Ve ateşten indirilir.I hans Gestaltmode går han i luften (Flyver).
Herakleitos'a göre her şey ateşten geldi ve yok olup tekrar ateşe dönecek.Fawkes er en føniks, der går op i flammer når den dør og genopstår af asken igen.
Daha önceden cehennemde kıyametin ateşten tacını giyerdi.Dette var første (og eneste) gang festningen har åpnet ild mot en fiende.
Baba rüyasında oğlunun kordan (ateşten) doğacağını görür.Fortellerens far og hans hustru (fortellerens stedatter) fikk så en sønn selv.
Pişince ateşten indirilir.Bukankah dia ini puntung yang telah ditarik dari api?"
Ve ateşten indirilir.Kelak dia akan masuk ke dalam api yang bergejolak (neraka).
Daha önceden cehennemde kıyametin ateşten tacını giyerdi.最期は大勢の部下諸共空爆の炎で焼き尽くされた。
İnsan ruhu aslında ateşten meydana gelmiştir; ancak bu ateş ruh haline dönüşürken nemlenen bir ateştir.弔いの炎 魔導火の炎で現世を彷徨う人間の魂を成仏させる術。
Saçları ateştendir.髪の毛が燃えた。
Gözle görülemeyen, ateşten yaratılmış varlık.炎視力の持ち主でもある。
Biraz kaynatıldıktan sonra ateşten indirilir.倒すと炎に包まれて消滅する。
Ve ateşten indirilir.いかなる燃料も炎から漏れる。
Ateşten yaratılmıştır.大樋焼を創始した。
Baba rüyasında oğlunun kordan (ateşten) doğacağını görür.父連頼の家督は嫡子の尚連が嫡孫承祖した。
Ateşten oluşmuştur ve onu kontrol edebilir.炎を発生させ、自在に操ることが出来る。
Ateşten yararlanmayı öğrendikten sonra besinleri pişirmeye başladılar.記憶を取り戻した後は、たい焼きも食べられるようになった。
Pişince ateşten alınıp üstüne kepleme dökülür.倒すには崖から落とすか、炎で焼くのみ。
Çünkü metal ve demir işçiliği ateşten ayrılamaz ve ateş bu zanaatın bir parçasıdır.つまりスチール・ウールはライターなどで着火が可能であるが、鉄塊は火を近づけることで燃焼させることはできない。
Baba rüyasında oğlunun kordan (ateşten) doğacağını görür.父親是赤座直則(本能寺之變時戰死),兒子為永原孝治。
O kendisinin ateşten, Adem'in ise topraktan yaratıldığı söyler ve secde etmez.砲行必有乘也,惟砲與砲不相乘,亦不相食。
Alt kısımları kızarınca iki tepside ateşten indirilir.或使坐兩缸間,外逼以火。
Daha önceden cehennemde kıyametin ateşten tacını giyerdi.而前降神者,復號於眾曰:「焚之。
Ona göre tüm evren ateşten var olmuştur ve bir süre sonra yine ateşe dönecektir.万物由火而产生,又复归于火,而这种活动是有一定“分寸”,也即是遵循一定规律的。
Suyu çekince bir defa daha karıştırıp ateşten alınız.叛亂平亂之後,以髮為記,論功行賞取水防火。
Ateşten alındıktan sonra üzerine şerbeti ve fıstığı eklenip sıcak olarak servis yapılır.비롯없는 처음부터 불과(佛果)에 이르기까지 상속하면서 종자를 집지(執持)하는 지위.
Ve ateşten indirilir.(8) 무간지옥(無間地獄).
İnsan ruhu aslında ateşten meydana gelmiştir; ancak bu ateş ruh haline dönüşürken nemlenen bir ateştir.그러므로 내가 너희들에게 격렬하게 타오르는 불지옥을 경고하나니 가장 불행한 자들만이 그곳에 이르게 되니라.
Saçları ateştendir.머리 모양이 납작하다.
