2 yıl atölye çalışmalarım olacak.Es werden zwei Jahre Studio Arbeit sein.
2 yıl atölye çalışmalarım olacak.Het gaat om twee jaar studiowerk.
2 yıl atölye çalışmalarım olacak.Két évet fogok stúdiómunkával tölteni.
2 yıl atölye çalışmalarım olacak.Miałem przed sobą dwa lata pracy w studiu; postanowiłem przygotować wszystko w ciągu dwóch lat.
2 yıl atölye çalışmalarım olacak.Saranno due anni di lavoro in studio.
2 yıl atölye çalışmalarım olacak.Significaría dos años de dedicación en el estudio.
2 yıl atölye çalışmalarım olacak.Va fi nevoie de doi ani de muncă de studio.
2 yıl atölye çalışmalarım olacak.Vai levar dois anos de trabalho em estúdio.
2 yıl atölye çalışmalarım olacak.Θα χρειαστεί δύο ετών δουλειά σε στούντιο.
2 yıl atölye çalışmalarım olacak.Ще бъде две години студийна работа.
2 yıl atölye çalışmalarım olacak.Это будет два года работы в студии.
2 yıl atölye çalışmalarım olacak.אלה הולכות להיות שנתיים של עבודה בסטודיו.
2 yıl atölye çalışmalarım olacak.عامان من العمل بالاستوديو
55 yaşında, şöhretinin zirvesindeyken, Gabrielle Chanel Cambon sokağındaki atölyeyi kapatır.55 év után, dicsősége csúcsán, Gabrielle Chanel bezárja a Cambon utcai üzletét.
55 yaşında, şöhretinin zirvesindeyken, Gabrielle Chanel Cambon sokağındaki atölyeyi kapatır.A 55 anni, al culmine della sua gloria,
55 yaşında, şöhretinin zirvesindeyken, Gabrielle Chanel Cambon sokağındaki atölyeyi kapatır.A 55 ans, au sommet de sa gloire,
55 yaşında, şöhretinin zirvesindeyken, Gabrielle Chanel Cambon sokağındaki atölyeyi kapatır.A los 55 años, en la cumbre del éxito,
55 yaşında, şöhretinin zirvesindeyken, Gabrielle Chanel Cambon sokağındaki atölyeyi kapatır.Mit 55 Jahren, auf dem Höhepunkt ihres Ruhmes, schließt Gabrielle Chanel die Türen in der Rue Cambon.
55 yaşında, şöhretinin zirvesindeyken, Gabrielle Chanel Cambon sokağındaki atölyeyi kapatır.Na vrhuncu slave pri 55 letih je Gabrielle Chanel zaprla atelje na rue Cambon.
55 yaşında, şöhretinin zirvesindeyken, Gabrielle Chanel Cambon sokağındaki atölyeyi kapatır.Vid höjdpunkten av hennes karriär, då hon är 55 år gammal, slår Gabrielle Chanel igen ateljén på Cambon-gatan.
55 yaşında, şöhretinin zirvesindeyken, Gabrielle Chanel Cambon sokağındaki atölyeyi kapatır.В 55 лет на пике своей славы
Atölyeyi kapattım ve eşyalarımı topladım."Ik heb de werkplek op slot gedaan en mijn spullen gepakt."
Atölyeyi kapattım ve eşyalarımı topladım.Pegawai: "saya telah menutup pabrik dan mengemas barang - barang saya".
Atölyeyi kapattım ve eşyalarımı topladım.- Zamknąłem warsztat i spakowałem swoje rzeczy...
Atölyeyi kapattım ve eşyalarımı topladım.-Έχω κλείσει το εργαστήριο και μάζεψα τα πράγματά μου.
Atölyeyi kapattım ve eşyalarımı topladım.العامل: لقد أقفلت ورشة العمل وحزمت أمتعتي
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.A tak jsem si říkal, jaký je to zajímavý nápad a zařadil jsem ho do návrhářského workshopu.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.En omdat ik dit een interessant idee vond, besloot ik het op te nemen in een design workshop.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Eu pensei que seria uma ideia interessante e incorporei-a num "workshop" sobre projecto.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Ho quindi pensato che fosse un'idea interessante, e l'ho incorporata in un laboratorio sulla progettazione.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Jag tyckte idén var intressant, så jag tog med den i en designworkshop.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.J'ai trouvé que c'était une idée intéressante, alors je l'ai insérée dans un atelier de conception.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.아무튼 저는 이게임이 재미있을 것 같아 디자인 워크샾에서 한번 해봤습니다.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Pensé que era una idea interesante, y la incorporé a un taller de diseño.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Pomyślałem, że to interesujący pomysł, i włączyłem to w warsztaty projektowe.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Și deci am considerat că aceasta e o idee interesantă, și am încorporat-o într-un seminar de design.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Úgy gondoltam ez egy érdekes ötlet, és beépítettem egy tervező-tréningbe.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Und so dachte ich, dass dies eine interessante Idee ist und ich habe es in einen Design-Workshop verwandelt.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Έτσι σκέφτηκα πως ήταν μία ενδιαφέρουσα ιδέα, και την ενσωμάτωσα σε ένα εργαστήριο σχεδίου.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.І тому я подумав, що це цікава ідея та включив її у дизайнерський семінар.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Мне эта идея понравилась, и включил её в программу своих семинаров по дизайну.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Така че си помислих, че това е интересна идея, и я включих в един дизайнерски семинар.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.ואני חשבתי שזה רעיון מעניין, ושילבתי את האתגר הזה בסדנת עיצוב.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.لذا فقد فكرت بأن هذه فكرة مثيرة، وقمت بتضمينها في ورشة عمل للتصميم.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.デザインの講習に組み込んでみました 大成功でした
Bir çömlek sanat atölyesinde başladım, herşey teker üzerinde yapılıyordu.제가 선택했던 햄버그에 있는 도예원은 예술 도예품을 만드는 곳이 었는데 그곳에서는 모든 도예품을 물레를 사용해서 만들었습니다.
Bir çömlek sanat atölyesinde başladım, herşey teker üzerinde yapılıyordu.Toen nam ik eerst deze baan in Hamburg, in een kunstpottenbakkerij waar alles werd gedaan aan de draaischijf.
Bir çömlek sanat atölyesinde başladım, herşey teker üzerinde yapılıyordu.Więc podjęłam pracę w Hamburgu przy ceramice artystycznej, gdzie wszystko się robiło na kole.
Bir çömlek sanat atölyesinde başladım, herşey teker üzerinde yapılıyordu.כך לקחתי את העבודה בהמבורג, בקדרות אומנותית שם הכל נעשה על האובניים,
Bir çömlek sanat atölyesinde başladım, herşey teker üzerinde yapılıyordu.بعدها أخذت أولاً هذه الوظيفة في هامبورغ، في مشغل فني للفخار حيث كان كل شيء مصنوع على العجلة
Bir çömlek sanat atölyesinde başladım, herşey teker üzerinde yapılıyordu.すべてが ろくろ で行われ 何人かの陶器作家と一緒に 工房で働きました
Bir gün, müşterilerden biri atölyesine gelmiş ve kendisinden aldığı bir saati temizletmek istemiş.Egy napon az egyik vásárlója besétált a műhelybe, és megkérte, hogy tisztítsa meg az órát, amit vásárolt.
Bir gün, müşterilerden biri atölyesine gelmiş ve kendisinden aldığı bir saati temizletmek istemiş.En dag kommer en kunde ind i hans værksted og beder ham om at pudse et ur, som han har købt.
Bir gün, müşterilerden biri atölyesine gelmiş ve kendisinden aldığı bir saati temizletmek istemiş.Iar într-o zi, unul dintre clienţi a venit în atelierul său şi l-a rugat să cureţe ceasul pe care-l cumpărase.
Bir gün, müşterilerden biri atölyesine gelmiş ve kendisinden aldığı bir saati temizletmek istemiş.하루는 그의 손님 중 하나가 작업장으로 찾아와 그가 구매했던 시계를 닦아달라고 부탁했어요.
Bir gün, müşterilerden biri atölyesine gelmiş ve kendisinden aldığı bir saati temizletmek istemiş.Pewnego dnia do warsztatu przyszedł klient, który przyniósł zegarek do czyszczenia.
Bir gün, müşterilerden biri atölyesine gelmiş ve kendisinden aldığı bir saati temizletmek istemiş.Rồi ngày nọ, một vị khách đến cửa hàng của anh và để nghị anh làm sạch chiếc đồng hồ mình đã mua.
Bir gün, müşterilerden biri atölyesine gelmiş ve kendisinden aldığı bir saati temizletmek istemiş.Suatu hari, salah satu pelanggannya datang ke bengkelnya dan memintanya untuk membersihkan jam yang dibelinya.
Bir gün, müşterilerden biri atölyesine gelmiş ve kendisinden aldığı bir saati temizletmek istemiş.Um dia, um dos seus clientes entrou na loja e pediu-lhe para limpar o relógio que tinha comprado.
Bir gün, müşterilerden biri atölyesine gelmiş ve kendisinden aldığı bir saati temizletmek istemiş.Y, un día, vino uno de sus clientes a su taller y le pidió que le limpie el reloj que había comprado.