arzu ile cümle

arzu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Açıkçası bu, geliştiricilerin oyun yaş sınıflamasını indirgemek için arzuladığının kanıtıdır.Очевидно, це пов'язано з бажанням розробників зменшити вікові рейтинги гри.
Çünkü dans etmeyi arzulamaktadır.Я хотів, щоб вони танцювали.
Okul zordu ama bitirmeyi çok arzu ediyordum.Було надзвичайно важко, та було бажання вчити­ся.
Ama şimdi arzunu kaybettin.Наразі втратив чинність.
Barış dolu bir hayata dönmek konusunda daha arzulular.Ще декілька бійців повернулися до мирного життя.
Bu filmden önce herhangi bir oyunculuk deneyimi ve oyuncu olma gibi bir arzusu yoktu.Спочатку у Тома не було бажання ставати актором.
Bu arzu kaba görünebilir, bilimsel de olabilir.Знання можуть бути науковими і позанауковими.
Arap Ligi 2008 yılında görüşmelerde bulundu ve gözlemci olarak bir role sahip olma arzusunu dile getirdi.В 2008 р. Росія заявила про готовність стати постійним спостерігачем.
Arzu edilmeyen işaretlere de kaynaklık yapmaktadır.Також використовуються автомобілі без розпізнавальних знаків.
1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi.Таку мандрівку по Європі він здійснив у 1856 році.
Oyuncu olmak için özel bir arzusu vardı.Зрештою, сформувалося бажання стати актором.
Bunun yerine Komünizm'i simgeleyen kızıl bayrak kullanmasını arzuluyordu.Натомість на шпилі було встановлено флагшток з румунським триколором.
Yeteneklerinden dolayı Sarutobi, Orochimaru'nun kendi yerini almasını arzu etmişti.Після цього Орочімару відчуває потребу замінити своє тіло.
Arzuyu bulmak zorundaydık.Всупереч бажанню Є.
Melkor, Gizli Ateş'i arzuladı ve boşu boşuna ele geçirmeye uğraştı.Мелькорові не вдавалося знайти Вогню, бо Вогонь був із Ілуватаром.
Oysa Fatma, zengin bir adamla evlenmek arzusundadır.Олександра щасливо вийшла заміж за заможного чоловіка.
Ne istiyoruz, ne arzuluyoruz?Ах, Боже мій, що мені треба?
Eğer kıvamı koyu ise arzuya göre biraz su ilave edilir.А якщо господар бідний, вистачить лише подати гостеві води.
Yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular.Bůh však lež poznal a havrana potrestal věčnou žízní.
Apollonius, rüya'da:"Aurelian, yönetmek arzusundaysan masumların kanını dökmekten uzak dur!Apollónios ho prý úpěnlivě prosil slovy: „Aureliáne, toužíš-li po vládě, nebaž po krvi nevinných!
Üftade'ye talebe olmak arzusuyla yanına gidince şu cevabı aldı: "Yazıklar olsun ey Kâdı Efendi!A když k němu přiběhl, obličej mu znachověl zlobou a zvolal: "Kdo se opovážil tě zranit?"
Avrupa’daki ülkelerin çoğunluğu ya Avrupa Birliği’ne katılmıştır ya da katılma arzusundadır.Většina hlasů rozhodla o přistoupení státu k EU, budou-li je chtít.
Arzu edilirse stop banyosu kullanılır.Pro koupel se využívá i nať.
En bütük arzusu son dönem İtalyan mimari akımları ile Moskova Baroğu stillerinin bir araya getirmek idi.Ve svých stavbách kombinoval poslední trendy italského baroka s tradičním moskevským stylem.
Goethe’nin Faust çalışmaları, bilgiye ulaşma ve farklı deneyim yaşama arzusu üzerinde yoğunlaşmıştır.Jeho podání klade důraz na Faustovu touhu po znalostech a mnohosti zkušeností.
Arzuyu bulmak zorundaydık.Splnění přání.
Ayrıca kendisine tecavüz eden erkeği bulup hayatını zindana çevirmek için intikam arzusuyla yanıp tutuşmaktır.Požádal tedy muže, aby rozdělal oheň a pak do něj zajíc skočil.
Olasılık, dilek, arzuyu ifade eder.Optativ vyjadřuje naděje, přání či rozkaz.
Bu Sabahattin Ali'nin arzu ettiği bir durumdur.A přesně takového by si Alina přála.
Hangi değerlerin kullanılacağı arzu edilen yaklaşım dakikliğine bağlıdır.Odpověď bude záviset na použité metodě.
Nitekim bu arzusuna yenik düşer.Tímto se zmenší jeho touha po droze.
Gizlilik için bu tür bir gerekçe, ulusal güvenlik için gerekli bilgiyi koruma arzusuyla güdülendi.Kromě zdravotního průkazu musejí mít tyto osoby ještě znalosti nutné k ochraně veřejného zdraví.
Alcina bir perişanlık hissi ile bir arya söyler ve unutulmayı arzu ettiğini belirtir.Alcina zpívá smutnou árii ve kterém touží po zapomnění.
Ne istiyoruz, ne arzuluyoruz?Co uživatel chce a co potřebuje?
İnsanların gerçek arzularını ne kadar iyi biliyormuş.O skutečných motivech svých hostitelů neměl ani tušení.
Mevcut başkanı Arzu Çerkezoğlu'dur.Současným šéfdirigentem je Zdeněk Smolka.
Tehlikeli Arzular (film, 1968), Vittorio De Sica'nın yönettiği 1968 İtalya-Fransa ortak yapımı film.Dobrodružství Toma Sawyera - rumunsko-francouzsko-německý seriál z roku 1968.
Ele geçiremedikleri, karşılayamadıkları her arzu için daha da hırslanırlar.Vezmou si všechno co budou chtít a ani nepípnete.
Tanrı'nın, tek bir çocuğun bile yanlış yola sürüklenmesini arzulamadığını haber verdi.V tom se jeho syn zeptal, zda by se nenašla nějaká střední cesta.
Genetik mutasyonda bir otoritedir ve en büyük arzusu insanoğlu ile mutantların barış içinde yaşamasıdır.El este o autoritate în mutația genetică și un susținător al relațiilor pașnice între oameni și mutanți.
Arap devletler savaşın bir an önce sona ermesini arzuluyordu.Statele arabe erau din ce în ce mai nerăbdătoare să termine războiul cât mai repede cu putință.
Sen onu arzuluyordun...Am vrut-o eu...
1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi.Tot în 1862 a întreprins o călătorie prin Europa.
Bechdel, temalarını "öz, öznellik, arzu, gerçekliğin doğası, bu tür şey" olarak tanımladı.Dar Gibson ... a încercat să descrie opulența, averea, consumul resurselor."
Son arzusu ise buraya gömülmekti.Au fost, la ultima reparație, îngropate în tencuială.
Hayatın boyunca arzulardan uzak dur.Egész életedben hagyd figyelmen kívül a vágyaidat!
Ayrıca bu arzunun bir fantezinin ötesinde olduğunu da bilmektedir.Amellett ez az ember a legtávolabbról sem volt egy világtól elvonult álmodozó.
Ridgway'in hayatında yer almış çoğu kadına göre, onun doymak bilmeyen bir cinsel arzusu vardı.Az életében részt vevő nők szerint Ridgway-nek kielégíthetetlen szexuális étvágya volt.
Sen onu arzuluyordun...Ha Isten azt akarta volna...
Yalnızlık arkadaş eksikliğinden veya başkalarıyla birlikte olma arzusundan daha da öteye giden bir duygudur.A magányosság több, mint puszta vágy a társaságra vagy egy másik személyre.
Son arzum Almanya'nın birlik ve barış uğruna, Doğu ve Batı arasındaki anlayışı kurtarmak gerektiğidir.Utolsó kívánságom, hogy Németország egységét megőrizzék, a Kelet és a Nyugat pedig jusson megértésre.”
Arzu Turalı Funday - Feat.Laudatio funebris… com.
Birkaç gün sonra Cissé, takım ile kalıcı bir anlaşma imzalamayı arzuladığı söyledi.Néhány nappal később Cissé bejelentette azon szándékát, hogy végleg a klub játékosa legyen.
Arap devletler savaşın bir an önce sona ermesini arzuluyordu.A párt a háború azonnali befejezését követelte.
Arkadaşlık için çocuklukta duyulan arzular, başarısız sosyal karşılaşmalar sonucu körelebilir.A sikertelen kapcsolatteremtési kísérletek miatt eltompulhat a gyermekkori vágy a társaságra.
Her şey, mükemmele ulaşma arzumdan.A present perfect-ről érthetően.
Ancak, vatandaşlarımız arzu ettikleri takdirde şahsi temizlik malzemelerini yanlarında getirebilirler.Az iOS készülékek tulajdonosai ezzel a szolgáltatással tudják megkeresni a saját készüléküket.
Son arzusu ise buraya gömülmekti.Utolsó kívánsága az volt, hogy Hollandiában temessék el.
Elizabeth aşk için evlenmek arzusundadır.Robert szerelmével akar élni.
(Yaşama yapışma arzusu, maddi bağlılıklar.)(Tanácsok a józan emberi észtehetséghez.

İlgili Sayfalar