Ana içeriğe geç
Sözlük

asıl ile cümle

asıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
İnternet üzerinden insanlara asılmak sokakta asılmaktan daha kolaydır.It is easier to hit on people on the Internet than in the street.
Asıl branş alanın nedir?What's your major field?
Kız kardeşin sanki bir prenses kadar asil görünüyor.Your sister looks as noble as if she were a princess.
Resim eğri asılmış.The picture is hung crooked.
Biz bugünün genç insanlarına vatanseverlik aşılamalıyız.We must instill patriotism into the young people of today.
Tavana asılmış lamba.The lamp hung from the ceiling.
Masanın üzerinde asılı bir lamba vardı.There was a lamp hanging above the table.
Dükkânda birçok resim asılıdır.Many paintings hang in the shop.
O, tamamen asılsız bir söylenti.That's a completely unfounded rumor.
Resim baş aşağı asılı.The picture is hung upside down.
Resim baş aşağı asılı idi.The picture was hung upside down.
Bu park asil bir aile için bir avlanma yeriydi.This park used to be a hunting ground for a noble family.
Kate asıl branş olarak Almancayı alıyor.Kate is majoring in German.
Bir kristal avize masanın üzerinde asılıydı.A crystal chandelier was hanging over the table.
Asıl sorun ne zaman başlanacağıdır.When to start is the main problem.
Benim asıl branşım tarımdır.My major is agriculture.
Fransızcayı asıl branş olarak alacağım.I am going to major in French.
Sınavlar eğitimin asıl amacına müdahale eder.Examinations interfere with the real purpose of education.
Gerçek söylentinin asılsız olmasıdır.The fact is that the rumor is groundless.
Birçok ülkede, insanların büyük şehirlere gelmesinin asıl nedeni iş yüzündendir.In many countries, the main reason that people come to big cities is because of work.
Hiç kimse resmin baş aşağı asılı olduğunu fark etmedi.Nobody noticed that the picture was hung upside down.
Dünya sadece uzayda asılı duran bir küredir.The earth is just a sphere suspended in space.
Jüri asıldı.The jury is hung.
Asiler yayın istasyonunu ele geçirdi.The rebels have captured the broadcasting station.
Onun resimleri duvarda asılı.His pictures were hung on the wall.
Bisikletin pedallarına sıkıca asılıyordu.He was pumping the pedals of the bicycle hard.
Planın asıl amacını açıkladı.He explained the main purpose of the plan.
Onun asil bir düşüncesi var.He has a noble mind.
O, modern edebiyatı asıl branş olarak alıyor.He majors in modern literature.
O asil kanlı bir adam.He is a man of noble blood.
O, Fransız edebiyatını asıl branş olarak almaktadır.She majors in French literature.
O asıl branş olarak organik kimya okuyor.She majors in organic chemistry.
Birçok tablolar sanat müzelerine asıldı.Many paintings hang in art museums.
Duvarda bir portre asılıydı.A portrait was hung on the wall.
Asıl konuya gelelim ve iş konuşalım.Let's get down to brass tacks and talk business.
Duvarda yaşlı bir adamın portresi asılıydı.A portrait of an old man was hanging on the wall.
Meyve bahçesi uzmanı bir elma tomurcuğunu kök gövde üzerine aşıladı.The orchardist grafted an apple bud onto the rootstock.
Para kazanmak hayatındaki asıl amaçtır.Making money is his main purpose in life.
Asıl sorun şu ki.There's the rub.
Üniversitede asıl branş olarak neyi planlıyorsun?What do you plan to major in at college?
Tom üniversitede edebiyatı asıl branş olarak aldı.Tom majored in literature at the university.
Aşılar çocukluk hastalıklarını önlemeye yardımcı olur.Vaccinations help prevent childhood diseases.
Asılmış bir adamın evinde ipten söz etmeyin.Don't mention rope in the home of a hanged man.
Resim duvarda asılı duruyor.The picture is hanging on the wall.
Resim duvarda asılıdır.The picture is hanging on the wall.
O, Brown'ı asılmaya mahkûm etti.He sentenced Brown to be hanged.
Biz şimdi asıl konuya geliyoruz.We now come to the point.
Felicja'nın annesi, Rumen asıllı bir Polonyalıdır.Felicja's mother is a Polish of Romanian origin.
Lamba tavandan asılıyor.The lamp is hanging from the ceiling.
Tom mimariyi asıl branş olarak seçiyor.Tom is majoring in architecture.
Tom'un her zaman omuzunda asılı bir sırt çantası vardır.Tom always has a backpack slung over his shoulder.
Hayatı pamuk ipliğine asılı.His life is hanging by a thread.
Şöminemin üstünde asılı duran tabloyu bana veren kişi Tom'du.Tom was the one who gave me the painting that's hanging above my fireplace.
Tom'un Mary'ye ait duvarında asılı birkaç fotoğrafı vardı.Tom had several photos of Mary hanging on his wall.
Tom Mary'nin duvarında asılı resimlere bakmaktan hoşlandı.Tom enjoyed looking at the paintings hanging on Mary's wall.
Onların şapkaları orada asılı.Their hats are hanging over there.
Sen kuduza karşı aşılanmalısın.You must be vaccinated against rabies.
Sandalye çok yüksekti ve kendimi havada asılı bacaklarım ile buldum.The chair was too high, and I found myself with my legs hanging in the air.
Asılmayı vurulmaya tercih ederim.I prefer to be hanged rather than being shot.
İçmek ya da içmemek - işte asıl soru bu.To drink or not to drink - that is the question.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod