Onları belirsizlik simgesi olarak alma ve dumansız ateşten yapılmışA dzsinnekhez hasonló természetfeletti lények
Onları belirsizlik simgesi olarak alma ve dumansız ateşten yapılmış연기가 나지 않는 불을 만든다거나 알수 없는 그 어떤 걸 상징하는
Onları belirsizlik simgesi olarak alma ve dumansız ateşten yapılmışאנו רואים בהם חלק מהאזור של העל-טבעי, ממש כמו הג'יני,
Onları belirsizlik simgesi olarak alma ve dumansız ateşten yapılmışوننظر لها كحيز للمخلوقات الخارقة للطبيعة مثل الجن,
Onları belirsizlik simgesi olarak alma ve dumansız ateşten yapılmış彼らは得体の知れないものの 象徴だからです
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››A já budu, praví Hospodin, jeho zdí ohnivou vůkol, a slávou budu u prostřed něho.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››A ja mu budem, hovorí Hospodin, ohnivým múrom dookola a budem slávou v jeho strede.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Alzai gli occhi ed ecco un uomo con una corda in mano per misurare
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Derpå løftede jeg mine Øjne og skuede, og se, der var en Mand med en Målesnor i Hånden.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Én pedig, szól az Úr, tûz-fal leszek körülötte és megdicsõítem magamat õ benne!
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Eu Însumi-zice Domnul-voi fi un zid de foc de jur împrejurul lui, şi voi fi slava lui în mijlocul lui!...
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Jaz pa, govori GOSPOD, mu bodem ognjen zid kroginkrog in v slavo mu bodem sredi njega.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››je serai pour elle, dit l`Éternel, une muraille de feu tout autour, et je serai sa gloire au milieu d`elle.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››여호와의 말씀에 내가 그 사면에서 불 성곽이 되며 그 가운데서 영광이 되리라
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Men jag själv, säger HERREN, skall vara en eldsmur däromkring, och jag skall bevisa mig härlig därinne.'»
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Mutta minä olen oleva, sanoo Herra, tulimuuri sen ympärillä ja kunnia sen keskellä.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Pois eu, diz o Senhor, lhe serei um muro de fogo em redor, e eu, no meio dela, lhe serei a glória.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Potem podniosłem oczy swoje i ujrzałem, a oto mąż, w którego ręce był sznur pomiarowy.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Så løftet jeg mine øine op og fikk se en mann som hadde en målesnor i sin hånd.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Und ich will, spricht der HERR, eine feurige Mauer umher sein und will mich herrlich darin erzeigen.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Vì ta , Ðức_Giê - hô-va phán : Ta sẽ làm tường bằng lửa chung_quanh nó , và sẽ làm sự vinh_hiển ở giữa nó .
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Vì ta, Ðức Giê-hô-va phán: Ta sẽ làm tường bằng lửa chung quanh nó, và sẽ làm sự vinh hiển ở giữa nó.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Y yo seré para ella un muro de fuego alrededor y estaré en medio de ella como su Gloria, dice Jehovah
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››διοτι εγω, λεγει Κυριος, θελω εισθαι εις αυτην τειχος πυρος κυκλω και θελω εισθαι προς δοξαν εν μεσω αυτης.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››защото Аз, казва Господ, ще бъда огнена стена около него, и ще бъда славата всред него.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››И Я буду для него, говорит Господь, огненною стеною вокруг него и прославлюсь посреди него.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››ואני אהיה לה נאם יהוה חומת אש סביב ולכבוד אהיה בתוכה׃
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››وانا يقول الرب اكون لها سور نار من حولها واكون مجدا في وسطها
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››耶 和 華 說 、 我 要 作 耶 路 撒 冷 四 圍 的 火 城 、 並 要 作 其 中 的 榮 耀
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››耶和華 說 、 我 要 作 耶路撒冷 四 圍 的 火城 、 並要 作 其中 的 榮耀
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.그는 티푸스 열병으로 죽었습니다. 44세의 나이로, 제 기억에, 43세 아님 44세.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.44歳で亡くなりました 確か 43か44歳です 当時 彼はダブリンの
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.A murit de febră tifoidă la vîrsta de 44, cred, 43 sau 44.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.Er starb an Typhus im Alter von 44, glaube ich, 43 oder 44.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.Hij stierf aan tyfuskoorts op 44-jarige leeftijd geloof ik, 43 of 44.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.Il est mort de la fièvre typhoïde à l'âge de 44 ans, je crois, 43 ou 44 ans.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.Morì di febbre tifoidea all'età di 44 anni, credo 43 o 44.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.Murió de fiebre tifoidea a los 44 años, creo, 43 o 44.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.Ông mất vì bệnh thương hàn năm 44 tuổi, tôi nhớ là thế, 43 hay 44 tuổi.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.Zmarł na tyfus brzuszny mając, jak sądzę, 44 lata, 43 albo 44.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.Zomrel na týfusovú horúčku, vo veku 44 rokov, myslím, 43 alebo 44 rokov.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.Он умер от тифа в 44 года, я думаю в 43 или 44 года.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.Починал от тифоидна треска на 44-годишна възраст, мисля, 43 или 44.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.הוא מת מטיפואיד בגיל 44, לדעתי. 43 או 44.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.لقد مات بسبب حمى التايفويد في عمر 44، كما أعتقد، 43 أو 44.
Ve aklıma gelen ilk fikir ateşi kullanmak oldu, çünkü aslanların ateşten korkacağını düşündüm.Dan ide pertama yang kupunya adalah menggunakan api karena aku pikir singa-singa takut api
Ve aklıma gelen ilk fikir ateşi kullanmak oldu, çünkü aslanların ateşten korkacağını düşündüm.E a primeira ideia que tive foi a de usar fogo, porque pensei que os leões tivessem medo do fogo.
Ve aklıma gelen ilk fikir ateşi kullanmak oldu, çünkü aslanların ateşten korkacağını düşündüm.Első ötletem a tűz volt, mivel úgy gondoltam, az oroszlánok félnek tőle.
Ve aklıma gelen ilk fikir ateşi kullanmak oldu, çünkü aslanların ateşten korkacağını düşündüm.Ensimmäinen ideani oli käyttää tulta, koska ajattelin leijonien pelkäävän tulta.
Ve aklıma gelen ilk fikir ateşi kullanmak oldu, çünkü aslanların ateşten korkacağını düşündüm.J'ai d'abord pensé à utiliser du feu, car je pensais que les lions avaient peur du feu.
Ve aklıma gelen ilk fikir ateşi kullanmak oldu, çünkü aslanların ateşten korkacağını düşündüm.제가 처음 생각해 낸 아이디어는 불을 이용하는 것이었죠. 왜냐하면 저는 사자가 불을 무서워할 꺼라고 생각했거든요.
Ve aklıma gelen ilk fikir ateşi kullanmak oldu, çünkü aslanların ateşten korkacağını düşündüm.Meine erste Idee war Feuer. Löwen fürchten sich vor Feuer.
Ve aklıma gelen ilk fikir ateşi kullanmak oldu, çünkü aslanların ateşten korkacağını düşündüm.Mijn eerste idee was om vuur te gebruiken omdat ik dacht dat leeuwen schrik hebben van vuur.
Ve aklıma gelen ilk fikir ateşi kullanmak oldu, çünkü aslanların ateşten korkacağını düşündüm.Mi primera idea fue usar fuego, porque pensé que a los leones les daba miedo.
Ve aklıma gelen ilk fikir ateşi kullanmak oldu, çünkü aslanların ateşten korkacağını düşündüm.Nejdřív mě napadlo využít oheň, protože jsem myslel, že se ho lvi bojí.
Ve aklıma gelen ilk fikir ateşi kullanmak oldu, çünkü aslanların ateşten korkacağını düşündüm.Pierwszym pomysłem jaki przyszedł mi do głowy był ogień, bo sądziłem, że lwy się go boją.
Ve aklıma gelen ilk fikir ateşi kullanmak oldu, çünkü aslanların ateşten korkacağını düşündüm.Prima mea idee a fost să folosesc focul, credeam că leii se sperie de foc.
Ve aklıma gelen ilk fikir ateşi kullanmak oldu, çünkü aslanların ateşten korkacağını düşündüm.Prvý nápad bol použiť oheň. Myslel som si, že levy sa ohňa boja.
Ve aklıma gelen ilk fikir ateşi kullanmak oldu, çünkü aslanların ateşten korkacağını düşündüm.Ý tưởng đầu tiên mà tôi có được là sử dụng lửa, bởi vì tôi nghĩ sư tử sợ lửa.
Ve aklıma gelen ilk fikir ateşi kullanmak oldu, çünkü aslanların ateşten korkacağını düşündüm.Κι η πρώτη ιδέα που είχα ήταν να χρησιμοποιήσω φωτιά, επειδή νόμιζα ότι τα λιοντάρια φοβόντουσαν τη φωτιά.