Onlar arzunun nesneleri.De är föremål av längtan.
Onlar arzunun nesneleri.Ezek a vágy tárgyai.
Onlar arzunun nesneleri. Hayali müzik enstrümanları. Ve beraberinde güzel bir hikaye getiriyorlar.Itu adalah objek dari keinginan, alat-alat musik yang imajiner, yang membawa cerita yang bagus.
Onlar arzunun nesneleri.Ik had ze namelijk hard nodig in mijn film. Het zijn begeerde objecten.
Onlar arzunun nesneleri.Jsou to objekty touhy.
Onlar arzunun nesneleri.이것들은 욕망의 대상입니다.
Onlar arzunun nesneleri.Son objetos de deseo.
Onlar arzunun nesneleri.Sono oggetti del desiderio.
Onlar arzunun nesneleri.Sunt obiectele dorinţei.
Onlar arzunun nesneleri.To obiekty pożądania.
Onlar arzunun nesneleri.Είναι αντικείμενα πόθου.
Onlar arzunun nesneleri.Вони - об'єкти бажання.
Onlar arzunun nesneleri.Они были моим объектом вожделения.
Onlar arzunun nesneleri.אלו מושאי תשוקה.
Onlar arzunun nesneleri.إنها كائنات الرغبة.
Onlar arzunun nesneleri.想像上の楽器です
Onlar için arzuladığım ne ise onu yaptılar.Au făcut ce-mi doresc să fac pentru ele.
Onlar için arzuladığım ne ise onu yaptılar.Chúng là làm những gì tôi khao khát chúng làm.
Onlar için arzuladığım ne ise onu yaptılar.Elas fizeram o que eu desejei que fizessem.
Onlar için arzuladığım ne ise onu yaptılar.Han hecho lo que deseaba para ellos
Onlar için arzuladığım ne ise onu yaptılar.Hanno fatto quello che io desideravo facessero.
Onlar için arzuladığım ne ise onu yaptılar.제가 그들을 위해 하고 싶은 것을 딸들이 해줬습니다.
Onlar için arzuladığım ne ise onu yaptılar.Megteszik amit én vágyok megtenni értük.
Onlar için arzuladığım ne ise onu yaptılar.Mereka telah melakukan apa yang saya inginkan.
Onlar için arzuladığım ne ise onu yaptılar.Robią to, co ja staram się dla nich robić.
Onlar için arzuladığım ne ise onu yaptılar.Sie haben getan, was ich mir von ihnen gewünscht habe
Onlar için arzuladığım ne ise onu yaptılar.Urobili to, čo som si želala, aby pre nich robili.
Onlar için arzuladığım ne ise onu yaptılar.Vse naredita za njih.
Onlar için arzuladığım ne ise onu yaptılar.Έχουν κάνει αυτό που επιθυμούσα να κάνουν.
Onlar için arzuladığım ne ise onu yaptılar.Вони зробили те, що я хотіла зробити для них.
Onlar için arzuladığım ne ise onu yaptılar.Они сделали то, чего я для них хотела.
Onlar için arzuladığım ne ise onu yaptılar.Те са направили това, което аз желая да направя за тях.
Onlar için arzuladığım ne ise onu yaptılar.הן עושות מה שרציתי לעשות בשבילם.
Onlar için arzuladığım ne ise onu yaptılar.وقد فعلوا ما طلبته منهم.
Onlar insanlar için herşeyi yaptılar. Onlar için arzuladığım ne ise onu yaptılar.Elles font tout pour eux.
Onlar insanlar için herşeyi yaptılar. Onlar için arzuladığım ne ise onu yaptılar.Ze doen alles voor hen.
Onları gizlice izlemeli ve ilgimi çekecek bir şey bulmalıyım. İşte o zaman çalma arzusu içimde oluşur.Au moment où je vois chez elle une chose que je veux avoir, naît une envie de voler, comme une impulsion.
Onların arzuları gerçeğe karşı duyarsız kalmamızı sağlamaktı.•Â"¶ ž"ß"æ"¤"Æ"µ"Ä"¢"Ü"· B ‹â‰Íƒtƒ@ƒ~ƒŠ ["Ì"¶ Ý"ÌŠJަ"Í A "êˆÈ"O"Å"Í"È"¢"Æ"µ"Ä"à A 1947"N"É"Ü"Å"k"é
Onların arzuları gerçeğe karşı duyarsız kalmamızı sağlamaktı.Es ist ihr Bestreben uns unwissend zu halten bezüglich dessen, was die Realität ist.
Onların arzuları gerçeğe karşı duyarsız kalmamızı sağlamaktı.Mais, savez-vous quoi ? Tout cela est en train de changer.
Onların arzuları gerçeğe karşı duyarsız kalmamızı sağlamaktı.Zoals jullie ben ik ook blootgesteld aan valse geloofstelsels die uit onze kerk komen en van regeringsleiders.
Onların arzuları gerçeğe karşı duyarsız kalmamızı sağlamaktı.Они хотят держать нас в неведении насчет реальности.
Onun öyle olmadığı, aslında bir motivasyon sistemi, bir arzulama sistemi olduğu ortaya çıktı.Dat bleek fout te zijn, het is in feite een motivatiesysteem, een systeem om iets te willen.
Onun öyle olmadığı, aslında bir motivasyon sistemi, bir arzulama sistemi olduğu ortaya çıktı.판명이 된것은 그게 아니었다는 것입니다 그건 실제로 동기부여와 욕구에 대한 하나의 시스템입니다.
Onun öyle olmadığı, aslında bir motivasyon sistemi, bir arzulama sistemi olduğu ortaya çıktı.Nhưng hóa ra không phải như vậy, nó chỉ là hệ thống truyền cảm hứng, hệ thống mong muốn.
Onun öyle olmadığı, aslında bir motivasyon sistemi, bir arzulama sistemi olduğu ortaya çıktı.Okazało się jednak, że tak nie jest, że w rzeczywistości jest to system motywacyjny, system pożądania.
Onun öyle olmadığı, aslında bir motivasyon sistemi, bir arzulama sistemi olduğu ortaya çıktı.Resultó que no lo era, que en realidad es el sistema de la motivación, un sistema de deseos.
Onun öyle olmadığı, aslında bir motivasyon sistemi, bir arzulama sistemi olduğu ortaya çıktı.S-a dovedit că nu era, este de fapt un sistem de motivare, un sistem de dorinţe.
Onun öyle olmadığı, aslında bir motivasyon sistemi, bir arzulama sistemi olduğu ortaya çıktı.Scoprirono che non lo era, che in effetti è un sistema di motivazione, un sistema di necessità.
Onun öyle olmadığı, aslında bir motivasyon sistemi, bir arzulama sistemi olduğu ortaya çıktı.Ternyata itu bukan, bahwa sebenarnya ini adalah sistem motivasi, sebuah sistem keinginan.
Onun öyle olmadığı, aslında bir motivasyon sistemi, bir arzulama sistemi olduğu ortaya çıktı.Виявилося, що це не так, насправді це система мотивації, система хотіння.
Onun öyle olmadığı, aslında bir motivasyon sistemi, bir arzulama sistemi olduğu ortaya çıktı.Но оказалось, что это не так. В действительности - это система мотивации, система желания.
Onun öyle olmadığı, aslında bir motivasyon sistemi, bir arzulama sistemi olduğu ortaya çıktı.Оказало се, че не било това, че е по-скоро система на мотивацията, система на желанието.
Onun öyle olmadığı, aslında bir motivasyon sistemi, bir arzulama sistemi olduğu ortaya çıktı.התברר שלא. שזו בעצם מערכת הניעה, מערכת של השתוקקות.
Onun öyle olmadığı, aslında bir motivasyon sistemi, bir arzulama sistemi olduğu ortaya çıktı.واتضح أنه لم يكن كذلك. هذا هو حقيقة نظام التحفيز ، نظام الحاجة.
Onun öyle olmadığı, aslında bir motivasyon sistemi, bir arzulama sistemi olduğu ortaya çıktı.モチベーションのシステム つまり欲求のシステムだとわかりました 「欲しい」と感じるものに「誘因特徴」という属性を与えるシステムです
Ortak yaşamayı isteyen ve bu olayların yatışmasını arzulayan herkes bu aktiviteye katılabilir!Ez az ügy a polgári és emberi öntudatosságról szól.
Ortak yaşamayı isteyen ve bu olayların yatışmasını arzulayan herkes bu aktiviteye katılabilir!Vi välkomnar all de som strävar för att minska spänningarna och öka kunskapen om hur vi kan leva tillsammans!
Ortak yaşamayı isteyen ve bu olayların yatışmasını arzulayan herkes bu aktiviteye katılabilir!We verwelkomen iedereen die streeft naar het verminderen van de spanningen en het bewust samenleven!
Ortak yaşamayı isteyen ve bu olayların yatışmasını arzulayan herkes bu aktiviteye katılabilir!Wir begrüßen alle, die sich um den Abbau der Spannungen bemühen und das Bewusstsein für Zusammenleben stärken!