Ben ata binmeye giderdim.I used to go horseback riding.
Bütün suçu Tom'un üzerine atamazsın.You can't blame it all on Tom.
Tom çok iyi bir top atan oyuncudur.Tom is a very good bowler.
Ben yardımcı kadroya atanmak istiyorum.I want to be assigned to the vice squad.
Galler'de, bir atasözümüz var.In Wales, we have a saying.
Siz portakalı yiyemezsiniz ve kabuğunu atamazsınız. Bir insan bir parça meyve değildir.You can't eat the orange and throw the peel away—a man is not a piece of fruit.
Onlar onun atama için doğru olmadığını düşünüyor.They think he's not right for the assignment.
Hepimiz bir adım geri atalım ve düşünelim.Let's all take a step back and think.
İkinci set, Krajicek servis atacak.Second set, Krajicek to serve.
Bir ata sahip değilim.I don't have a horse.
Kuzey Şili'deki Atacama Çölü, yeryüzündeki en kurak yerdir.The Atacama Desert in northern Chile is the driest place on Earth.
Tom Mary'yi kurtarmaya gelmek için tereddüt etmedi, hatta kendi hayatını tehlikeye atarak.Tom did not hesitate to come to Mary's rescue, even at the risk of his own life.
Çocuklar ateşin yanında bacak bacak üstüne atarak oturdu.The children sat cross-legged around the fire.
Tom bu sefer atanmış sürücü olacak.Tom will be the designated driver this time.
Biz ona bir göz atacağız.We'll take a look at it.
Tom bir sürü atasözü biliyor.Tom knows a lot of proverbs.
Lastiklerine bir göz atayım.Let me take a look at your tires.
Biz kendimizi tehlikeye atarız.We take risks.
Tom büyükbabasının çiftliğindeyken geçen hafta ata bindi.Tom rode a horse last week when he was at his grandfather's ranch.
Tom Mary'ye günde birkaç kez mesaj atar.Tom texts Mary several times a day.
Biz her zaman birbirimize mesaj atarız.We text each other all the time.
Tom kesinlikle çok çığlık atar.Tom sure screams a lot.
Buraya imzanı atar mısın?Can you sign your name here?
Onların atalı olduklarını düşündüm.I thought they were wrong.
Tom başkan atandı.Tom has been appointed chairman.
Keşke ona ayakkabı atabilseydim.I wish I could throw a shoe at him.
Özel bir savcı atandı.A special prosecutor was appointed.
Tom'un ataması derhal yürürlüğe girer.Tom's appointment takes effect immediately.
Tom kısa bir süre sonra atandı.Tom was appointed shortly after.
Ona bir göz atar mısın?Would you get a look at that?
Bir saniye geri adım atalım.Let's step back for a second.
Gerektiğinde çocuklarıma dayak atarım.I spank my kids when needed.
Gerektiğinde çocuklarıma şaplak atarım.I spank my kids when needed.
Tom Boston'a atandı.Tom was assigned to Boston.
Başkanlığa Tom'u atadık.We appointed Tom chairman.
Ağlamayı kes, yoksa seni köpeklere atarım.Stop crying or I'll throw you to the dogs.
Tom panik atakları geçirdi.Tom had panic attacks.
Caligula, atını papaz olarak atadı.Caligula appointed his horse as a priest.
Hangi ata bahis oynadın?Which horse did you bet on?
Tom ata binmekte iyidir.Tom is good at riding horses.
Çok iyi top atamadığımı biliyorum.I know I can't throw a ball very well.
Beni her an dışarı atabilirlerdi.They could throw me out at any moment.
Her zaman bir ata binmek istemişimdir.I've always wanted to ride a horse.
Ben hiç ata binmedim.I've never ridden a horse.
Ata binmekten hoşlanırım.I enjoy horseback riding.
Asla ataletin gücünü hafife alma.Never underestimate the power of inertia.
Tom'a yumruk atan kişi ben değilim.I'm not the one who punched Tom.
Bana yumruk atan kişi Tom'dur.Tom is the one who punched me.
Şimdi ata bir içki vereceğim.I'll give the horse a drink now.
Gidip bir göz atacağım.I'll go and have a look.
Dün ata binmeye gittik.We went horseback riding yesterday.
Mary kanepede bacak bacak üstüne atarak oturdu.Mary sat cross-legged on the couch.
Zengin insanlar pahalı saatleriyle hava atarlar.Rich people show off with their expensive watches.
Panik atağım vardı.I had a panic attack.
Leyla çığlık atamadı.Layla couldn't scream.
Bir atasözü, uzun deneyime dayanan kısa bir cümledir.A proverb is a short sentence based on long experience.
O ata binebileceğini mi sanıyorsun?Do you think you can ride that horse?
Bu ata binebileceğini düşünüyor musun?Do you think you can ride that horse?
Artık ata ihtiyacımız yok.We don't need any more horses.
Onları otobüsün altına atacak.He will throw them under the bus.