Bunun nedeni ise, 18 yaşını doldurmadan yeni sözleşmeye imza atmak istemediğini söylemiş olmasıdır.Podepsala smlouvu, která říkala, že nesmí kontaktovat svou dceru do jejích osmnáctých narozenin.
Bu makine maden ocağından suyu dışarı atmak amacıyla kullanılmıştır.Stroj sloužil k čerpání vody z dolů.
Kalbi o kadar hızlı atmaktadır ki hastanedeki makineler ölçemez.Vyznačuje se malým vlivem na srdeční sval a neovlivňuje srdeční tep.
Sönmemiş sigara izmariti ve kibriti yere atmak."Instinktivně jsem mu odstranil doutník.
Bunun nedeni, böbreklerin fazla şekeri kandan atmak için aşırı çalışmasıdır.Acest lucru se datorează modului diferit în care câinii metabolizează zahărul din sânge.
Vuruşu yapan oyuncu topu ileri (kaleye doğru) atmak zorundadır.Un jucător trimite mingea “afară”.
Kimon on yıl sonra Pers kuvvetlerini Avrupa topraklarından atmak için yeni bir sefere girişmiştir.Kimón egy évtizeddel később tért vissza, hogy a perzsákat végleg kiűzze Európából.
Böyle güzel bir gol atmak, böyle bir statta özellikle mükemmel oldu benim için." sözlerini söyledi."Mikor kerül a kezünkbe ennél jobb ország?" - mondták .
Bunun nedeni ise, 18 yaşını doldurmadan yeni sözleşmeye imza atmak istemediğini söylemiş olmasıdır.Másrészt törvénybe akarta iktatni, hogy tizenhét éves korhatár alatt senkit ne lehessen kényszerrel besorozni.
Armanın ortasında bir at vardır.Atın üzerinde Aras denilen bir adam vardır ve yıldızlara doğru ok atmaktadır.Keskelle on kuvattu kultaisena Araš-hevosella ratsastava mies, joka ampuu nuolen tähtiä kohti.
Bu nedenle, bacakları kırmadan adım atmak gerekir.Jalkoja ei saa lähdössä asettaa kouruun.
Tam kamyona bazuka atmak üzereyken Batman aracıyla gelip önüne atlar.Heti Whiskey Peakin lähellä he hyppäävät pois kyydistä.
O tamamen Maxwell'in elektrodinamik teorisini atmak için isteksizdi.Lodge oli kiinnostunut Maxwellin sähkömagneettiseen säteilyyn liittyvistä teorioista.
Hava atmak için benimle İngilizce konuştu.Hän puhui minulle englantia kehuskellakseen.
Kimon on yıl sonra Pers kuvvetlerini Avrupa topraklarından atmak için yeni bir sefere girişmiştir.Ο Κίμωνας επέστρεψε μια δεκαετία αργότερα για να ολοκληρώσει τη εκδίωξη των περσικών δυνάμεων από την Ευρώπη.
Zaman zaman birbirlerine de kazık atmaktan geri kalmayacaklardır.Από τότε δεν θέλουν να αφήσουν ο ένας τον άλλον.
Vuruşu yapan oyuncu topu ileri (kaleye doğru) atmak zorundadır.Ο παίκτης στα αριστερά του εκτελεστή ρίχνει το πρώτο φύλλο στο τραπέζι (κάνει αντάμ).
Vuruşu yapan oyuncu topu ileri (kaleye doğru) atmak zorundadır.En spiller (pitcheren) fra udeholdet kaster bolden hen til personen, der skal slå (batteren).
Aynı fikri yeniden ortaya atmaktaydı.Men denne tanke blev dog opgivet igen.
Bunun nedeni ise, 18 yaşını doldurmadan yeni sözleşmeye imza atmak istemediğini söylemiş olmasıdır.Hun havde underskrevet en kontrakt, der erklærede, at hun ikke kunne opsøge sin datter, indtil hun var atten.
Bomba atar, bomba atmak amacıyla kullanılan silahlara denir.Flybomber er betegnelsen for bomber, der nedkastes fra fly.
Bu makine maden ocağından suyu dışarı atmak amacıyla kullanılmıştır.Maskinen ble brukt til å pumpe ut vann av gruvesjaktene.
Yaralamak Tehlikeli hayvanlara bırakmak Taş atmak ya da silah ile ateş etmek.Dette for å unngå skadeskyting av dyr og farlige situasjoner med våpen.
Zaman zaman birbirlerine de kazık atmaktan geri kalmayacaklardır.Derfor svikter de hverandre, igjen og igjen.
Ancak otomatik silahlar kullanan düşmanlar dakikada yüzlerce mermi atmaktadırlar.Senapan mesin lazim menembakkan beberapa ratus peluru per menit.
"Seni radyodan atmak istiyorlar, ne dersin?" diye sorar."Akankah mereka mengusirku?" tanya Rasulullah.
Johnson bu olayı bir senatörle tezgahlamış ve suçu Bob'un üstüne atmak için silahını dahi çalmışlardır.Bob meninggalkan Bobby dengan sebuah pistol dan Bob pergi untuk mencari bantuan.
Bana da gidip atmak düştü.Kết thúc ông ta cũng nhảy xuống.
Rose'dan ilk görüşünde hoşlanır ve Rose kendisini geminin kıçından atmak üzereyken onunla tanışır.Anh bị Rose cuốn hút ngay từ cái nhìn đầu tiên và gặp cô khi cô tìm cách nhảy xuống biển từ phía đuôi tàu.
Kralın bu halde bu vergiyi ödemeyenleri hapse atmak için hukuki yetkisi olduğu kabul edildi.Nhà vua cũng khuyên con nên để cho những người này khỏi phải nộp thuế.
Ayrıca köprüleri atmak için de zaman olacaktır.また、その橋を壊すことも可能。
Maçın öncesinde de gol atmak aklımda vardı.試合前に座禅を組むこともあった。
"Seni radyodan atmak istiyorlar, ne dersin?" diye sorar.ラジオは消してくれ、断食中だ」と文句を言いに行った。
Bu tedbirlere muhalifleri, özellikle de Macar asıllı olanları, hapse atmak da dahildi.秘守家、とりわけ秘守家の長となる男子を守りながらも、祟りつづけてもいる。
Gülleyi savurarak atmak yerine, adeta iter gibi atmak gerekir.風呼を笑わせようと大也は風呼とたくさん接するようになる。
Kılıcını dalga atmak için kullanır özellikle de dalgaları özel hareketleriyle birleştirir.剣術に空手道を組み合わせた独特の戦闘スタイルで、拳を使って相手の剣撃を防御する。
Vuruşu yapan oyuncu topu ileri (kaleye doğru) atmak zorundadır.ボールを投げるプレイヤーはこの線上に投げなければならない。
Üzerlerinde para atmak için yarık şeklinde küçük açıklık bulunur.物の置き方には、細かくこだわっている。
Zaman zaman birbirlerine de kazık atmaktan geri kalmayacaklardır.兩人不時會互相推倒對方。
Ayrıca oyuncuların gol atmak için yeni taktiklere ihtiyaç duyacağı açıklandı.但他也警告說人們很快就厭倦新的玩具。
Oyun koz oyunu olduğundan eğer varsa yerdeki aynı renk kartın daha büyüğünü atmak mecburidir.在出将牌时,如果手中有比场上的将牌大的将牌,则必须出比场上的将牌大的将牌。
Evrenin durağan olmadığı aşikar, ama genişleyen olunca, Einstein bu ek terimi atmak için hızlı oldu.当他知道宇宙不是静态的而是正在膨胀时,爱因斯坦马上在相对论中去掉了宇宙常数。
En iyi yaptığı işler ok atmak, at sürmek ve güreşmektir.他擅長的項目有:單杠、自由體操及跳馬。
Oysa o Mudanya’dan ayrılıp okumak için can atmaktadır.아들 효헌공(孝?公) 세환의 귀(貴)로써 이조판서(吏曹判書)에 추증(追贈).
"Seni radyodan atmak istiyorlar, ne dersin?" diye sorar.곡소리 나게 해준댔어요"라고 말했다.
Millî takım kalecisi Onur'a böyle bir gol atmak güzel oldu.거기서 골을 넣었단 게 참 자랑스러웠다.
Özel yeteneği patlayan fıçı atmaktır.자신의 능력을 잘 살린 무투가 특기이다.
Ayrıca köprüleri atmak için de zaman olacaktır.אפילו אם נצטרך לפוצץ את הגשרים.
Sönmemiş sigara izmariti ve kibriti yere atmak.רצוי להדליק את הסיגר עם גפרורים או מצתים על בסיס גז.
Armanın ortasında bir at vardır.Atın üzerinde Aras denilen bir adam vardır ve yıldızlara doğru ok atmaktadır.במרכז המגן נראה פרש רוכב על סוס, היורה חץ לכיוון הכוכבים.
JFMO üç süreli yayına imza atmaktadır.Das-Boot מאפשר ביקור של עד 3 פעמים במצב.
Sönmemiş sigara izmariti ve kibriti yere atmak.Аз бях осъден на смърт и пуша последната си цигара.
Bunların yanı sıra, global alanda da birçok başarıya imza atmaktadır.На национално ниво също записва отлични резултати.
Araba sürerken mesaj atmak tehlikelidir.Да пишеш смс-и докато шофираш е опасно.
Fadıl mesaj atmakla meşguldü.Фадъл беше заета да пише смс-и.
Burns öfkeyle onu işten atmakla tehdit eder.Zbog toga je Tristan zaprijetio odlaskom iz kluba.
Bu makine maden ocağından suyu dışarı atmak amacıyla kullanılmıştır.To zase znamenalo nájsť spôsob ako odčerpávať vodu z baní.
Yolcular, Doktor'u gemiden dışarı atmak için çekmeye başlar.Námorníci trvajú na tom, aby jej telo hodili do mora.
Gülleyi savurarak atmak yerine, adeta iter gibi atmak gerekir.Rozširuje ústnu štrbinu a tým vyvoláva grimasu smiechu.
Maçın öncesinde de gol atmak aklımda vardı.Pred igranjem je bila tudi fotomodel.