Ana içeriğe geç
Sözlük

arzu ile cümle

arzu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ele geçiremedikleri, karşılayamadıkları her arzu için daha da hırslanırlar.그렇기 때문에 자신이 당하길 원하지 않는 일을 남에게 하지 않고 자신도 당하고 싶어하지 않는다.
Çünkü dans etmeyi arzulamaktadır.댑 댄스의 유행이 지났기 때문이다.
Ama şimdi arzunu kaybettin.지금은 목숨을 잃고 말았다.
Muhammed'in yanına gidip ondan şefaat dilemek arzusundadır.여모는 이에 현재를 원망하여 그에게 복수할 것을 계획하였다.
Ateş ile Arzu, bir süre beraber yaşadıktan sonra kavga edip ayrılmışlardır.일찍부터 활쏘기와 말타기를 좋아하는 데다가 평소 무인이 될 자질을 연마하였다.
Sonra Ateş, Türkiye'ye dönmüş; ama Ateş gider gitmez Arzu Ateş'ten hamile kalmıştır.그들은 이집트로 몰려오고 있으나, 그들 앞에는 불꽃이 준비되어 있다.
Hinayana okulu arzularımızın en zayıf köklerini bile ortadan kaldırmamız gerektiğini vurgular.참고로 대한민국 사학계에서는 해당 귀면와의 도안과 치우는 무관하다고 보고 있다.
Son arzusu ise buraya gömülmekti.그는 마지막 소원이라면서 애견들 곁에 묻어달라고 부탁했다고 한다.
Oysa filmdeki söz konusu sahneler cinsel arzu uyandırmak şöyle dursun tiksindiricidir.이 영화는 영화 구성의 허술함으로 인해 흥행 성적은 저조하다.
Arzu edilirse stop banyosu kullanılır.해수욕을 할때는 수영복을 착용하고 한다.
Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz.사람의 약한 정, 미운 정을 헤아리지 않는 판단을 내릴 것이다.
Bunun temelindeki tek sebep arzularımıza yenik düşmemizdir.מגיע לנו לדעת מדוע סובלים אנו את החרפה הזאת.
Sürekli Arzu'yla birlikte dolaşır.הוא תמיד מסתובב עם הנריקה.
Olasılık, dilek, arzuyu ifade eder.משאלה היא תקווה או רצון לדבר מה.
Son arzum Almanya'nın birlik ve barış uğruna, Doğu ve Batı arasındaki anlayışı kurtarmak gerektiğidir.משאלתי האחרונה היא כי גרמניה תבין את מהותה, ותסייע להבנה בין המזרח ובין המערב.
İpek en çok arzulanan ve en resmî kumaştır.המשי, מטבע הדברים, הוא האריג הרצוי והרשמי ביותר.
Bu model koleksiyoncularca tüm zamanların en arzu edilen 911'i olarak tanımlanmıştır.סדרה זו נחשבת בעיני רבים מהמעריצים ל-911 האהובה ביותר בכל הזמנים.
3. gerçek, Nirodha: istek ve arzular bırakılırsa acılar sona erdirilebilir.האמת בדבר סילוקו של הסבל: ישנה אפשרות להשתחרר מהשתוקקות וכך להשתחרר מסבל, כלומר – הסבל סופי.
Bu duyguyu tekrar hatırlayınca içimin mutluluk, keder ve arzunun şiddeti ile dolduğunu hissediyorum.אנו יודעים שהמציאות טובה בדיוק כפי שהיא, כי כאשר אנו מתווכחים איתה, אנו חווים מתח ותסכול, סבל וכאב.
Rahibe Dolcina'nın arzusu ise lezzetli bir yemek yemektir.לאשת כהן יש בזכותה לאכול קודשים (קלים).
Lucas'ın arzusu 1930'lar ve 1940'lardaki serilerden ilham alan bir film yapmaktı.Филмът тръгва от желанието на Лукас да направи съвременна версия на приключенските сериали от 30-те и 40-те.
Arzum Onan'la evli.Женен е за Вяра Анкова.
Birlik içinde sana hizmet etmek istiyoruz, Bu bizim kalbimizin en ateşli arzusudur.Зелени фенове сме ний, нас ни свързва любовта към отбора най-велик в света що е в нашите сърца!
Arzu edilirse stop banyosu kullanılır.Водата се пуска, само когато тоалетната е използвана.
Devdas Londra'ya okumaya gittiğinde Paronun tüm arzuları kırgınlığa dönüşür.Докато Дарвин търси жилище в Лондон, пристъпите на заболявания продължават.
Bu ilgi ve hac arzusuyla medresedeki görevini bırakarak 1095 yılında Bağdat'tan ayrıldı ve Şam'a gitti.Газали напуска службата и семейството си, подарява собствеността си на бедните и през 1095 г. напуска Багдад.
Modernistler: Modernistler İslam dünyasının, küresel modernliğin bir parçası olmasını arzularlar.В пояснителния текст се казва: Някои мюсюлмани отхвърлят съвременното светско общество.
Oysa Fatma, zengin bir adamla evlenmek arzusundadır.Джулиъс предлага брак на Тапънс, която винаги е искала да се омъжи за богат мъж.
Arkadaşlık için çocuklukta duyulan arzular, başarısız sosyal karşılaşmalar sonucu körelebilir.Dječja želja za druženjem može otupjeti kroz neuspješne slučajeve društvene interakcije.
