Ana içeriğe geç
Sözlük

arzu ile cümle

arzu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Doğu Karelya ile bağların güçlendirilmesine dair arzular, toprak talebini içermemektedir.Dit streven naar hechtere banden met Oost-Karelië gaat niet meer over territoriale eisen.
Arzuyu bulmak zorundaydık.Dat wekte zijn verlangen.
Ayrıca bu arzunun bir fantezinin ötesinde olduğunu da bilmektedir.Ook heeft de Magic vooraan een groter tuigage dan de Dream.
Rahibeler kendi aralarında ne arzuları olduklarını konuşmaya başlarlar.De zusters bespreken de kleine wensen die zij hebben met elkaar.
Medhes: Bozuk arzulara saptırmak için alimlerle uğraşır.Toezang: men zal pogen de ontevredenen te sussen.
Sen onu arzuluyordun...Hij bleef het maar proberen...
Arzu ise bir yapımcının gelip ona iş teklif etmesini beklemektedir.De producer raadt hem aan om een partner te zoeken.
Melkor, o andan itibaren çok arzulamıştı o makamı.Hij richtte vanaf dat moment zijn aandacht volledig op manga.
Belki de böylesi araştırmalarla kendisinin yerini kordinatlar arasında bulabilme arzusu.Men kan tussen deze helderheidsniveaus wisselen met een toets.
Ancak, vatandaşlarımız arzu ettikleri takdirde şahsi temizlik malzemelerini yanlarında getirebilirler.De bewoners mochten alleen hun persoonlijke bezittingen meenemen.
Gizlilik için bu tür bir gerekçe, ulusal güvenlik için gerekli bilgiyi koruma arzusuyla güdülendi.Om de geheime aard ervan te rechtvaardigen wordt nationale veiligheid ingeroepen.
Boyun altı santim kısaldı, olsa olsa kırk beş kilosun ve hâlâ güzel, çekici, arzu uyandırıcısın.De plant wordt 15-45 cm hoog, heeft een kantige, behaarde stengel en vormt uitlopers.
Bu arada genç padişah: - Şeyhim, der, bir arzunuz varsa söyleyin de yapalım.Maar ik zei: Nee, zeg ben je gek, stel voor dat ze het doen.
Ele geçiremedikleri, karşılayamadıkları her arzu için daha da hırslanırlar.Zozeer dat zij bekennen wat zij onmogelijk konden doen.
Ayrıca arzu eden yıldızlar imza dağıtır.Vaste sterren vormen ook de basis voor het benoemen van sterrenbeelden.
408 yılında Stilicho muhtemelen bir saray komplosunun neticesinde Honorius'un arzusuyla idam edildi.In 408 werd Stilicho op bevel van keizer Honorius geëxecuteerd.
Tom kaçma arzusu hissetti.Tom voelde de drang om weg te lopen.
Ne arzu edersiniz?Wat blieft u?
Allah'ı Bilen İnsanlar (Ehl ul-Ma`rife Billah) dünyada birer yabancı olup ahireti arzularlar" dedi.Niechże walczą na drodze Boga ci, którzy za życie tego świata kupują życie ostateczne!
Birlik içinde sana hizmet etmek istiyoruz, Bu bizim kalbimizin en ateşli arzusudur.Najbardziej palącym pragnieniem naszych serc jest służyć ci w jedności.
Tasminnupalabdhe paramá trśńánivrttih: Birey o sonsuz mutluluğa (Brahma) ulaştığında tüm arzular biter.Tasminnupalabdhe paramá trśńánivrttih: W tym osiągnięciu (Brahmana) zaspokajane jest całe pragnienie.
Son arzusu ise buraya gömülmekti.Zgodnie z ostatnią wolą pochowany został w Reszlu.
Ticaretin ortaya çıkış nedeni, insanın ihtiyaçlarını karşılama arzusudur.Głównym założeniem marketingu jest zaspokojenie ludzkich potrzeb.
Olasılık, dilek, arzuyu ifade eder.Wyraża życzenie, nadzieję lub możliwość.
Bu arada genç padişah: - Şeyhim, der, bir arzunuz varsa söyleyin de yapalım.Po prostu powiedzieliśmy chłopom: róbcie co chcecie – i poszliśmy.
Bunun temelindeki tek sebep arzularımıza yenik düşmemizdir.Jedynym sposobem na osiągnięcie trwałego szczęścia jest więc wyzbycie się owych pragnień.
Arzu Özyiğit, 185 kere millî formayı giydi.Sporządziła maski dla 185 weteranów.
Oysa Fatma, zengin bir adamla evlenmek arzusundadır.Chciałaby zostać idolką i poślubić bogatego mężczyznę.
