asır ile cümle
asır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Atmosferdeki aşırı CO2'in lisoklin alanlarının küçülmesinin temel nedeni olduğu düşünülmektedir.Z badań wynika, że głównym źródłem emisji dioksyn do atmosfery są pożary lasów.
Swabian Alb'de yaşam aşırı derecede zordu.W czasie wojen szwedzkich Biesowo bardzo ucierpiało.
Bununla birlikte, Aralık 2007'de Eminem, aşırı dozda uyuşturucu kullanımı nedeniyle hastaneye kaldırıldı.W marcu 1980 roku był hospitalizowany z powodu przedawkowania narkotyków.
Ülkede bazı kışlar aşırı soğuk olur.W tym regionie zimy są bardzo mroźne.
Dışavurumculuğun aşırı gerçek dışılığı kısa ömürlüydü.Sama uroczystość otwarcia była wyjątkowo krótka.
Aynı zamanda Asir Bölgesi'nin başkentidir.Stolica prowincji Asir.
1024-1029 döneminde Filistin ve Suriye'de gayet ciddi Bedevi Arap aşiretleri isyanları çıkmıştı.W latach 1024-1029 w Palestynie trwał bunt Beduinów.
Aşırı sağcı László Bárdossy de bir sonraki başbakan oldu.Nowym premierem został László Bárdossy.
Pakistan, aşırıcılık, uyuşturucu ve silahların geri tepmeleriyle karşı karşıya kaldı." demekteydi.Przywitamy was bronią, krwią i samobójczymi zamachami!".
Yalnızca en aşırı bireyciler anarşi yanlısıdır.Walkę zbrojną prowadzą dalej prawie wyłącznie anarchiści.
Benzer aşırı görüşler Doğu Avrupa'ya da yayıldı.Uważają oni, że zjawisko to dotyczyć może całego regionu wschodniej Europy.
1891'de, aşırı milliyetçi Alman Birliği Derneği'nin (Alldeutscher Verband) oluştuğu Hugenberg'i kurdu.W roku 1891 został współzałożycielem ultranacjonalistycznej Ligi Pangermańskiej (Alldeutscher Verband).
Aşırı duyarlılık, optik nörit ^ Lim SA (April 2006).Czynniki integrujące i dezintegrujące (1993).
40 yaşında aşırı dozda uyuşturucu kullanımı nedeniyle ölmüştür.Zmarł w wieku 43 lat z powodu przedawkowania leków.
Bununla beraber, Wittgenstein çifti, o asır içerisinde Viyana’da bulunan en zengin ailelerden biriydi.Wittgensteinowie byli jedną z najbogatszych rodzin Austrii.
Kendisi aşırı cesaretiyle tanınır.Chłopiec charakteryzował się niezwykłą odwagą.
Piyasada tekelleşme sonucu fiyatlar aşırı yükselebilir.Skutkiem wprowadzenia ceny maksymalnej może być niedobór rynkowy.
Görünüşe göre uyku haplarının aşırı dozda alındığı bir ilaçla intihar etmişti.Popełniła samobójstwo przez przedawkowanie tabletek nasennych.
Aşırı ağrıya neden olabilir.Może ona spowodować znaczne dolegliwości bólowe.
1982’de henüz 36 yaşındayken aşırı dozda alkolle ilaç karışımından ölmüştür.W 1982 roku, w wieku 37 lat zmarła w wyniku śmiertelnego zatrucia mieszanką alkoholu i środków uspokajających.
Bir asır birlik olamadılar.Brak było wspólnego dowództwa.
Şehir hakkında ilk bilgiler XII. asıra aittir.Pierwsze wzmianki o miejscowości pochodzą z XIV w.
Aşırı yorgunluk.Ovanligt trötthet.
15 asırda ismi geçmektedir.Var försiktig med namn 15.
Şekerle tatlandırılan içeceklerin aşırı tüketimi, risk artışıyla bağdaştırılmaktadır.En överkonsumtion av socker-sötade drycker förknippas med ökad risk.
Kişilere ve olaylara aşırı duyarlılık.Människor och händelser.
Şövalye Demir Haçı aşırı savaş cesareti ya da başarılı askeri liderlikten dolayı verilmiştir.Riddarkorset och Järnkorset som delades ut för mod eller det framgångsrika militära ledarskapet.
Kuzey Avrupa toplumlarındaki kadar aşırı olmasa da Fransa'nın kuzeyinde ve İtalya'da da bira tüketiliyordu.Även om det var mindre vanligt än i norr så dracks öl även i norra Frankrike och på Italiens fastland.
Moretz ailesini "aşırı derecede Hristiyan" olarak tanımlamaktadır.Hon har beskrivit sin familj som "mycket kristen".
Bu saldırıda esirlere aşırı zalim davranmış ve bazı durumlarda Latin esirleri çarmıha gerdirmiştir.Mikael var överdrivet grym mot sina fångar, och i vissa fall korsfäste han latinska präster.
Görünüşe göre uyku haplarının aşırı dozda alındığı bir ilaçla intihar etmişti.Hon begick självmord genom en överdos sömntabletter.
Bu suikaste misilleme olarak, FHKC, aşırı sağcı İsrail turizm bakanı Rehevam Zeevi’yi öldürür.Som svar på Israels aktion mot PFLP svarade de med att döda Israels turistminister, Rehavam Zeevi.
Tek çocuk politikası 1979 yılında aşırı nüfus artışının önlenmesi amacıyla uygulanmaya koyuldu.Regeringen började den ettbarnspolitiken år 1979 för att hindra ökningen av befolkningsmängden.
Türün, büyük olasılıkla aşırı avlanma sonucu yok olduğu tahmin edilmektedir.Arten anses med största sannolikhet vara utdöd.
Erkekler birbirlerine karşı aşırı saldırgandır.Hanarna är mycket aggressiva mot varandra.
Aşırı uyuma hali de gerçekleşebilir.Man kan också uppleva sig extra sömnig.
Protestan Kiliseleri arasında aşırı görüş ayrılıkları vardır.Inom protestantiska samfund råder delade meningar.
Bu aşırı süssüzlük, Palladyanizm'in bir özelliğiydi.Detta motiv utgör ett av palladianismens främsta kännetecken.
Bu safhada, kişide aşırı sıvı yüklemesi (çok fazla sıvının geri alınması) olabilir.Under detta stadium kan personen råka ut för vätskeöverbelastning (då för mycket vätska återupptas).
Matematikte Steinhaus–Moser gösterimi, aşırı derecede büyük sayıları ifade etme anlamına gelir.Steinhaus–Mosers notation är ett sätt inom matematiken att uttrycka extremt stora tal.
Atlantik aşırı ilk seferi ise geminin sonraki kaptanı için tam bir felaket ile sonuçlandı.De inleder ett förhållande, ursprungligen till sjökaptenens stora missnöje.
Rüzgâr hızıyla aşırı derecede ilişkilidir.Detta eftersom man når mycket hög fart i förhållande till vinden.
Dük Paris halkından aşırı bir destek ve sevgi gördü.Kandidaturen hade mycket stort stöd från Paris invånare och nationen i sin helhet.
Daha küçük bir grup da aşırı uçta bulunan Guardians of the Cedars'dı.En mindre grupp var den nationalistiska Cederväktarna.
1978 yılında aşırı dozda uyku ilacıyla intihar etti.Hon begick självmord 1976 genom en överdos av sömntabletter.
Kürt-Sinemili aşireti mahallede meskundur.Småländsk företagsamhet i möbler.
Ailem çok dindar değildi fakat ben aşırı muhafazakardım.Familjen var traditionell men inte överdrivet religiös.
İklim son derece kurudur ve sıcaklıklar aşırı sıcak ve mevsimsel gece donmaları arasında değişmektedir.Klimatet är extremt torrt och temperaturen växlar mellan extrem hetta och regelbunden nattkyla.
Çoğunluk olarak Asi aşireti yaşamaktadır.Han är emot abort under de flesta omständigheterna.
Önceden çalıştığı iş yerlerinden yalan haber, aşırı alkol tüketimi gibi sebeplerden dolayı atılmıştır.N= Neglect Har Du någonsin försummat några av Dina plikter pp. g.a. alkohol eller drogbruk?
Çünkü babası onun aşırı ciddi bir müzik eğitimi almasını istemiyordu.Hans far ville emellertid inte tillåta honom att studera musik.
Willow'un vampir halindeki davranışları çok huysuz ve aşırı derecede kaprislidir.Culanns vakthund är vild och blodtörstig.
Bu populasyonun yok olması aşırı avlanmaya bağlanmış olsa da iklimin değişikliği nedeniyle de olabilir.Utbredningen av sjukdomen tycks öka, möjligtvis på grund av klimatförändringen.
Bazı insan minisatelitlerin aşırı derecede değişime uğrayabildiği gösterilmiştir.För män är variationsmöjligheten uppenbart mindre.
Batıya giden Kıpçaklar ise asırlar içinde büyük maceralar yaşamıştır.På den långa färden genom den amerikanska södern upplever de många äventyr.
Koyukonlar doğayı anlama becerilerini asırlar içinde geliştirmiştir.Klanerna har genom århundradena lyckats utveckla övermänskliga krafter.
Rossini'nin hazırladığı operatik fars eserlerinde aşırı duygusallığın da önemli olduğu kabul edilmektedir.Hennes personliga tolkningar av Rossini-operor gör henne i viss mån omstridd.
Kaynaklardan anlaşıldığına göre ölüm nedeni olarak aşırı çalışmaya bağlı yorgunluk ve yıpranma gösterilmiştir.Hans död sägs ha berott på överarbete och utmattning.
Genelde insanlara karşı aşırı dürüsttür ve bu da başını belaya sokar.Han framställs oftast också som illvillig och ställer gärna till problem för andra.
Köy halkı Tayyan aşiretine mensuptur.De administreras som ett härad inom Taiwanprovinsen.
İlgili Sayfalar