Bizim zengin olmak için bir arzumuz var.We have a desire to be wealthy.
Onların zengin olma arzusu var.They have a desire to be wealthy.
O, arzulu bir sanat koleksiyoncusudur.He's an avid art collector.
Dalış arzusunu onun hayatına mal oldu.His desire to dive has cost him his life.
En büyük arzum biyolojik babamla tanışmaktı.My greatest desire was to meet my biological father.
Onu şehvetle arzuluyorum.I'm lusting after him.
Tom'un Mary'yi öpme arzusu yoktu.Tom had no desire to kiss Mary.
Seri katil arzularının bir kölesiydi.The serial killer was a slave to his desires.
Herkesin denize yürüyüşe çıkma arzusu var mı?Does anybody have a desire to take a walk to the sea?
Ben arzuyu kaybettim.I lost the desire.
Tom'un Mary ile tartışma arzusu yoktu.Tom had no desire to argue with Mary.
Tom'un Fransızca öğrenme arzusu yoktu.Tom had no desire to learn French.
Tom'un Boston'da yaşama arzusu yoktu.Tom had no desire to live in Boston.
Tom'un tek başına evde kalma arzusu yoktu.Tom had no desire to stay home by himself.
İnsan arzusunda hiçbir sınır yoktur.There is no limit to human desire.
Dans, yatay arzunun dikey bir ifadesidir.Dancing is a perpendicular expression of a horizontal desire.
Ne arzu ediyorsun?What do you desire?
Şehvet, sahiplenme arzusunu doğurur. Sahiplenme de öldürme güdüsünü.Lust awakens the desire to possess. And that awakens the intent to murder.
Tom'un son arzusu oğlunun her şeyi miras olarak almasıydı.Tom's dying wish was that his son should inherit everything.
Onu yapmak için arzum yok.I have no desire to do that.
O benim arzuladığım kadın.She's the woman I desire.
Tom'un sinemalara gitmek için hiç bir arzusu yok.Tom has no desire to go to the movies.
Onu getirmeni arzu ediyorum.I want you to bring her.
Onun adalet için bastırılamaz bir arzusu var.He has an unquenchable desire for justice.
Ne kadar çok şeye sahipseniz o kadar çok arzu edersiniz.The more you possess, the more you desire.
Bir şey arzu edeniniz var mı?Would either of you like anything?
Dan Linda'yı öldürmeyi arzu etti.Dan desired to kill Linda.
Tom, beni arzu ettiğim şeyi yapmaktan alıkoydu.Tom stopped me from doing what I wanted to do.
Tom, Meryem'den ne yapılacağını anlatmasını arzu etti.Tom wished that Mary would tell him what to do.
Tom, Meryem'in yanında olmasını arzuladı.Tom wished Mary was with him.
Tüm başarıların başlangıç noktası arzudur.The starting point of all achievement is desire.
Onun ölümünü arzu etmedi.She did not desire his death.
Tom Mary'yi tekrar görmeyi arzu ediyordu.Tom longed to see Mary again.
Arzuların neler?What are your aspirations?
Arzunun aklını kontrol etmesine izin verme!Don't let desire control your mind!
Benim anavatanımla bağlarımı yenilemek arzusu hissediyorum.I feel the desire to renew my ties with my native country.
Başkalarına yardım etmeyi istemeye doğal bir arzumuz var.We have a natural desire to want to help others.
Arzu ihtiyaç ve talep arasından çıkar.The desire emerges between need and demand.
Zihni arzularla dolu olmayanl biri için korku yoktur.There is no fear for one whose mind is not filled with desires.
Oraya gitmek için hiç arzum yok.I have no desire to go there.
O bir tebessüm mü yoksa arzulu bir bakış mı?Is that a smile or a leer?
Hepimiz barışı arzuladık.We all desired peace.
Hepimiz barışı arzu ettik.We all desired peace.
Kütüphaneler arzulu okuyucular için gerçek hazinelerdir.Libraries are real treasures for avid readers.
İnsan doğasındaki en güçlü dürtü, önemli olmak arzusudur.The strongest drive in human nature is the wish to be important.
Artık o arzuya sahip değilim.I don't have that desire anymore.
General hemen saldırmayı arzuluyordu.The general wished to attack immediately.
Tom iktidarı çok arzu ediyor.Tom is hungry for power.
Neden bazı insanların güç için saplantılı bir arzuları var?Why do some people have an obsessive desire for power?
Sami'nin onu yapmak için hiç arzusu yoktu.Sami had no desire to do that.
Tom'un buraya gelmesini arzu etmedim.I didn't want Tom to come here.
Sami okulda başarılı olarak kardeşlerini gölgede bırakmayı arzu ediyordu.Sami hoped to outshine his siblings by doing well at school.
Tom, bunu yapmak için herhangi bir arzusunun olmadığını söyledi.Tom said he didn't have any desire to do that.
Sami, gizli arzularını terbiye etmenin kolay olmadığını fark etti.Sami realized it wasn't easy to tame his hidden desires.
Şimdi seni her zamankinden daha fazla arzuluyorum.Now I desire you more than ever.
Sami arzu ettiği lüksü yaşamaya başladı.Sami started to live the life of luxury he desired.
Ounu yapmak için herhangi bir arzum yoktu.I didn't have any desire to do that.
Tom'un onu yapmasını arzu etmediğimi bilmiyor muydun?Didn't you know I didn't want Tom to do that?
Arzulamak doymaktan daha tatmin edici.Desire is more fulfilling than satiety.
Başka bir arzunuz var mı?Would you want something else?