Vuruşu yapan oyuncu topu ileri (kaleye doğru) atmak zorundadır.Es un bateador ambidiestro que lanza la pelota con la derecha.
Sönmemiş sigara izmariti ve kibriti yere atmak.Se vertió gasolina y se arrojó un fósforo encendido.
Bunların yanı sıra, global alanda da birçok başarıya imza atmaktadır.Fuera de esto, gran parte de los temas también tuvieron éxito en el publico en general.
Oluklandırma ya da oluk atmak olarak da isimlendirilir.Igualmente significa gibado o encorvado.
Çakmak: Koz atmak.Arma: Ahorcamiento.
Aynı fikri yeniden ortaya atmaktaydı.Reapareció y dijo lo mismo.
Bomba atar, bomba atmak amacıyla kullanılan silahlara denir.Perros entrenados para detectar bombas.
Edgar ve Ellen'i en çok kasabadan atmak isteyen kişidir.Él es la única persona viva que Edgar y Ellen temen más que el uno al otro.
Bunun adı gol atmak veya takımı ileriye taşımak olsun takımın başarısı için elimden geleni yapacağım.Defender una ventaja o enviar al equipo hacia adelante para marcar un gol, será elección tuya.
Burns öfkeyle onu işten atmakla tehdit eder.Desesperada, Violet amenaza con abandonarle.
Aynı fikri yeniden ortaya atmaktaydı.E ha continuato a ribadire il concetto.
Bunun nedeni, böbreklerin fazla şekeri kandan atmak için aşırı çalışmasıdır.Deve però mantenere una quantità elevatissima di zuccheri nel proprio sangue.
Oyuncu televizyonda da başarılı işlere imza atmaktadır.L'attrice inizia così a lavorare in TV ottenendo successo.
Bu nedenle, bacakları kırmadan adım atmak gerekir.In seguito viene fatto un passo avanti portando le gambe divaricate.
Doğum adı Shahrukh olmasına rağmen, Shah Rukh şeklinde imza atmaktadır.E anche se il suo nome di nascita è Shahrukh Khan preferisce Shah Rukh Khan ed è di solito abbreviato in SRK.
Sönmemiş sigara izmariti ve kibriti yere atmak.Nervosamente, si accende una sigaretta e finisce per dar fuoco a un cuscino.
Bana da gidip atmak düştü.Ti vieni gettar su me.
Burns öfkeyle onu işten atmakla tehdit eder.Brandon contrariato, minaccia di licenziarsi.
Oyunda amaç, rakip kaleye gol atmaktır.Lo scopo del "gioco" era quello di gettare gli avversari nel rio sottostante.
Kafadan atmak!Выброси это из головы!
Ayrıca köprüleri atmak için de zaman olacaktır.Время наводить мосты.
Bulduğu çözüm tavukları gemiden denize atmak ve "Yemek istemiyorlarsa içsinler" demek oldu.Но Пульхр сбросил цыплят в воду, сказав: «Пусть пьют, раз не хотят есть».
Eski Arap kültüründe bir kişinin sarığını atmak, düşürmek hakaret olarak kabul edilirdi.В арабской культуре кинуть обувь в кого-либо равноценно сильнейшему оскорблению.
Takımlar, belirlenen 6 yerden 6 tane isabetli şut atmak zorundadır.Каждая команда должна сделать шесть бросков с шести позиций с растущей трудностью.
Puşkin'i, Dostoyevski'yi, Tolstoy'u vb.ni, çağdaşlık gemisinin bordasından fırlatıp atmak gerekir.Бросить Пушкина, Достоевского, Толстого и проч. и проч. с Парохода Современности.
Herhangi bir kullanıcı bir Apple kimliği gerek kalmadan tartışma forumuna göz atmak ve okuyabilirler.يمكن لأي مستخدم استعراض وقراءة منتدى المناقشة دون الحاجة إلى معرف Apple.
Ayrıca köprüleri atmak için de zaman olacaktır.الآن سيكون هنالك عددا من الحصون التي تلف الجسر.
Zaman zaman birbirlerine de kazık atmaktan geri kalmayacaklardır.من الضروري أن تطرح في نهاية العام فقط من بعضها البعض.
Oyunda amaç, rakip kaleye gol atmaktır.من الرائع تحقيق اللقب أمام المنافس.
Sönmemiş sigara izmariti ve kibriti yere atmak.لا تدخن أو تستخدم أعواد الثقاب.
Rose'dan ilk görüşünde hoşlanır ve Rose kendisini geminin kıçından atmak üzereyken onunla tanışır.Ele fica atraído por Rose ao vê-la pela primeira vez, e a conhece quando ela tenta pular da popa do navio.
WWE, güreşçilerle "ayrıcalıklı sözleşme" türüyle anlaşıp imza atmaktadır.«WWE assina com outro competidor do Tough Enough».
Kadınlar, çamaşırları yıkarken aynı zamanda şakalaşıp kahkaha atmaktadırlar.Nesse momento, enquanto as roupas secam, as jovens se divertem ao som de gritos e risos.
Yaralamak Tehlikeli hayvanlara bırakmak Taş atmak ya da silah ile ateş etmek.Sua técnica é cercar uma área para incendiar e abater animais em fuga com flechas ou armas de fogo.
Zaman zaman birbirlerine de kazık atmaktan geri kalmayacaklardır.Os dois jamais podem dar as costas um ao outro ao mesmo tempo.
Bu makine maden ocağından suyu dışarı atmak amacıyla kullanılmıştır.Isso era insuficiente para bombear água de uma mina.
Bu durum kamu politikası kararlarını ödün vererek tehlikeye atmaktadır.O que aumentam as chances de contestação política neste regime?
Ok atmak ve nişancılıktaki ustalığı onun üstün özellikleridir.Suas características e seu salto para cabecear são suas maiores qualidades.
Artık gol atmaktan çok gol attırmaktı işi.Quase todos foram parar muito longe do gol.
Köy, hızlı bir şekilde modernleşme yönünde adımlar atmaktadır.De Nederlandse maatschappij was bezig in een snel tempo te moderniseren.
Ayrıca oyuncuların gol atmak için yeni taktiklere ihtiyaç duyacağı açıklandı.Tevens moet de speler gebruikmaken van tactieken om levels uit te kunnen spelen.
Johnson bu olayı bir senatörle tezgahlamış ve suçu Bob'un üstüne atmak için silahını dahi çalmışlardır.Hij ontkent de moord maar geeft toe dat hij Bob zo’n pistool had verkocht.
Bir defa tahta oturan şehzadeyi oradan atmak neredeyse imkansızdı.In een loopgraaf vuren was daardoor vrijwel onmogelijk.
Çar 4. İvan, cesetleri nehre atmak üzere sokakta bırakılmasını emretti.Car rozkazał, by leżące na ulicach trupy wrzucać do rzeki.
Sönmemiş sigara izmariti ve kibriti yere atmak.Opuszczając miejsce zbrodni zapalił papierosa i rzucił zapalona zapałkę.
Öte yandan, İsa gökle ilgili bu yetkisini Ms 1914'te Şeytan ve cinlerini göklerden yere atmakla göstermiştir.Maria otrzymała od posłańca z niebios wiadomość, że za trzy dni opuści ziemskie ciało.
Belkıs hanım dernek adına, uçaktan atmak amacıyla bir sepet dolusu kart bastırmıştı.W swoim liście pożegnalnym prosił, by jego prochy zostały rozsypane z samolotu.
Hava atmak için benimle İngilizce konuştu.Rozmawiała ze mną po angielsku żeby się popisać.
Hava atmak için benimle İngilizce konuştu.Rozmawiał ze mną po angielsku żeby się popisać.
Pek çok büyük yolcu gemisi düzenli aralıklarla Southampton kıyılarına demir atmaktadır.En mängd Swan-båtar samlas regelbundet till gemensamma regattor.
Eski Arap kültüründe bir kişinin sarığını atmak, düşürmek hakaret olarak kabul edilirdi.Att kalla någon för grävling i Frankrike är en förolämpning.
Bulduğu çözüm tavukları gemiden denize atmak ve "Yemek istemiyorlarsa içsinler" demek oldu.Тоді Публій Клавдій велів кинути курей у море, сказавши: «нехай понапиваються, якщо не хотіли їсти».
Aynı fikri yeniden ortaya atmaktaydı.Комісія висловлює свою думку вдруге.
Hükümetin geri adım atmak zorunda kalmasıyla biten ayaklanmalar, rejim değişikliği ile sonuçlandı.Наслідком повстання стала зміна уряду.
Başlıca amaçları gol atmaktır.Головні завдання нападників — забивати голи.
Bana da gidip atmak düştü.Але і йому довелося стрибати.
Bu durum kamu politikası kararlarını ödün vererek tehlikeye atmaktadır.Це ставить під загрозу рішення державної політики.
Aynı fikri yeniden ortaya atmaktaydı.Znovu se ozval ten samý hlas.
Geçmişte yaşadığı psikolojik travmaları zihninden atmakta zorlanan Charlie (Logan Lerman), liseye başlar.Charlie (Logan Lerman) je nervózní z toho, že začíná první rok na střední škole.
Daha hızlı göz atmak için sekmenin sağ tarafında alternatif kaydırıcı çubuk da bulunur.Alternativní posuvník na pravé straně umožňuje rychlejší listování.