Kaçmaya çalışanlar ibret olması için asılmakta ve teşhir edilmekteydi.Los que conocían (gnosis) esta verdad podían intentar escapar.
Bunun yanında asılma da yaygın bir idam biçimiydi.El muerto fue otro tema muy frecuente.
Bunun yanında asılma da yaygın bir idam biçimiydi.Anche l'impiccagione era assai diffusa.
İkinci bir kritik noktanın aşılmasıyla ise süperiletkenlik yok olur.A un campo magnetico ancora maggiore secondo campo critico la superconduttività è distrutta.
Mahkum asılmadan önce bir sehpaya çıkarılır.Appena arrivati si trovano davanti un'impiccagione.
Bazı bürokratik engellerin aşılmasından sonra, gecikmeli bir şekilde proje tasarlanmıştır.“Dopo infinite lungaggini burocratiche, l'autorizzazione al viaggio è arrivata troppo tardi.
Krizin aşılması adına 24 Ocak Kararları yürürlüğe konuldu.Il 2 giugno la crisi pare superata.
Krizin aşılmasından sonra Angola ile Zaire 22 Temmuz 1977 günü sınır antlaşması imzalarlar.Dopo lunghi negoziati, il 2 luglio 1972 India e Pakistan siglarono quindi l'accordo di Simla.
Fakat kişinin kendisini aşması için, ilk önce insanın aşılması gereken bir şey olduğunu kabul etmesi gerekir.Per essere forti a un certo punto gli uomini devono ammettere la propria debolezza.
Bu zaman ve mekanın aşıldığı devirde organlar kompleksi zaman ve mekanın aşılmasıyla alakalıdır.В наше время преодоления времени и пространства этот комплекс также занят преодолением времени и пространства.
Libya Direnişi Lideri Ömer Muhtar'ın asılması emrini verdi.Главарь банды приговорил себя к повешению (рус.).
Bu pesimizmin aşılması gerekmektedir.Вот греха мы должны бояться.
Bunun yanında asılma da yaygın bir idam biçimiydi.В результате поломки были обычным явлением.
İkinci bir kritik noktanın aşılmasıyla ise süperiletkenlik yok olur.Выше второго критического поля, сверхпроводимость разрушается.
VNE: 149 KIAS (Kesinlikle aşılmaması gereken sürat.Men's 94kg (англ.) (недоступная ссылка).
Fakat kişinin kendisini aşması için, ilk önce insanın aşılması gereken bir şey olduğunu kabul etmesi gerekir.Кому-то, наоборот, нужно прежде всего ощущать себя в безопасности.
Sonra duyduk; büyüklerimiz demişler ki: Bunlar asılmaya mı gidiyor?”قالوا: نتولى أبا بكر وعمر ونتبرّأ من أعدائهم؟ قال: فالتفت إليهم زيد بن علي فقال لهم: أتتبرؤون من فاطمة؟!
Victor, anlatsa da kimsenin kendisine inanmayacağını bildiği için kadının asılması konusunda çaresiz kalır.كان فيكتور عاجزًا عن منعها من الشنق لأنه عَلِمَ أن لا أحد سيصدق قصته.
Bunun yanında asılma da yaygın bir idam biçimiydi.وكانت التضحية بالأطفال أيضًا ممارسة شائعة.
Asılmadan evvel kendisine son bir sözü olup olmadığı soruldu.حديث (كل أمرٍ لا يبدأ فيه بذكر الله فهو أبتر) الإسلام سؤال وجواب.
Krizin aşılmasından sonra Angola ile Zaire 22 Temmuz 1977 günü sınır antlaşması imzalarlar.وقع موبوتو ونيتو اتفاقا حول الحدود في 22 يوليو 1977.
Sorun ya da problem; çözülmesi gereken mesele, soru veya aşılması gereken engel.Definir o problema ou problemas que o autor está procurando resolver.
Fakat bu sefer aşılması gereken daha da büyük bir engel karşılarına çıkar.Om deze te bereiken moest nog wel een belangrijke hindernis worden overwonnen.
Sonra duyduk; büyüklerimiz demişler ki: Bunlar asılmaya mı gidiyor?”Toen hij tot zijn volk zeide, "Wilt gij niet godvruchtig zijn?
Asılmadan birkaç saniye önce Julius Streicher, "Purim Fest 1946!" diye bağırdı.Toen hij het schavot opliep sneerde hij nog "Purim Fest 1946!".
Kaçmaya çalışanlar ibret olması için asılmakta ve teşhir edilmekteydi.Koeriers werden uitgezonden om hem daarvan te verwittigen.
Bunun yanında asılma da yaygın bir idam biçimiydi.Toen was het nog een algemeen voorkomende soort spreeuw.
Bu pesimizmin aşılması gerekmektedir.Het wordt geassocieerd met pessimisme.
Bütün maden işçileri Johnson'un aşılmasını istemektedirler.De zaak draaide voor een groot deel rond de poging van Johnson om Stanton te vervangen.
Filmin sonundaki yazılardan Tess'in cinayetten suçlu bulunarak asılmak suretiyle idam edildiğini öğreniriz.Het slot van deel twee wordt omschreven als de ophanging van Tess.
Bununla birlikte herhangi bir materyal gibi tamamen aşılmaz değildir.Nie ma zatem żadnej istoty istniejącej niezależnie od układu jako całości.
Bu zaman ve mekanın aşıldığı devirde organlar kompleksi zaman ve mekanın aşılmasıyla alakalıdır.W czasach wykraczania poza czas i przestrzeń, układ organów dotyczy wykraczania poza czas i przestrzeń.
Asılmadan evvel kendisine son bir sözü olup olmadığı soruldu.Przedtem jednak mówi Wioletce, iż nie odpuści, dopóki nie zdobędzie ich fortuny.
Fakat bu sefer aşılması gereken daha da büyük bir engel karşılarına çıkar.Ale żeby to zrealizować, będzie musiała pokonać wiele przeszkód.
Bunun yanında asılma da yaygın bir idam biçimiydi.Zbyt duże zagęszczenie powieszonych skrzynek jest częstym błędem.
Asılmadan birkaç saniye önce Julius Streicher, "Purim Fest 1946!" diye bağırdı.Ostatnie słowa Streichera brzmiały: „Pewnego dnia bolszewicy powieszą też was” oraz „Purim 1946”.
Asılmadan birkaç saniye önce Julius Streicher, "Purim Fest 1946!" diye bağırdı.Han vände sig till vittnena och skrek: ”Purimfest 1946!”
Bütün maden işçileri Johnson'un aşılmasını istemektedirler.För andra betydelser, se Johnson Reservoir.
Bunun yanında asılma da yaygın bir idam biçimiydi.Spit roasting över en gropugn var också ett vanligt sätt.
Sonra duyduk; büyüklerimiz demişler ki: Bunlar asılmaya mı gidiyor?”Один з них вимовив нещиро: «Мабуть, непогана була поїздка?».
Ama boynunda asılma izi yok...У позашлюбному вбранні «нашийника» немає.
Kaçmaya çalışanlar ibret olması için asılmakta ve teşhir edilmekteydi.Ti, kteří zapomněli na minulost (Those who forget the past).
Bu pesimizmin aşılması gerekmektedir.Je to hřích přemíry.
Fakat kişinin kendisini aşması için, ilk önce insanın aşılması gereken bir şey olduğunu kabul etmesi gerekir.Když chceš o něčem za někoho rozhodovat, tak se s ním o tom musíš napřed domluvit, ne?
Asılmadan evvel kendisine son bir sözü olup olmadığı soruldu.Lhůta lze prodloužit jedině před jejím uplynutím, po jejím uplynutí již lhůtu prodloužit nelze.
Bazı bürokratik engellerin aşılmasından sonra, gecikmeli bir şekilde proje tasarlanmıştır.Kvůli byrokratickým průtahům se ale realizace opozdila.
Aşılmaz yüksekliğe sahiptir.On je nekonečně nejvyšší.
Oradakiler mjaden işçileri Johnson'u bir hursiz ve katil suçuyla hüküm giyip asılmasını istemektedirler.Majoritatea radicalilor erau convinși că Johnson va fi condamnat și demis.
Böylece arka bacaklarından denge bularak aşağıya asılması mümkündür.Picioarele puternice din spate îi permit să sară între arbori.
Ama boynunda asılma izi yok...A nyakán nem lehet gallér.
İkinci bir kritik noktanın aşılmasıyla ise süperiletkenlik yok olur.A Hc2 második kritikus értéket meghaladva a szupravezetés teljesen megszűnik.
Bunun yanında asılma da yaygın bir idam biçimiydi.Erre a legjobb mód a gyakori kaszálás volt.
Bu zaman ve mekanın aşıldığı devirde organlar kompleksi zaman ve mekanın aşılmasıyla alakalıdır.Tänä ajan ja paikan ylittämisen aikakautena tämä elinten kokonaisuus liittyy ajan ja paikan ylittämiseen.
Hermann Göring ise asılmasına saatler kala zehir içerek kendi hayatına son verdi.Det lykkes Hermann Göring at begå selvmord med gift, få timer før han skal hænges for sine krigsforbrydelser.
Bunun yanında asılma da yaygın bir idam biçimiydi.Tidligere var hængning mere almindelig.
Bunun yanında asılma da yaygın bir idam biçimiydi.Bruken av tortur som straff var også vanlig.
Bu problemlerin aşılması için daha fazla araştırma yapılmaya başlandı.Flere forsøk ble gjort for å ta seg av dette problemet.
Sonra duyduk; büyüklerimiz demişler ki: Bunlar asılmaya mı gidiyor?”Mereka bertanya: Lalu dari mana asal suara (guntur) yang kita dengar itu?
Bunun yanında asılma da yaygın bir idam biçimiydi.Mati dengan menggantung adalah metode lain yang populer.
Maaliyet ve bütçenin aşılması: OS/360 işletim sistemi klasik bir örnektir.Họ máy tính và vi xử lý IBM System/360 là một ví dụ điển hình.