1829'da işe Paris’te bir baskı atölyesi açarak girişti.В 1828 открыл собственную мастерскую в Париже.
Michelangelo Dominico Ghirlandaio'nun atölyesinde çırak olarak yetişmişti.Микеланджело поступает учеником в мастерскую к Доменико Гирландайо.
Aynı yıllarda kurduğu atölyesinde öğrenci yetiştirmeye başladı.В студии мы неделями ожидали, пока он разродится.
Çizgiofisi adındaki atölyesinde çalışmaktadır.Работал на заводе имени Письменного слесарем-сборщиком.
Nevfel Cumart yazı atölyelerinin tasarım ve programında esnektir.Мне жаль разочаровывать фэнов Dream Theater по всему миру...
Atölyesine döner, heykeli parçalar ve kendisi de avludaki bir heykele dönüşür.К несчастью, сам он падает в реку и превращается в статую.
Feminist Atölye.Женское ток-шоу.
Prag'da film atölyesini tamamladı.Закончил киношколу в Праге.
Mobilya atölyesi vardır.Есть несколько мебельных магазинов.
Çamaşırlık atölyesi olmuştu.Работает в химчистке.
1874 yılında kendi hesabına çalışmaya başladı ve 1876 yılında Warminster'da Woodcock Demir atölyesini kurdu.После этого он решил заняться собственным бизнесом и в 1896 году открыл склад древесины в Ларедо.
Şirket, üretiminin tamamına yakınını Uzak Doğu Asya'daki atölyelerde yaptırmaktadır.В настоящее время компания успешно экспортирует цемент по всей Западной Африке.
Türkiye'nin ilk özel seramik atölyelerinden birisini kurmuştur.Открыл одно из первых частных предприятий в Киргизии.
Atölyenin çalışanlarının gelmesiyle Elena atölyeden çıkar.Эдмон приглашает меня поужинать после театра.
Kaldıkları ev, eklenen birkaç atölye dışında çok fazla değişmedi.ولم يتغير منزلهم عدا بعض ورشات العمل الاضافية .
Bazı işletmelerde bu ufak atölyeler büyük fabrikaların içinde yer almaktadır.ثالثًا، دعم الورش الخاصة الصغيرة على حساب المصانع الكبرى.
Veragut atölyesinde çalışır ve orada yaşar.تعيش وحدها في شقة وجو تعمل لديها.
Wright’ın kendi atölyesinde 1893-1894’te tasarladığı Winslow Evi çok beğenildi.كما فاز ليفربول في جميع مبارياته التي أقيمت في الأنفيلد خلال موسم 1893-94.
İlk animasyon atölyesi César Coelho tarafından önerildi.واندلعت أيضا الحرب الكارلية الثانية تشجيع من الكونت كارلوس.
15 yaşına geldiğinde bir marangoz atölyesinde çırak olarak çalışmaya başladı.قررت في سن الخامسة أن تصبح رسامة.
Bu atölyeler kentin gelişmesinde büyük rol üstlendi.كان الملك مهتما بشدة بتطوير المدينة.
Bu zamanda Amerikan portre ressamı John Singer Sargent de sarayda bir atölyeye sahipti.Nessa época, John Singer Sargent, o pintor de retratos norte-americano, também tinha um estúdio no palácio.
1967 yılında, New York'ta Washington Square Park'a çok yakın olan atölyesinde vefat etti.Morreu em 1967, no seu estúdio próximo ao Washington Square Park, na Cidade de Nova Iorque.
Ayrıca Amsterdam'da Uluslararası Tiyatro Atölyesi'nde oyunculuk dersi aldı.Ele também estudou na Oficina Internacional de Teatro em Amsterdam.
Ayrılmasından saatler önce Theo'nun eşliğinde Seurat'ın atölyesine ilk ve tek ziyaretini gerçekleştirdi.Ele fez junto com Theo sua primeira e única visita ao estúdio de Seurat pouco antes de partir.
Piaget, Cenevre’nin en önemli mücevher atölyesine evsahipliği yapar.A Piaget dispõe do mais importante ateliê de joalheria de Genebra.
Oyuncu, atölyesine dönmüş bir ressamı kontrol etmektedir.O jogador assume o controle de um artista que retornou para seu estúdio.
Ancak Sisley 1862‘de Gleyre'nin atölyesine girdi.Em 1863, Sisley abandonou o ateliê de Gleyre.
1856 yılında kendi atölyesini açtı.Em 1867 abriu seu próprio atelier.
Bölüm bir "donanım atölyesi" ve gerçek bir "çalışan garaj kapısı" içerir.Ele contém uma oficina de hardware, bem como uma porta de garagem real de trabalho.
Yakın dönemlerdeki çalışmalarını Beyoğlu'ndaki atölyesinde gerçekleştirdi.Contudo, as suas crenças começaram a mudar durante a sua viagem no Beagle.