Rahibe Dolcina'nın arzusu ise lezzetli bir yemek yemektir.Dieta cud Penny zaczyna jeść zdrowe jedzenie.
Şafak vakti yaklaşınca Faust Marguerite'nin hayalini görür ve onun yanına gitmeyi çok arzuılar.Gdy nastaje świt, Faustowi ukazuje się wizja Małgorzaty do której tęskni.
Barış dolu bir hayata dönmek konusunda daha arzulular.Został zmuszony powrócić do spokojnego życia wiejskiego.
Sözlerin teması ise seks arzusunun ve isteğinin etrafında döner.Jej zainteresowania obracają się wokół władzy i seksu.
Nitekim bu arzusuna yenik düşer.I nagle to życzenie się spełnia!
Babası vefat eden Oğuz onun ölmeden önceki son arzusunu yerine getirmek istemektedir.Po śmierci ojca syn próbuje realizować polecenia, które ojciec nakazał mu przed śmiercią.
Arzum Onan'la evli.Żonaty z Hanną Komierowską.
Sürekli Arzu'yla birlikte dolaşır.Chodził zawsze z laską.
Modernistler: Modernistler İslam dünyasının, küresel modernliğin bir parçası olmasını arzularlar.Zwolennicy globalizmu podkreślają wagę procesów globalizacji dla współczesnego świata..
Papageno da küçük sevgili müstakbel karısını görmeyi arzu etmektedir.Gerast spieszy się do swej przyszłej młodej żony.
İsteklerin ve arzuların sona ermesi, acıları da ortadan kaldırır.Kończą się Wasze męki i cierpienia.
Üftade'ye talebe olmak arzusuyla yanına gidince şu cevabı aldı: "Yazıklar olsun ey Kâdı Efendi!Sedan han tagit av kläderna sade han med hög och tydlig röst: "På dig hoppas jag, o Herre!
NA’nın üçüncü geleneği üyelik için tek koşulun “kullanmayı bırakma arzusu” olduğunu söyler.I den tredje traditionen i NA står det att det enda kravet för medlemskap är "en önskan att sluta använda".
Avrupa’daki ülkelerin çoğunluğu ya Avrupa Birliği’ne katılmıştır ya da katılma arzusundadır.De flesta av FN:s medlemsstater har ratificerat eller är på väg att ratificera konventionen.
Lopez seks sembolü oldu ve "dünyada en çok arzulanan kadın"lardan biri olmuştur.Sedan 1990-talet har Lopez framställts som en sexsymbol och en av världens mest "åtråvärda" kvinnor.
Oysa Fatma, zengin bir adamla evlenmek arzusundadır.Eadie är fast besluten att gifta sig rikt.
Elizabeth aşk için evlenmek arzusundadır.Men Lalita vill gifta sig av kärlek.
Son arzusu ise buraya gömülmekti.Hennes sista önskan; att bli begravd bredvid honom, gick i uppfyllelse.
Ayrıca arzu eden yıldızlar imza dağıtır.Ligan styr också värvningar av stjärnor.
Bu arada şunu da zikretmeyi arzu ederdim.Ändå vill Ion ta en titt på det.
Ama şimdi arzunu kaybettin.Du förlorar din insättning.
2006 yılında, yine daha çok grup çerçevesinde çalışma arzusu belirdi.År 2006 förväntas det att festivalen ska få ännu fler besökare.
Arzu edilirse stop banyosu kullanılır.Для запобігання пригорання використовується зазвичай водяна баня.
Cevap olarak Sultan, misafirlerinin arzularının yerine getirileceğinin garatisini verdi.У свою чергу, султан запевнив гостей, що їх прохання буде задоволено.
Açıkçası bu, geliştiricilerin oyun yaş sınıflamasını indirgemek için arzuladığının kanıtıdır.Очевидно, це пов'язано з бажанням розробників зменшити вікові рейтинги гри.
Çünkü dans etmeyi arzulamaktadır.Я хотів, щоб вони танцювали.
Okul zordu ama bitirmeyi çok arzu ediyordum.Було надзвичайно важко, та було бажання вчити­ся.
Ama şimdi arzunu kaybettin.Наразі втратив чинність.
Barış dolu bir hayata dönmek konusunda daha arzulular.Ще декілька бійців повернулися до мирного життя.
Bu filmden önce herhangi bir oyunculuk deneyimi ve oyuncu olma gibi bir arzusu yoktu.Спочатку у Тома не було бажання ставати актором.
Bu arzu kaba görünebilir, bilimsel de olabilir.Знання можуть бути науковими і позанауковими.
Arap Ligi 2008 yılında görüşmelerde bulundu ve gözlemci olarak bir role sahip olma arzusunu dile getirdi.В 2008 р. Росія заявила про готовність стати постійним спостерігачем.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod