asılı ile cümle
asılı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Baldırları zırhlarla korunmuştu. Omuzları arasında tunç bir pala asılıydı.He had brass shin armor on his legs, and a javelin of brass between his shoulders.
Ve yüzler, asılır, kararır.And how many faces on that Day will be woe-begone
Ve nice suratlar vardır o gün asılır.And how many faces on that Day will be woe-begone
İşte böyle asker yetiştirip korku aşılıyorlar.This is how they recruit and instill fear, horror.
İstanbul'daki bir dükkanda asılı türbanlar görülüyor. [Getty Images]A display of headscarves hangs in an Istanbul shop. [Getty Images]
Bir "şövalye" mızrağıyla asılı olan halkaları yakalamaya çalışıyor. [Ivo Scepanoviç]A “knight” attempts to snare hanging rings with his lance. [Ivo Scepanovic]
Forma Urbis haritası'nın önceden asılı bulunduğu duvarThe wall where the map was originally mounted
Kalan Boltonlar teslim olur ve Kışyarı'ına tekrardan Stark hanedanının armaları asılır.The remaining Boltons surrender, and Winterfell is again the seat of House Stark.
Asılı cörek her yıl değiştirilir. [1]The hanging bun is replaced each year.[10]
Bu eşyaların hepsi duvara, çocuğun yatağının üstüne asılırdı.All of these items were hung on the wall, over the boy's bed.
Wikimedia Foundation ofisinde asılı kısmi bir küre.A partial globe hangs in the Wikimedia Foundation office.
İran Muharrem'in Yası sırasında bayrakların asılı durumu.Flags hung during the Mourning of Muharram, Iran.
O-asilizoüre oluşumu, diklorometan gibi polar olmayan çözücüler içinde en hızlı şekilde ilerler.[2]Formation of the O-acylisourea proceeds fastest in non-polar solvents such as dichloromethane.[14]
Bunlara ayrıca asılı kapılar da denir.These are also called haar-hung doors.
İkinci gününde, merkezin iki çocuğunun salonda asılı olduğunu görünce şok oldu.On his second day, he is shocked to see two of the center's children hanging to death in the hall.
Binanın diğer kısımlarına aynı tasarıma sahip 34 küçük avize asılır. [3]Thirty-four smaller chandeliers of the same design are hung in other parts of the building.[10]
Üniversite kadrosu, Ozark Salonu'ndaki bir sınıfta asılı duruyor.The University cast is hanging in a classroom in Ozark Hall.
"Sezar Borgia ile bir kadeh şarap" 1893, Ipswich Belediye Binası'nın avlusunda asılı görülebilir."A glass of wine with Caesar Borgia" 1893, can be seen hanging in the atrium of Ipswich Town Hall.
Yenilen bir kralın başı, soldaki 1. ve 2. figürler arasında asılıdır.The head of a defeated king hangs between the 1st and 2nd figures at left.
1938'de Tibet'teki Gyantse'de özel bir duvara asılı büyük bir thangka.A large thangka hung on a special wall at Gyantse in Tibet in 1938
Bahamut bu boğayı sırtında taşır ve kendi dengesi için suda asılı kalır.Bahamut carries this bull on its back, and is suspended in water for its own stability.
Kong, sonunda asılı olduğu bayrak direğine yıldırım çarptığında ölür.Kong is finally killed when lightning strikes the flag pole which he is hanging on to.
Genellikle iki askı kullanılarak omuzlara asılır.It usually is hung on the shoulders using two straps.
Uçurtma ağaçda asılı kaldı.Der Drachen hängt im Baum fest.
Gelinin arkasındaki kerpiç duvarda yeşil bir çuha, bunun üzerinde ise kâğıttan yapılmış gelin tacı asılıdır.Auf der Strohwand hinter der Braut hängt ein grünes Tuch, auf dem die papierene Brautkrone befestigt ist.
Havada asılı kalabilirler.Vielleicht werde ich gehängt werden.
Cesedi üç gün asılı kaldıktan sonra denize atıldı.Er wurde enthauptet und nach drei Tagen ins Meer geworfen.
Yerler kanla kaplıdır ve duvarlarda Mavi Sakal'ın önceki eşlerinin cesetleri asılıdır.Darin hängen seine früheren Frauen und auf dem Boden ist eine Blutlache.
Yeşil bir perde ise asılı şekilde durmaktadır.Die Grünanlage wurde mit einem Zaun eingefriedet.
Mordehay için yaptırılan idam sehpasında Haman asılır.Umgehend wird Haman an den Galgen gehängt, den er für Mordechai aufstellen ließ.
Bu asılı duran balık aynı zamanda etrafında dönüyordu.An dieser Stelle stand auch der ebenfalls abgebrochene Obertorturm aus staufischer Zeit.
Gündüzleri ağaç kovuklarında veya 25 - 50 metre yükseklilkte dallara asılı şekilde geçirirler.Den Tag verbringen sie in Baumhöhlen oder an Ästen und Baumstämmen hängend in Höhen von 25 bis 50 Metern.
(Halk annesi de, bu Asiliğin Germiyan hakimiyetini kabul etmeden doğduğu görüşündedir.Die verzweifelte Mutter kann nichts anderes machen, als ihr zum Abschied ein Wiegenlied (Iavnana) zu singen.
Arnavut asılıdır.Borden est pendu.
Ölüsü bir ılgın ağacına asılır.Elle présente explicitement un homme pendu à un arbre.
Bu kılıç yalnız efelerin evinde asılı durur.Cette dernière est accrochée au ceinturon du sabre.
Kapılara gizlice kulak asılır.Des peintures en trompe-l'œil décorent les portes.
Erkek çıkardığı kergerleri kız kardeşinin boynunda asılı duran torbaya atıyormuş.Il a l’habitude de porter les doigts de ses victimes en forme de collier autour du cou.
Uçurtma ağaçta asılı kaldı.La cometa se quedó enganchada en el árbol.
Arnavut asılıdır.Bento fue colgado.
"Hendekler Tosun ile aşılıyor".«Los ticos pasan con una goleada».
Koalisyon hükûmeti Asılı parlamento Azınlık hükûmetiGobierno de coalición Parlamento en minoría Gobierno en mayoría
Sırtında bir nakkare asılıdır ve buna bağlı bir mızrap boynundan aşağıya sarkar.Lógicamente paga por lo que hizo y muere aferrada a un collar de fantasía.
St. Bartholomew's Hospital)'nin duvarında asılıdır.Fue médico residente en el St Bartholomew's Hospital.
"Lolll" kökü "asılı durup sallanmak" anlamına gelmektedir.La raíz de sánscrita dhara significa ‘mantener o sostener’.
No Way Out şovunda muştanın köşede asılı olduğu bir maçta karşılaşmışlardır fakat hile ile yine kaybetmiştir.Finalmente, en No Way Out se enfrentaron en un Hell in a Cell match, siendo derrotado de nuevo.
Sonbaharda aşılı-köklü asma fidanı olarak sökülürler.Por ello se emplea en muchas ocasiones como pasto reservado de otoño.
Havada asılı kalabilirler.Può rimanere sospeso in volo.
Arnavut asılıdır.Embree impiccato.
Eğer ateşlenmeyecekse o silah orada asılı olmamalıdır."Se questa non è adeguatamente schiacciata, l'arma non spara.
Sonraki 20 yıl boyunca orada asılı kalır.La manterrà per vent'anni.
Erkek çıkardığı kergerleri kız kardeşinin boynunda asılı duran torbaya atıyormuş.Collezione le mani mozzate delle sue vittime, e le indossa a mo' di collana intorno al collo.
Dükkânda birçok resim asılıdır.В магазине висит много картин.
Resim duvarda asılıdır.Картина висит на стене.
Eğer ateşlenmeyecekse o silah orada asılı olmamalıdır."А если не будет стрелять, не должно и висеть.»
Bugün iki tablo, Berlin'deki Alte Nationalgalerie'de yan yana asılıdır.На сегодняшний день обе картины висят бок о бок в Старой национальной галерее города Берлина.
Price Makarov'u bırakır ve oradaki balkona atlar, Makarov öylece asılı kalır ve ölür.Прайс отлетает на балкон, а Владимир Макаров погибает, повешенный на тросе.
Sonraki 20 yıl boyunca orada asılı kalır.Там он проживет следующие 20 лет.
Bazı uçaklarda ise kanatlarda asılı durur.При полёте самолёты машут крыльями.
Cesedi üç gün asılı kaldıktan sonra denize atıldı.Его тело было выброшено на берег три дня спустя.