Grup ilk olarak eskiden bir kasap dükkânı olan Kirchner'in atölyesinde buluştu.Reuniam-se inicialmente no primeiro estudo de Kirchner, que previamente fora um açougue.
1424 yılında Venedik'e dönerek bir atölye açtı ve ölene kadar burada çalışmalarını sürdürdü.Abriu uma oficina em 1424, que administrou até sua morte.
Ayrıca küçük kilise yanında bir çömlek atölyesi (Çömlekhane) vardır.Ao lado da igreja está um pequeno campanário românico.
Roma'da kendi atölyesini kurdu.Na Venezuela teve seu próprio show.
Feminist Atölye.Un Programa feminista.
Şişli’de küçük bir atölye açtı.Abriu uma pequena empresa no ramo de colchões.
Piaget, Cenevre’nin en önemli mücevher atölyesine evsahipliği yapar.Piaget bezit het belangrijkste juweliersatelier van Genève.
Halen atölyesinde üretici olmaya devam etmektedir.Hij zou wel actief blijven als uitvoerend producent.
Savaştan sonra Caillebotte ressam Léon Bonnat'ın atölyesini ziyaret etmeye başladı.Na de oorlog nam Caillebotte schilderlessen in het atelier van Léon Bonnat.
Bu başarıdan kısa bir süre sonra Couture bağımsız bir atölye açarak resim eğitimi vermeye başladı.Na dit succes opende Couture een atelier.
Roma'da kendi atölyesini kurdu.Hij heeft in Rome zijn kunst vervolledigd.
İlçede sanayiye yönelik değirmen ve birkaç küçük atölyeden başka bir şey yoktur. ^ 2017.Er is bijna geen economische bedrijvigheid in de straat, alleen wat landbouwbedrijven en tot 2018 één winkel.
1962 yılında kendi atölyesini açtı.In 1976 opende hij een eigen atelier.
15 Kasım 1886 tarihinde Stuttgart'ta kendi 'Hassas Mekanik ve Elektroteknik Atölyesi' ni açtı.In 1886 stichtte hij zijn eigen bedrijf, de Werkstätte für Feinmechanik und Elektrotechnik te Stuttgart.
Ive, ilk tasarım eğitiminin temellerini babasının atölyesinde aldı.Hij ontving zijn eerste graveeropleiding in het atelier van zijn vader.
Bu ev Moore'un ölene kadar kalacağı ev ve atölyesi olacaktı.Dit zou voor Moore de laatste woning annex atelier worden.
Bir tekne kiralayıp atölye olarak kulandı.Ze hebben een boot gehuurd.
Bunun ardından fabrikanın döküm ve çelik atölyelerindeki işçiler işi durdurdu.Ondertussen gaat het slecht met de zaken en staken al de werknemers van de staalfabriek.
Mobilya atölyesinde çalışmaktadır.Hij werkt in een motorwinkel.
2013-2014: Fikir Atölyesi ^ Eski kocam, yeni sevgilimi tanıyor.(23) 20-12-1983 - Liefde op het eerste gezicht - Koos en Mien gaan naar het huwelijk van Miens nichtje.
Ayrıca küçük kilise yanında bir çömlek atölyesi (Çömlekhane) vardır.Naast de kerk ligt een kleine kerktuin.
Burada ayrıca bir kartografya atolyesi kurmuştur.Ook werd er een keer met bankbiljetten gezwaaid.
Mektuplaşmaya devam ettiler ve 1890'da Gauguin Anvers'de birlikte bir atölye kurmayı önerdi.Tym niemniej korespondowali ze sobą, a w 1890 Gauguin zaproponował, żeby razem utworzyli atelier w Antwerpii.
Ayrılmasından saatler önce Theo'nun eşliğinde Seurat'ın atölyesine ilk ve tek ziyaretini gerçekleştirdi.Na kilka godzin przed odjazdem odwiedził po raz pierwszy, w towarzystwie Theo, Seurata w jego atelier.
1985 yılından bu yana kendi atölyesinde serbest fotoğrafçı olarak çalışmalarını sürdürmektedir.Od 1985 roku wykonuje wolny zawód artysty fotografika.
Bunlara kimi zaman çalışma odası (atölye) ve banyo eşlik ederdi.Przez jakiś czas czynny był kiosk "Ruchu" oraz toalety.
Feminist Atölye.Kongres feministyczny.
Joan Littlewood ve onun Tiyatro Atölyesi tarafından sahnelendi.Po ukończeniu studiów, dołączył do Theatre Workshop Joan Littlewood.
Kentte ayrıca bankalar, sigorta şirketleri, iletişim şirketleri ve atölyeler bulunmaktadır.W mieście swoje siedziby i oddziały ma wiele banków, towarzystw ubezpieczeniowych oraz spółek wydawniczych.