Oyuncu olmak için özel bir arzusu vardı.Nema nekakvu posebnu želju da postane glumica.
Elizabeth aşk için evlenmek arzusundadır.Juana se boji ljubavi.
(Yaşama yapışma arzusu, maddi bağlılıklar.)(Usudi se znati!, Građanska hrabrost, Pruži otpor!)
Zeytin dalı, cumhuriyetin iç ve dış barışa olan arzusunu tanımlar.Maslinova grančica predstavlja želju za vanjskim i unutarnjim mirom.
Bunun temelindeki tek sebep arzularımıza yenik düşmemizdir.Uzrok svemu tome bila je želja za osvajanjima.
Kazanma arzusu ve totemler onu diğer fanatiklerden ayıran en büyük özelliklerdendir.Borbeni duh i angažiranost najviše ih je razlikovala od fovista.
İpek en çok arzulanan ve en resmî kumaştır.Grafen je istovremeno i najtanji i najjači poznati materijal.
Barışa uzaklaşacağım diye çalışmıyoruz, Barışı çok arzuluyoruz.Hrvati su nastojali ne dizati tenzije, radi mira u kući.
Arzu ise bir yapımcının gelip ona iş teklif etmesini beklemektedir.Tamo ih primjećuje producent i nudi im ugovor.
Arzu edilmeyen işaretlere de kaynaklık yapmaktadır.Prebiehajú dozvuky neželanej návštevy.
En bütük arzusu son dönem İtalyan mimari akımları ile Moskova Baroğu stillerinin bir araya getirmek idi.Vo svojich stavbách kombinoval posledné trendy talianskeho baroka s tradičným moskovským štýlom.
Yapılan seçimlerde ülke nüfusunun %12'si bu arzuyu taşıyan partilere oy vermiştir.Preto nie je podivuhodné, že okolo 93 % hlasujúcich občanov zahlasovalo tak, ako režim chcel.
Rahibe Dolcina'nın arzusu ise lezzetli bir yemek yemektir.Ale Joseho macocha Valeria chce šťastnú dvojicu rozdeliť.
Folk şarkıcısı ve aşçı olmak için derinden arzu duymaktadır.Globoko v sebi bi rad postal pevec ljudske galsebe in kuhar.
Sanki erkekler yabancıları arzulamazmış gibi.Atenci tujcev kot državljane niso sprejeli.
Bu filmden önce herhangi bir oyunculuk deneyimi ve oyuncu olma gibi bir arzusu yoktu.V tem času ni imela nobene specifične želje, da bi postala igralka.
Geç kaynaklar ikisinin arzularının imparatorluğu ikiye böldüğünü söyler.Kasnejši viri so špekulirali, da sta celo hrepenela po delitvi cesarstva.
1990'da Alman yeniden birleşmesi ile Alman Köşesi, Almanya'nın birleşmesi arzusunun sembolü olmaktan çıktı.Z združitvijo obeh Nemčij leta 1990 Nemški vogal ni bil več simbol težnje po združeni Nemčiji.
İsteklerin ve arzuların sona ermesi, acıları da ortadan kaldırır.Neizpolnjene želje so tudi trpljenje.
Arzum Onan'la evli.Poročena z mag.
Bu anlamlardan kopmamız arzu ve amaçlarımızdan ayrılmamız sonucu eylemsizliğe varırız.In ta misel na našo nepopolnost nas mora narediti ponižne.
Bu arzu edilen nitelikler şunlardır: geçerlilik, optimallik ve değişmezlik.Omenjene zmožnosti vključujejo samozavest, upanje, optimizem in prožnost.
Arzu edilen güven düzeyini yükseltmek, güven aralığının genişlemesine yol açar.Pogovorna razdalja nam daje občutek varnosti.
Yapılan seçimlerde ülke nüfusunun %12'si bu arzuyu taşıyan partilere oy vermiştir.S tem patentom je volilno pravico imelo le 12 % vsega prebivalstva.
Hinayana okulu arzularımızın en zayıf köklerini bile ortadan kaldırmamız gerektiğini vurgular.Hinajanos mokykla pabrėžia, kad turėtumėme išrauti savo troškimų šaknis.
En bütük arzusu son dönem İtalyan mimari akımları ile Moskova Baroğu stillerinin bir araya getirmek idi.Jis troško naujausias italų architektūros tradicijas suderinti su maskvietiško baroko stiliumi.
Birçoğu dünyamızın nasıl bu duruma geldiğini anlamayı arzular.Jis dažnai nužengdavo į žemę, kad sužinotų, kaip gyvena žmonės.
Okul zordu ama bitirmeyi çok arzu ediyordum.Labai norėjo mokytis, tačiau į gimnaziją stoti buvo per vėlu ir brangu.
Arzu ettiklerine ulaşamadan 7 Kasım 1992 tarihinde trafik kazası sonucu öldü.Žuvo 1992 m. lapkričio 7 d. per autoavariją.
Mevcut başkanı Arzu Çerkezoğlu'dur.Dabartinis federacijos prezidentas yra Aivar Pohlak.
Bu arzu kaba görünebilir, bilimsel de olabilir.Nepilnoji indukcija gali būti populiarioji arba mokslinė.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod