca.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Vohate lahko piškot, ki ga drži in ga bo vsak čas pohrustal.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Vous pouvez sentir le cookie aux raisins et flocons d'avoine qu'il est sur le point d'avaler.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Vzduchem se line vůně rozinkové sušenky, kterou si co nevidět nacpe do pusy.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Zjada aromatyczne owsiane ciasteczko.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Μπορείς να μυρίσεις το μπισκότο βρώμης και σταφίδας το οποίο θα χώσει μέσα στο στόμα του.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Вы слышите запах овсяного печенья с изюмом, которое он вот-вот запихнёт себе в рот.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Можете да помиришете овесените сладки, които той е на път да хвърли в устата си.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.ולהריח את עוגיית שיבולת השועל והצימוקים שהוא עומד לדחוף לעצמו לפה
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.ويمكنك شم رائحة الكوكيز المصنوعة من دقيق الشوفان والزبيب والتي هو على وشك إبتلاعها
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.横を通って リビングへ行きましょう
Aile içinde ve çift ilişkisinde uygulanan şiddet, örneğin, dayak atmak ve cinsel şiddet her zaman suçtur.Även våld i familjen och parförhållandet, till exempel slag och sexuellt våld är alltid ett brott.
Ama ben yeşil çayıma biraz şeker atmak istiyorum. " (Kahkahalar)Aber ich würde gerne etwas Zucker in meinem grünen Tee haben." (Gelächter)
Ama ben yeşil çayıma biraz şeker atmak istiyorum. " (Kahkahalar)Ale já bych ráda osladila MŮJ zelený čaj. (smích)
Ama ben yeşil çayıma biraz şeker atmak istiyorum. " (Kahkahalar)Ale ja by som si chcela dať trochu cukru do môjho zeleného čaju." (smiech)
Ama ben yeşil çayıma biraz şeker atmak istiyorum. " (Kahkahalar)Ale ja chciałabym trochę cukru w mojej herbacie." (Śmiech)
Ama ben yeşil çayıma biraz şeker atmak istiyorum. " (Kahkahalar)De én szeretnék egy kis cukrot tenni a zöld teámba." (Nevetés)
Ama ben yeşil çayıma biraz şeker atmak istiyorum. " (Kahkahalar)"Însă aş vrea să pun puţin zahăr" "în ceaşca mea cu ceai verde." (Râsete)
Ama ben yeşil çayıma biraz şeker atmak istiyorum. " (Kahkahalar)하지만 저는 녹차에 설탕을 넣고 싶어요." (웃음)
Ama ben yeşil çayıma biraz şeker atmak istiyorum. " (Kahkahalar)Maar ik zou graag wat suiker doen in mijn groene thee." (Gelach)
Ama ben yeşil çayıma biraz şeker atmak istiyorum. " (Kahkahalar)Ma io vorrei mettere dello zucchero nel mio tè verde." (Risate)
Ama ben yeşil çayıma biraz şeker atmak istiyorum. " (Kahkahalar)Mais je voudrais mettre du sucre dans mon thé vert. " (Rires)
Ama ben yeşil çayıma biraz şeker atmak istiyorum. " (Kahkahalar)"mas eu gostava de pôr açúcar no meu chá verde." (Risos)
Ama ben yeşil çayıma biraz şeker atmak istiyorum. " (Kahkahalar)Nhưng tôi muốn cho một ít đường vào trà xanh của tôi." (Cười)
Ama ben yeşil çayıma biraz şeker atmak istiyorum. " (Kahkahalar)"Pero a mí me gustaría ponerle un poco de azúcar a mi té verde." (Risas)
Ama ben yeşil çayıma biraz şeker atmak istiyorum. " (Kahkahalar)"Ymmärrän", sanoin, "että japanilaiset eivät laita sokeria vihreään teehen.
Ama ben yeşil çayıma biraz şeker atmak istiyorum. " (Kahkahalar)Αλλά εγώ θα ήθελα να βάλω λίγη ζάχαρη στο δικό μου πράσινο τσάι." (Γέλιο)
Ama ben yeşil çayıma biraz şeker atmak istiyorum. " (Kahkahalar)Але я б хотіла покласти трохи цукру у мій зелений чай". (сміх)
Ama ben yeşil çayıma biraz şeker atmak istiyorum. " (Kahkahalar)Но бих искала да сложа малко захар в моя зелен чай." (Смях)
Ama ben yeşil çayıma biraz şeker atmak istiyorum. " (Kahkahalar)אבל אני רוצה לשים קצת סוכר בתה הירוק שלי." (צחוק)
Ama ben yeşil çayıma biraz şeker atmak istiyorum. " (Kahkahalar)ولكني اريد بعض السكر في الشاي الاخضر خاصتي (ضحك )
Ama ben yeşil çayıma biraz şeker atmak istiyorum. " (Kahkahalar)砂糖を入れるんです" (会場の笑い声) 私がしつこいので
Ama gariptir ki yeni bir şey yapabilmemizin tek yolu o boşluğa adım atmaktır.A jednak, jak na ironię, jedynym sposobem, żeby stworzyć coś nowego jest wkroczenie w tą przestrzeń.
Ama gariptir ki yeni bir şey yapabilmemizin tek yolu o boşluğa adım atmaktır.Ale iróniou zároveň zostáva, že jediná možnosť ako urobiť čokoľvek nové je vstúpiť do tohto priestoru.
Ama gariptir ki yeni bir şey yapabilmemizin tek yolu o boşluğa adım atmaktır.De ironie is dat we net dat moeten doen als we iets nieuws willen.
Ama gariptir ki yeni bir şey yapabilmemizin tek yolu o boşluğa adım atmaktır.Die Ironie daran ist, dass wir nur dann etwas Neues tun können, wenn wir diesen Schritt wagen.
Ama gariptir ki yeni bir şey yapabilmemizin tek yolu o boşluğa adım atmaktır.Eppure, l'ironia è che l'unico modo in cui possiamo fare qualcosa di nuovo è avventurarci in quello spazio.
Ama gariptir ki yeni bir şey yapabilmemizin tek yolu o boşluğa adım atmaktır.Ironia e că singurul mod prin care putem face ceva nou e să păşim în acel loc.
Ama gariptir ki yeni bir şey yapabilmemizin tek yolu o boşluğa adım atmaktır.Ironisnya, satu-satunya cara kita dapat melakukan hal yang baru adalah dengan mengalami ketidakpastian.