Ateşten zarar görmez.אני לא פוחד מאש.
Çünkü metal ve demir işçiliği ateşten ayrılamaz ve ateş bu zanaatın bir parçasıdır.Затова нито металът може да се отдели от огъня, нито огънят от метала.
Her şeyin kökeninin ateşten geldiğini, ve asla bitmeyen bir süreç ile ona döndüğünü varsaydı.От огъня всичко е произлязло и го връща обратно в период на непрекъснат процес.
Sadece iki yıl sonra, Titus yüksek ateşten öldü.След четири седмици Лудвиг умира от висока температура.
Ateşten yararlanmayı öğrendikten sonra besinleri pişirmeye başladılar.Когато започнали да копаят, намерили кости.
Saçları ateştendir.Kosa joj je raspuštena.
Bu aşk her ikisi için de ateşten bir gömleğe dönüşür.Iz tih je razloga majica postala izbor za dječake.
Ateşten zarar görmez.Nik oheň nevybije.
Sadece iki yıl sonra, Titus yüksek ateşten öldü.Po dvejų valdymo metų Titas mirė nuo karštinės.
Çoğunlukla yüksek ateşten şikâyetçiydi.Mirties bausmė dažniausiai būdavo sudeginimas ant laužo.
Çoğunlukla yüksek ateşten şikâyetçiydi.Sokud on tihti langenud süütamise ohvriks.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.1 явились їм поділені язики, ніби огняні, і сїв на кожному з них.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Apparvero loro lingue come di fuoco che si dividevano e si posarono su ciascuno di loro
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.A ukázaly sa im rozdeľujúce sa jazyky jako čo by jazyky ohňa, a sadol na jedného každého z nich.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Các môn đồ thấy lưỡi rời rạc từng cái một, như lưỡi bằng lửa hiện ra, đậu trên mỗi người trong bọn mình.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Các môn_đồ thấy lưỡi rời_rạc từng cái một , như lưỡi bằng lửa hiện ra , đậu trên mỗi người trong bọn mình .
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.E lhes apareceram umas línguas como que de fogo, que se distribuíam, e sobre cada um deles pousou uma.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Entonces aparecieron, repartidas entre ellos, lenguas como de fuego, y se asentaron sobre cada uno de ellos
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.És megjelentek elõttük kettõs tüzes nyelvek és üle mindenikre azok közül.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.In se jim prikažejo razdeljeni jeziki kakor ognjeni, in sedejo na slehernega med njimi;
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.I ukázali se jim rozdělení jazykové jako oheň, kterýžto posadil se na každém z nich.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.I ukazały się im rozdzielone języki na kształt ognia, który usiadł na każdym z nich.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Ja he näkivät ikäänkuin tulisia kieliä, jotka jakaantuivat ja asettuivat heidän itsekunkin päälle.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.불의 혀같이 갈라지는 것이 저희에게 보여 각 사람 위에 임하여 있더니
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Lalu mereka melihat lidah-lidah seperti nyala api menjalar ke mana-mana dan hinggap pada mereka masing-masing
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Nişte limbi ca de foc au fost văzute împărţindu-se printre ei, şi s'au aşezat cîte una pe fiecare din ei.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Och tungor såsom av eld visade sig för dem och fördelade sig och satte sig på dem, en på var av dem.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Og der viste sig for dem Tunger som af Ild, der fordelte sig og satte sig på hver enkelt af dem.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Og det viste sig for dem tunger likesom av ild, som skilte sig og satte sig på enhver av dem.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Und es erschienen ihnen Zungen, zerteilt, wie von Feuer; und er setzte sich auf einen jeglichen unter ihnen;
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Zij zagen iets wat op vuur leek; vlammen die zich boven ieder van hen verspreidden.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.και εφανησαν εις αυτους διαμεριζομεναι γλωσσαι ως πυρος, και εκαθησεν επι ενα εκαστον αυτων,