Ana içeriğe geç
Sözlük

asıl ile cümle

asıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak takım asıl sürprizi Kupa'da yaptı.Mais la série a commencé dans La Boîte à Surprise.
Bowe Robert Bergdahl (28 Mart 1986, Sun Valley, Idaho) Norveç asıllı Amerikalı eski çavuş.Bowe Robert Bergdahl, né le 28 mars 1986, est un soldat américain de l'armée de terre des États-Unis.
O da görevi, vefat etmiş olan grubun asıl bateristi James "The Rev" Sullivan'dan almıştır.C'était le dernier clip avec Jimmy "The Rev" Sullivan avant sa mort.
Ancak unuttukları asıl mesele ise çakal olmak değil de, çakallarla dans edebilmenin zorluğudur.Cependant, dans la plupart des mentions, le but n'est pas la transformation en chacal mais la purification.
Bu gemiler saldırının asıl yükünü taşımışlardır.Ces navires ont subi le plus fort de l'assaut japonais.
Asıl soru: Niçin taklit ediyorsunuz?Pourquoi l'imitation ?
Bu kılıç yalnız efelerin evinde asılı durur.Cette dernière est accrochée au ceinturon du sabre.
1976 yılında, domuz kökenli grip aşısı ile aşılananlar arasından çok sayıda GBS vakası gelişmiştir.En 1976, un risque accru de SGB est relevé après une vaccination antigrippale.
Asıl adı Tutankhaton'dur.Il prend le nom de Toutânkhamon.
Kapılara gizlice kulak asılır.Des peintures en trompe-l'œil décorent les portes.
Asıl olarak yazı dili konuşma biçiminde bulunur.En bref, il s'agit de parler en langue des signes.
Aşağıdaki tabloda ters trigonometrik fonksiyonların asılları listelenmiştir.Ci-dessous les défauts des thermoplastiques injectés.
Ancak eserin asıl konusu Moğol İmparatorluğu'nun nasıl kurulduğu ile ilgilidir.Elle tire son origine de la fondation de l'empire mongol.
"Gelibolu Çanakkale Belgeseli Sonunda Aşıldı"."Mars le ténébreux est enfin arrivé.
Ancak asıl olarak terimin de oluşturucusu olan Norbert Wiener tarafından geliştirmiştir.C'est, d'autre part, une méthode développée par Norbert Wiener en traitement du signal pour la prédiction.
Serseri derhal asılarak idam edilir.Les contrevenants sont exécutés publiquement par pendaison.
Arnavut asıllıdır ve Yeniçerilikten yükselmiştir.Penn a été élevé dans la laïcité et est agnostique.
Her ikisi de asiler tarafından esir edilmişlerdir.Les deux sont alors détenus par les hommes.
Kendisine bağlı birlikler çekilme esnasında Arap asilerin katliam amaçlı saldırılarına maruz kaldı.Dès l'adoption du plan de partage, il est l'objet d'attaques arabes.
Eğitimini tamamlayınca, babasıyla birlikte çalışmak için geri döndü fakat asıl amacı ressam olmaktı.Après avoir terminé sa scolarité il obtint le consentement de son père pour devenir peintre.
Derya asıl gerçekle çok acı bir şekilde yüz yüze gelecektir.Il découvrira bientôt la terrible réalité.
İnsanlarda bu hastalığın önlenmesi, hayvanların bu hastalığa karşı aşılanmasıyla sağlanmaktadır.On présume qu'ils sont préservés de cette maladie par leur manière de vivre.
Asil bir düşünce tarzına sahiptir.Vous me paraissez donc avoir une bonne mentalité.
Zaten asıl amacı da Mustafa'yı öldürmektir.La pièce a pour sujet la mise à mort de Moustapha.
""Asıl trajedilere şimdi geliyoruz"".De vrais épisodes dramatiques ont eu lieu ici, ».
Kurutulmak için asılan çamaşır..La corde à linge sert à faire sécher du linge.
Saddam Hüseyin, 30 Aralık 2006 tarihinde Kurban Bayramı'nın ilk gününde asılarak idam edildi.C'est Al-Hurra qui annonça en premier la mort de Saddam Hussein le 30 décembre 2006.
Bu tarihten sonra sıkı bir aşılama kampanyası başlatıldı.Avant cet événement, une grosse campagne promotionnelle est lancée.
Hamak, evde, karşılıklı iki duvara asılabilir.Elles sont accessibles par deux rampes parallèles à la muraille.
1087), Endülüs'lü Arap asıllı astronom.1574 - Horloge astronomique de Strasbourg.
Fakat asıl ilginç önerisi çocuk üretimi konusundadır.Une question délicate est celle de la responsabilité face aux enfants.
Babası Franck, Guadeloupe asıllı bir Fransız vatandaşı ve aynı zamanda amatör bir futbolcuydu.Son père, Franck, originaire de Guadeloupe, a été footballeur amateur en Indre-et-Loire.
New York asıllı olmasına rağmen, şu anda Paris’te yaşıyor ve çalışıyor.Bien qu'originellement basée à New York, Cheang vit et travaille actuellement à Paris.
İrlanda asıllı Amerikalı bir baba ve Yahudi bir annenin kızıdır.Elle est la fille unique d'une mère afro-américaine et d'un père juif .
O sırada İmparator Şimşek gücünü Asilerin üzerinde kullanır.Ensuite des éclairs frappent l’ennemi.
Filmin asıl adı "Szarada".Le film s'appelle Ridicule.
Bundan sonra asılarak infazı gerçekleşmiştir.L'effet de strangulation est appliqué en pendaison.
Asıl ününü 1960'lı yıllarda Fransa'da yaptı.Il immigre en France dans les années 1960.
Asıl tablo (1891).Le Diable (1891).
Hakan Yakın (22 Şubat 1977, Basel), Türk asıllı İsviçreli eski futbolcudur.Hakan Yakın (né le 22 février 1977 à Bâle) est un footballeur international suisse d'origine turque.
Ona bu kadarcık da iş düşmüş bulunmasaydı, Zorlu sanki asılmış değil, intihar etmiş olacaktı.Voyant ce qu'elle avait fait, désespérée, Déjanire se pend.
Asıl köşk katında ise duvarlar mermer kaplamaların ardında gizlenmiştir.Les murs en travertin sont dissimulés derrière des plaques de marbre.
Edirne'ye getirilip kale burcundan asılarak idam edildi.Ils furent emmenés à Delhi et pendus.
Erkek çıkardığı kergerleri kız kardeşinin boynunda asılı duran torbaya atıyormuş.Il a l’habitude de porter les doigts de ses victimes en forme de collier autour du cou.
Bu durumun asıl sebebi budur.De là vient la difficulté.
Asıl adı Mehmed idi.Elle s'appelait auparavant Myre.
Saat Zaman Lordu tarafından açılırsa asıl biyolojisini kendine geri yükler.Une fois sa maturité atteinte, la libellule entreprendra sa période de reproduction.
O, tamamen asılsız bir söylenti.Ese es un rumor totalmente infundado.
İngilizce öğrenmekteki asıl amacın nedir?¿Cuál es tu propósito principal para que estudies inglés?
Uçurtma ağaçta asılı kaldı.La cometa se quedó enganchada en el árbol.
Asıl olarak Norveçli çoban ve köylülerin başlıca yemeği idi.Originalmente fue el alimento básico de los pastores y campesinos noruegos.
Maaliyet ve bütçenin aşılması: OS/360 işletim sistemi klasik bir örnektir.Costo y desbordamiento de presupuesto: el sistema operativo OS/360 fue un ejemplo clásico.
Ancak F Tipi yangınlarda yakıtın (Pişirme yağları) tamamının sıcak olması yangının "asıl nedenidir".Naraka (नरक), en sánscrito Niraya (िनरय), en palí Nárók (นรก), en thai Neraka, (en malayo).
Şikago'da karşılaştıkları şiddet o kadar aşılması zordu ki, bu iki arkadaşı çok etkilemişti.La violencia en Chicago fue tan intensa que conmocionó a los dos amigos.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.Su objetivo principal es salvaguardar los derechos y el bienestar de los refugiados.
Asıl muharebe, daha küçük çaplı çatışmalarla geçen iki günün ardından gerçekleşmiştir.El combate principal de la batalla sucedió tras dos días de pequeños enfrentamientos.
Asıl ününü The Secret Life of the American Teenager dizisiyle elde etti.Su embarazo fue escrito en la trama de The Secret Life of the American Teenager.
Asıl adı Olga'dır.Su verdadero nombre es Olga.
Ypi'nin aileleri Asilan (toprak sahibi) ve Zavalani'ydi.Los padres de Ypi fueron Asilan (terrateniente) y Zavalani.
Doğrusu asıl ebter (soyu kesik) olan sana kin duyandır."Sí, sois gente que viola la ley".
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod