Ana içeriğe geç
Sözlük

asıl ile cümle

asıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
At şimdiye kadar insan tarafından yapılmış en asil fetihtir.The horse is the noblest conquest ever made by man.
Asıl bomba Tom.Tom is the real deal.
Toplantı odasının duvarında birçok resim asılı.A lot of pictures are hung in the meeting room.
O mali skandala neden olan asıl kişi ABC yatırım bankasının başkanıdır.The main person who caused that financial scandal is the president of ABC investment bank.
O Çin asıllı bir Amerikalı.He's a Chinese-American.
Onları nerede aşıladın?Where did you vaccinate them?
Bana asılıyor musun?Are you hitting on me?
Vurulmaktansa asılmayı tercih ederim.I'd rather be hanged than shot.
Asiler demir yolunu sabote etti.The rebels sabotaged the railroad.
Duvarda çok güzel bir resim asılıyor.A very beautiful picture is hanging on the wall.
O asılmayı hak etti.He deserved to be hanged.
Onun cinayetinden sorunlu asıl katil sensin!The true killer responsible for her murder is you!
Tom'u Mary'ye asıldım gördüm.I saw Tom hitting on Mary.
Fransızca öğrenmek için asıl nedenin nedir?What's your main reason for studying French?
Tom üniversitede Fransızcayı asıl branş olarak aldı.Tom majored in French in college.
Tom Fransızcayı asıl branş olarak alıyor.Tom is majoring in French.
Çocuk felcine karşı çocukları aşılamak önemlidir.It is important to immunize children against polio.
Bence asıl meseleyi gözden kaçırıyorsun.I think you're missing the point.
Bence asıl meseleyi gözden kaçırıyorsunuz.I think you're missing the point.
Tom, Alman asıllı bir Amerikalıdır.Tom is an American of German descent.
Tom ve Mary duvarda asılı aynada kendilerini gördüler.Tom and Mary saw themselves in the mirror that was hanging on the wall.
Tom ve Mary'nin asıl sorunu onların yaşayacak bir yer bulamaması.Tom and Mary's main problem is they can't find a place to live.
Hiçbir sorun aşılmaz değildir.No problem is insurmountable.
Aşılması gereken birkaç ciddi zorluk olduğunu düşünüyorum.I think that there are a number of serious difficulties that need to be overcome.
O iyi adamın ne asil bir kalbi var!What a noble heart that good man has!
Asiler boş yere denizaltıyı batırmaya çalıştılar.The rebels tried in vain to sink the submarine.
Takvim duvarda asılı duruyor.The calendar is hanging on the wall.
Şükran asil ruhların işaretidir.Gratitude is the sign of noble souls.
Tom bana duvarımda asılı duran resmi kimin yaptığını sordu.Tom asked me who had painted the picture that was hanging on my wall.
Tom tavana asılan ışığı açtı.Tom turned on the overhead light.
Monica Sone, Japon asıllı Amerikalı bir yazardı.Monica Sone was a Japanese-American writer.
Okuyucular, röportajların asıl hedefidir.The readers are the real target of interviews.
Tom üç gün içerisinde asılacak.Tom is going to be executed in three days.
Tom'un duvarda asılı bir fotoğrafı vardı.There was a photograph of Tom hanging on the wall.
Ahlefeld'in asil Kontesi kızardı ve beti benzi attı.The noble Countess of Ahlefeld blushed and grew pale.
Tom Mary'nin duvarda asılı bir resmini gördü.Tom saw a picture of Mary hanging on the wall.
O asil kalplidir.He is noble of heart.
Tom asılacak.Tom is going to be executed.
Tom'un asıl problemi onun espri anlayışının olmamasıdır.Tom's main problem is he has no sense of humour.
Asıl mesele bunun nasıl olacağı.The difficult question is how.
Kimse resmin baş aşağı asılı olduğunu fark etmedi.Nobody noticed that the picture had been hung upside down.
Duvarda asılı bir takvim var.There's a calendar hanging on the wall.
Tom şöminenin üzerinde asılı resmin çok para edebileceğini düşündü.Tom thought that the picture hanging above the fireplace might be worth a lot of money.
Tom'un asıl niyeti ne?What are Tom's true intentions?
Aileden hiçbiri difteriye karşı aşılanmadı.None of the family had been inoculated against diphtheria.
Asıl amaç buysa bilmem tabii.If that is the real aim, naturally I would not know about that.
Yuvarlak bir lamba, tavanın ortasında asılıyor.A round light is hanging from the middle of the ceiling.
Bu söylenti tamamen asılsız.This rumor is completely unfounded.
Tom'un bunun asıl sebebini bulabileceğinden eminim.I'm sure Tom will be able to get to the bottom of it.
Sosyolojiyi asıl branş olarak alıyorum.I major in sociology.
O ona "yarın asılacaksın" dedi. Bunu duymak kesinlikle onu teselli etmedi.They told him: "Tomorrow you are to be hanged." Hearing that did not exactly cheer him.
Linda Dan'ı onunla evlenmeye zorlamak için asılsız gebelik iddialarında bulundu.Linda made false claims of pregnancy to force Dan to marry her.
O asil bir aileye doğdu.He was born to a noble family.
Dan'ın yatağın üzerinde asılı bir fotoğrafı vardı.There was a photograph of Dan hanging above the bed.
Yunan asıllı Amerikalıların çoğunun kendi restoranı var.Lots of Greek-Americans own restaurants.
Bu bilinçaltına asıl soruna odaklanması için fırsat sağlıyor.This gives the subconscious mind a chance to mull over the original problem.
Sizin eleştiriniz asılsızdır.Your criticism is unfounded.
O şüpheler asılsızdı.Those suspicions were unfounded.
Asıl meseleyi sakın unutma.Never forget what matters.
Asıl önemli olanı asla unutma.Never forget what matters.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod