arzu ile cümle

arzu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Avrupa’daki ülkelerin çoğunluğu ya Avrupa Birliği’ne katılmıştır ya da katılma arzusundadır.Sebagian besar negara Eropa ada yang sudah bergabung, maupun ingin bergabung, dengan UE.
Bediüzzaman son arzusu olarak namaz kılmak ister.Sebab Wisnulah yang dapat mengabulkan permintaan mereka.
Anna, Vladimir ile evlenmeyi arzu etmedi, düğününe giderken derin strese girdi.Anna tidak ingin menikahi Vladimir dan menunjukkan penderitaannya saat akan menikah.
Üftade'ye talebe olmak arzusuyla yanına gidince şu cevabı aldı: "Yazıklar olsun ey Kâdı Efendi!Saat pasukan Thalut melewati sebuah sungai, ia pun berkata: "Wahai prajuritku!
Geç kaynaklar ikisinin arzularının imparatorluğu ikiye böldüğünü söyler.Kemudian sumber berspekulasi bahwa saudara ingin membagi kekaisaran dalam dua bagian.
Genetik mutasyonda bir otoritedir ve en büyük arzusu insanoğlu ile mutantların barış içinde yaşamasıdır.Xavier adalah otoritas mutasi genetik dan advokat hubungan damai antara manusia dan jenis mutan.
Bu ise o zamanki ağır durumda çok kişinin arzusu idi.Keadaan ini tentu menjadi keprihatinan beberapa tokoh (sesepuh) waktu itu.
Olur ki sevip arzu ettiğiniz bir şey sizin için şerli olur.Engkau muliakan orang yang Engkau kehendaki dan Engkau hinakan orang yang Engkau kehendaki.
Bu arada şunu da zikretmeyi arzu ederdim.Saya ingin mengingatkan fakta itu sekali lagi.
Bizzat Atman'ın dışında yerine gelmesi gereken arzu kalmaz.Indria tak dapat bekerja bila tak ada atman.
Bu durumda arzu edilen geni taşıyan plazmidi içeren bakteriler büyütülür.Dalam hal ini, para peneliti menumbuhkan bakteri yang mengandung plasmid yang menyimpan gen yang diinginkan.
Ne istiyoruz, ne arzuluyoruz?Apa output yang diinginkan?
Arzu etmesine rağmen tahsiline devam edemedi.Namun keinginannya belum juga terpenuhi walau ia sudah tua.
Muhammed'in yanına gidip ondan şefaat dilemek arzusundadır.Kecukupan, misalnya perlindungan bagi Muhammad dari orang-orang yang menginginkan kejahatan kepadanya.
Muneccim her ne arzu ederse Kral onu munecime vermeye soz vermistir.Ketika Banjar Getas kewalahan menghadapi raja, ia meminta bantuan Raja Karangasem untuk menghadapi lawannya.
Arap devletler savaşın bir an önce sona ermesini arzuluyordu.Keduanya sepakat pemerintah harus segera mengakhiri perang.
Kalibrasyon ile gösterildiği gibi, yakıtın arzu edilen miktarı silindir içine pompalanmaktaydı.Jumlah bahan bakar yang diinginkan dipompa ke dalam silinder seperti yang ditunjukkan oleh kalibrasi.
Geç kaynaklar ikisinin arzularının imparatorluğu ikiye böldüğünü söyler.Các nguồn tài liệu sau này suy đoán về những khát khao của cả hai đều muốn chia tách Đế quốc thành hai nửa.
Arzu Kara (Tülin Özen) : Kızlar grubunun demirbaşı.Y Nhĩ Căn Giác La thị (伊尔根觉罗氏), con gái của Thị lang Song Hi (双喜).
Normatif İktisat ekonominin belirli yönlerinin arzu edilirliği ile ilgilenir.Kinh tế học chuẩn tắc chú ý tới sự đáng có của những mặt nhất định của nền kinh tế.
O zamanlar bir genç olarak balerin olma arzusunu dile getirirdi.Hồi nhỏ ông có ước muốn trở thành một cầu thủ bóng chày.
Sen onu arzuluyordun...Nơi này anh vẫn mong chờ...
Ancak ben bu albümün de tıpkı diğerleri gibi arşivinizde olmasını arzu ediyorum.Lennon nói rằng album cần được sáng tác như mọi album khác.
Babası vefat eden Oğuz onun ölmeden önceki son arzusunu yerine getirmek istemektedir.Cha anh đã muốn anh được sinh ra ở đó vì những lý do tốt đẹp sau cái chết sớm của người anh trai.
Cinsel arzularda ise artma değil genelde azalma görülür.Trong quan hệ tình dục, không phải lúc nào cũng có cực khoái một cách dễ dàng.
Arzuyu bulmak zorundaydık.Khơi dậy ham muốn.
Olur ki sevip arzu ettiğiniz bir şey sizin için şerli olur.これがあなた方が望む主からの約束である。
Ateş ile Arzu, bir süre beraber yaşadıktan sonra kavga edip ayrılmışlardır.一哉と別れた後もつきまとっている。
Arzu Kara (Tülin Özen) : Kızlar grubunun demirbaşı.蒼条 美佳子(そうじょう みかこ) 蒼条グループの娘。
Basında verilen bilgiye göre NASA bu problemi Mart 2008’e kadar çözmeyi arzuladıklarını dile getirdiler.NASA職員は、2007年秋にはこの問題について認識しており、記者発表で2008年3月までには解決を期待していると述べている。
NA’nın üçüncü geleneği üyelik için tek koşulun “kullanmayı bırakma arzusu” olduğunu söyler.NAの第3の伝統によると、会員になる唯一の要件は「(薬物の)使用を止めたいと考えていること」だけである。
Livia'nın gizli arzularından onu mahrum etmekten zevk alır gibi ona verilen tanrısal onurları da veto etti.彼らの不道徳な行為を止めさせるために、アッラーはロトを預言者として送ったとされる。
Bunun yerine Şam'daki Selâhaddin Eyyubi Türbesi'ni seçmişti ve bu son arzusuydu.そこで山ちゃんが最後に願ったこととは……。
Ancak ailesinin müzik yeteneği karşısındaki arzuları kısa zamanda köreldi.しかし、両親が彼の音楽的才能にかける情熱はまもなく冷めてしまう。
“Sigara içme arzusu esasen alışılmış davranışa olan arzuyu yansıtır” sonucuna varılmıştır.」と言われたので、喫煙の習慣があるらしい。
İçme arzusunu arttıran beklentidir.飲みやすさへの志向が強い。
O da bu kasabaya iş bulmak arzusuyla ve mümkün olduğu kadar çabuk ayrılmak isteğiyle gelmiştir.しかし今回はできるだけ早く現地に着きたかった。
Bununla birlikte O, Kâbe'ye yönelmeyi arzu ediyordu.そのため世民という諱がついたという。
Arzu edilirse stop banyosu kullanılır.入浴する時は甲羅を脱ぐ。
Arzuhan Doğan Yalçındağ, Dünya Ekonomik Forumu tarafından Genç Global lider seçilmiştir.またゼンストロームは世界経済フォーラムで若いグローバルリーダー(Young Global Leader)に選ばれている。
Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz.理不尽なことや弱者苛めを許さない誇り高き戦士。
Sen onu arzuluyordun...果たして彼の真意は……。
Ama şimdi arzunu kaybettin.所領を失った。
Bu albümün "Monotheist"ten daha karanlık, daha ağır ve biraz daha deneysel olmasını arzuluyorum."この時に、マッコイは『ローズ・トゥ・ユダ』よりも「より早く、より暗く、非常に重くて遥かに実験的な曲になる」と述べていた。
Arzu edilen bir yapıyı oluşturmakta kullanılacak DNA dizilerini tasarlamak için birkaç farklı yol vardır.DNA断片を組み込んだベクターをターゲットとなる細胞に導入する方法はいくつかある。
Çünkü o, özümlenme halindeyken tüm arzuları tamama erer..凡そ思慮は平生黙坐靜思の際に於てすべし。
Arzum Onan'la evli.ウノの許婚。
Olasılık, dilek, arzuyu ifade eder.正位置の意味 希望、ひらめき、願いが叶う。
Sevgi ile arzuyu karıştırmayın.欲望を愛と混同するな。
Ateş ile Arzu, bir süre beraber yaşadıktan sonra kavga edip ayrılmışlardır.其後兵火,集散亡。
Arzu Tramvayı’nı 1947 yılında 632 St. Peter Sokağı’nda otururken yazdı.1947年創作《慾望街車》的時候是居住在聖彼得街632號。
Avrupa’daki ülkelerin çoğunluğu ya Avrupa Birliği’ne katılmıştır ya da katılma arzusundadır.大部分的欧洲国家或是加入了欧盟,或是已表明坚定的决心要加入欧盟。
Bu kavramdan türeyen arzuhâl sözcüğü ise dilekçe anlamına gelir.现在你说的这一席话,正好符合我的愿望。
Arzuyu bulmak zorundaydık.我有受想行識。
(Yaşama yapışma arzusu, maddi bağlılıklar.)(The need for affection and approval.) 對生活伴侶的需要。
Dünyada kaynaklar kısıtlıdır ve her insanın bütün ihtiyaçlarını, arzularını karşılaması olanaksızdır.面對有限的資源,不是所有人的慾望都能得到滿足。
Sapma, uygunluğun daha çok arzu edilmesini sağlar.) 贪婪--希望佔有比所需更多的事物。
Arzu Kara (Tülin Özen) : Kızlar grubunun demirbaşı.珠翠(しゅすい) 珠翠原本是縹家人,為縹瑠花的女兒。
Bu arada şunu da zikretmeyi arzu ederdim.我等亦欲得聞。
Arzu edilirse stop banyosu kullanılır.有洗完澡就只穿內衣的習慣。

İlgili Sayfalar