Peki birini arzuladığınızda bunun sevgiden farkı ne?Och när du åtrår, hur skiljer sig det?
Peki birini arzuladığınızda bunun sevgiden farkı ne?Og når man begærer, hvordan er det så anderledes?
Peki birini arzuladığınızda bunun sevgiden farkı ne?Şi când doreşti, cum anume e diferit?
Peki birini arzuladığınızda bunun sevgiden farkı ne?Und wenn man begehrt, was ist der Unterschied?
Peki birini arzuladığınızda bunun sevgiden farkı ne?Và khi bạn ham muốn, cảm giác trở nên khác ra sao?
Peki birini arzuladığınızda bunun sevgiden farkı ne?Y cuando deseas, ¿en qué es diferente?
Peki birini arzuladığınızda bunun sevgiden farkı ne?Κι όταν ποθούμε, σε τι διαφέρει;
Peki birini arzuladığınızda bunun sevgiden farkı ne?А когато желаете, с какво се различава?
Peki birini arzuladığınızda bunun sevgiden farkı ne?А коли ви бажаєте, це чимось відрізняється?
Peki birini arzuladığınızda bunun sevgiden farkı ne?И что вы чувствуете, когда хотите кого-то? Отличаются ли эти чувства?
Peki birini arzuladığınızda bunun sevgiden farkı ne?וכשמשתוקקים, מה שונה בכך?
Peki birini arzuladığınızda bunun sevgiden farkı ne?و عندما تتملكك الرغبه ، ماهو الفرق؟
Peki birini arzuladığınızda bunun sevgiden farkı ne?これらの問いかけは
Pico, Tanrı'nın yaratmış olduğu güzel ve sırlı kâinatı idrak edebilecek bir varlık arzuladığını ileri sürdü.Isten oly teremtményre vágyott, aki értékeli az általa kreált szép és bonyolult világegyetemet.
Pico, Tanrı'nın yaratmış olduğu güzel ve sırlı kâinatı idrak edebilecek bir varlık arzuladığını ileri sürdü.피코는 신이 자신이 창조한 아름답고 복잡한 우주를 이해할 수 있는 능력을 가진 생명체를 원한다고 주장했습니다.
Pico, Tanrı'nın yaratmış olduğu güzel ve sırlı kâinatı idrak edebilecek bir varlık arzuladığını ileri sürdü.Pic a affirmé que Dieu désirait un être capable de comprendre l'univers beau et complexe qu'il avait créé.
Pico, Tanrı'nın yaratmış olduğu güzel ve sırlı kâinatı idrak edebilecek bir varlık arzuladığını ileri sürdü.Pico afirmó que Dios deseaba un ser capaz de comprender el universo, hermoso y complicado, que había creado.
Pico, Tanrı'nın yaratmış olduğu güzel ve sırlı kâinatı idrak edebilecek bir varlık arzuladığını ileri sürdü.Pico beweerde dat God nood had aan een wezen dat zijn mooie en complexe universum kon begrijpen.
Pico, Tanrı'nın yaratmış olduğu güzel ve sırlı kâinatı idrak edebilecek bir varlık arzuladığını ileri sürdü.Pico khẳng định Chúa muốn có 1 giống loài có thể hiểu được vẻ đẹp và sự phức tạp của vũ trụ mà Ngài tạo ra.
Pico, Tanrı'nın yaratmış olduğu güzel ve sırlı kâinatı idrak edebilecek bir varlık arzuladığını ileri sürdü.Pico sądził, że Bóg pragnie bytu zdolnego do zrozumienia wspaniałego wszechświata, który stworzył.
Pico, Tanrı'nın yaratmış olduğu güzel ve sırlı kâinatı idrak edebilecek bir varlık arzuladığını ileri sürdü.Пико твърдял, че Бог искал същество, способно да разбира красивата и сложна Вселена, която е създал.
Pico, Tanrı'nın yaratmış olduğu güzel ve sırlı kâinatı idrak edebilecek bir varlık arzuladığını ileri sürdü.Пико утверждал, что Бог хотел создать существо, способное постичь красоту Вселенной, которую он сотворил.
Pico, Tanrı'nın yaratmış olduğu güzel ve sırlı kâinatı idrak edebilecek bir varlık arzuladığını ileri sürdü.פיקו טען שאלוהים רצה בישות שיכולה להבין את היופי והמורכבות את היקום שהוא יצר.
Pico, Tanrı'nın yaratmış olduğu güzel ve sırlı kâinatı idrak edebilecek bir varlık arzuladığını ileri sürdü.وادعى بيكو أن الله أراد مخلوقاً قادرا على استيعاب جمال و تعقيد الكون كما خلقه.
Pico, Tanrı'nın yaratmış olduğu güzel ve sırlı kâinatı idrak edebilecek bir varlık arzuladığını ileri sürdü.自分が創造した 美しく 複雑な宇宙を理解できる 生き物が欲しかったという それが人間の創造につながり
Resmin arzu uyandıran bir havası olduğunu düşünüyorum.Jasný znak smyslnosti, která činí obraz neodolatelným.
Resmin arzu uyandıran bir havası olduğunu düşünüyorum.Здесь есть чувственность, которой невозможно сопротивляться. Видите?
