Seni kim atadı?Who appointed you?
Onları kim atadı?Who appointed them?
Onu kim atadı?Who appointed him?
Tom bir ata binebilir.Tom can ride a horse.
Dedektif Dan Anderson, U.S. Marshal Brown'ın ekibine katılmak için atandı.Detective Dan Anderson was assigned to join U.S. Marshal Brown's team.
Dan yeni bir polis birimine atandı.Dan was assigned to a new police unit.
Dan banliyö alanını devriye için atandı.Dan was assigned to patrol a suburban area.
Dan satış departmanında yeniden işe atandı.Dan was reassigned to work at the sales department.
Buna bir göz atalım.Let me take a look at this.
Ona bir göz atayım.Let me have a look at that.
Tam buraya imza atar mısın, lütfen?Could you just sign right here, please?
Pekala, bir göz atalım.Well, let's have a look.
Tom'un atacak bir şeyi olsaydı, ona atardı.If Tom had had something to throw, he'd have thrown it.
Onu atacak mısın?Are you going to throw that away?
Ona bir göz atabilir miyim?May I have a look at that?
Bir tek daha atalım, sonra seni eve bırakırım.Let's drink one more and I'll drive you home.
Bu şarkıyı kafamdan atamıyorum.I can't get this song out of my head.
Bunu benim için atabilir misin?Can you throw that away for me?
Ataerkil sistem her zaman daha yaygın olmuştur.The patriarchal system has always been more prevalent.
Atatürk çiçeği kediler ve köpekler için zehirlidir.Poinsettias are poisonous to cats and dogs.
Mary arkadaşlarına mesaj atarak ya da e-posta yazarak telefonunda çok zaman harcar.Mary spends a lot of time on her phone, texting and e-mailing her friends.
Seni kafamdan atamıyorum.I can't get you out of my head.
Biz hayatımızdan tek sayfa yırtamayız ama bütün kitabı ateşe atabiliriz.We cannot tear a single page from our life, but we can throw the whole book into the fire.
Akşamleyin bana mesaj atacağını söyledin ama açıkça yalan söyledin.You said you would text me in the evening, but you lied, evidently.
Biz genellikle sadece mesaj atarız.We usually just text.
Tom atamayı kabul etti.Tom accepted the assignment.
Tom müdür atandı.Tom was appointed manager.
Umarım onlar Tom'u hapse atarlar.I hope they throw Tom in jail.
Sabit diskime hâlâ format atamadım.I still couldn't format my hard disk.
Tom bir idari müdür olarak atandı.Tom has been appointed administrative director.
Onlar Tom'u idari müdür olarak atadı.They appointed Tom administrative director.
Tom vali tarafından atandı.Tom was appointed by the governor.
Tom'u kimin atadığı kimin umurunda?Who cares who appointed Tom?
Tom'u kimin atadığını merak ediyorum.I wonder who appointed Tom.
Tom atağa yol gösterdi.Tom led the attack.
Kuğu çığlık atar.The swan cries.
O, kolayca ata bindi.She mounted the horse with ease.
Tom Mary'ye herhangi bir sebepten dolayı tokat atabilirdi.Tom would slap Mary for just any reason.
İnsanlar çığlık atarak yanan binadan koşarak dışarıya çıktı.People came running out of the burning building, screaming.
Eğer onu yaparsan, onlar seni bardan atar.If you did that, they'd kick you out of the bar.
Tom ata binemez.Tom can't ride a horse.
Çin atasözlerinin hepsini öğretmene geri verdim.I gave all of the Chinese proverbs back to the teacher.
Gerçekten ata binmeyi severim.I really like riding horses.
Ben bir ata sahip değilim.I don't own a horse.
O benden daha iyi top atar.She throws a ball better than I.
O, o kadar yorgun ki bir adım bile atamıyor.He is so tired, that isn't able to take even one more step.
Bir prens geldi, beyaz bir ata biniyordu.A prince arrived, riding a white horse.
Gerçeği söyleyen birinin hızlı bir ata ihtiyacı vardır.One who tells the truth, needs a fast horse.
Tom çığlık atanı duyabildi.Tom could hear screaming.
Onun kıçına tekme atacağım.I’m going to kick his ass.
Bu yumurta kabuklarını nereye atabilirim?Where can I throw these egg shells?
Onu atalım.Let's throw it away.
Bunu atalım.Let's throw this away.
Küçük adımlar atalım.Let's take small steps.
Gerçeklere bir göz atalım.Let's take a look at the facts.
Bütün bu eşyaları atalım.Let's throw all this stuff away.
Kaputun altına bir göz atalım.Let's take a look under the hood.
Kanıta bir göz atalım.Let's take a look at the evidence.
Bir an için geri adım atalım.Let's take a step back for a moment.
Meseleye daha yakından bir göz atalım.Let's take a closer look at the matter.