Resmin arzu uyandıran bir havası olduğunu düşünüyorum.Ця чуттєвість беззаперечна, чи не так?
Romantik çekim vardır, bu da arzulama sistemine girer.Atracţia romantică intră în sistemul dorinţei.
Romantik çekim vardır, bu da arzulama sistemine girer.욕망 시스템에 들어가는, 낭만적인 매력은
Romantik çekim vardır, bu da arzulama sistemine girer.La atracción romántica, tiene que ver con el sistema de deseos.
Romantik çekim vardır, bu da arzulama sistemine girer.L'attirance romantique, qui s'introduit dans le système du désir.
Romantik çekim vardır, bu da arzulama sistemine girer.Romantische aantrekkingskracht, hoort thuis bij het willen-systeem.
Romantik çekim vardır, bu da arzulama sistemine girer.Romantische Anziehung, aus dem Sehnsuchtssystem.
Romantik çekim vardır, bu da arzulama sistemine girer.Sự thu hút lãng mạn đó là hệ thống khao khát.
Romantik çekim vardır, bu da arzulama sistemine girer. Ve bu da dopamin ile beslenir.L'attrazione romantica, che arriva al sistema del desiderio e si alimenta a dopamina.
Romantik çekim vardır, bu da arzulama sistemine girer. Ve bu da dopamin ile beslenir.Romantyczne przyciąganie, związane z pożądaniem, napędzane dopaminą.
Romantik çekim vardır, bu da arzulama sistemine girer. Ve bu da dopamin ile beslenir.Есть романтическая страсть, которая входит в систему желания и управляется дофамином.
Romantik çekim vardır, bu da arzulama sistemine girer. Ve bu da dopamin ile beslenir.Романтична привабливість, яка належить до системи бажань і живиться дофаміном.
Romantik çekim vardır, bu da arzulama sistemine girer.Романтично привличане, което навлиза в системата на желанията.
Romantik çekim vardır, bu da arzulama sistemine girer.המשיכה הרומנטית, שמתחברת למערכת ההשתוקקות,
Romantik çekim vardır, bu da arzulama sistemine girer.التجاذب الرومانسي ، الذي يصل إلى نظام الرغبة.
Romantik çekim vardır, bu da arzulama sistemine girer.これはドーパミンが支配する 「この人と絶対一緒になりたい」と思わせる欲求のシステムです
Sabit tutmak "ve kavrama sıkılır. Kendini kurtarmak için çılgınca bir arzu aldı! 꾸준한 유지 "와 손잡이 강화. 자신을 해방 혈안이 욕망했다
Sabit tutmak "ve kavrama sıkılır. Kendini kurtarmak için çılgınca bir arzu aldıتبقي ثابتة! "وتشديد قبضة. وجرت الرغبة المحمومة ليحرر نفسه
Sabit tutmak "ve kavrama sıkılır. Kendini kurtarmak için çılgınca bir arzu aldıケンプの所持。
Sadece arzularını doyurmak istiyor.Ele só quer satisfazer os seus desejos.
Sadece arzularını doyurmak istiyor.Hän haluaa vain tyydyttää halunsa.
Sadece arzularını doyurmak istiyor.Han vil bare tilfredsstille sit begær.
Sadece arzularını doyurmak istiyor.Pragnie jedynie zaspokoić swoje żądze.
Sadece arzularını doyurmak istiyor.Sólo quiere satisfacer su deseo.
Sadece arzularını doyurmak istiyor.Vuole solo appagare il suo desiderio.
Sadece arzularını doyurmak istiyor.Θέλει μόνο να ικανοποιήσει την επιθυμία του.
Sadece arzularını doyurmak istiyor.Он хочет лишь удовлетворить своё желание.
Sanat dalları ise yalnızca bize özgü olanı paylaşma arzusu sonucu oluşmuştur.그대로의 우주입니다. 그리고 예술은 우리 개개인에게 특별한 것을 경험을 통해 공유하고 또 다른 이들에게 영향을 미치려는
Sanat dalları ise yalnızca bize özgü olanı paylaşma arzusu sonucu oluşmuştur.Искусство воплощает наше желание, нашу попытку поделиться или влиять на других через опыт каждой личности.
Sanat dalları ise yalnızca bize özgü olanı paylaşma arzusu sonucu oluşmuştur.אותו כולם, והאמנויות הן התגלמות של היצר שלנו, של הניסיון שלנו לשתף או להשפיע על אחרים בעזרת חוויות
Sanat dalları ise yalnızca bize özgü olanı paylaşma arzusu sonucu oluşmuştur.كل فرد، والفنون تجسد رغبتنا ، أو محاولتنا لتقاسم تأثير الآخرين عبر التجارب
Sanat dalları ise yalnızca bize özgü olanı paylaşma arzusu sonucu oluşmuştur.芸術は私達の願いを表現して伝え 特に個人として特有の経験を通して 他の人に働きかける試みです
Sanatı, vücudun tedavisi için kullanmak annenle babanın arzusuydu.A fost dorinta tatalui si a mamei tale sa folosesti arta pentru a trata inima.