Avustralya'ya altın bulmak arzusuyla gittiler.Ils sont allés en Australie avec l'intention de trouver de l'or.
Ah! Eğer kalbimi okusan, ne kadar gerçeği arzuladığını bilirsin; onu tutkuyla aradığını bilirsin.Ah ! si tu lis dans mon cœur, tu sais combien il désire la vérité ; tu sais qu'il la recherche avec passion.
Sizin arzunuz benim için bir emirdir.Votre désir est pour moi un ordre.
Ne içmeyi arzu edersiniz?Que désirez-vous boire ?
Birkaç aylık bir gözlemden sonra, 1669 yılında Hooke arzu edilen sonucun elde edileceğine inandı.Après plusieurs mois d'observations, en 1669, Hooke pensera que le résultat souhaité était atteint.
Elfler gibi ölümsüz olmak ve birikmiş güçlerini sonsuza kadar hakim kılmayı arzulamaya başladılar.Ils voulurent devenir immortels comme les Elfes et jouir de leur puissance accumulée pour toujours.
Arzuyu bulmak zorundaydık.J'ai essayé de prendre l'aspiration.
NA’nın üçüncü geleneği üyelik için tek koşulun “kullanmayı bırakma arzusu” olduğunu söyler.La seule condition requise pour devenir membre de NA est le désir d’arrêter de consommer.
Ancak, bazen bunun aksi arzu edilir.Cependant, l'inverse est parfois préférable.
Cevap olarak Sultan, misafirlerinin arzularının yerine getirileceğinin garatisini verdi.En retour, le sultan assure à ses hôtes que leur demande va être agréée.
Üftade'ye talebe olmak arzusuyla yanına gidince şu cevabı aldı: "Yazıklar olsun ey Kâdı Efendi!Lorsque, en descendant, on lui demanda le résultat de son affaire, il répétait : “Il m'a traité de lâche !”
Oysa Fatma, zengin bir adamla evlenmek arzusundadır.Cupide, elle veut épouser un homme riche.
Arzu ise bir yapımcının gelip ona iş teklif etmesini beklemektedir.Le jeune homme semble attendre que quelqu'un vienne le chercher.
2006 yılında, yine daha çok grup çerçevesinde çalışma arzusu belirdi.En 2006, la décision est prise de retravailler plus souvent en tant que groupe.
Son arzusu ise buraya gömülmekti.Il y est enterré, suivant sa dernière volonté.
Ticaretin ortaya çıkış nedeni, insanın ihtiyaçlarını karşılama arzusudur.Le commerce a pour moteur la satisfaction des multiples besoins de l'homme.
Bu ise o zamanki ağır durumda çok kişinin arzusu idi.Le nombre de personnes concernées était à l'époque très modeste.
Aristoteles, "güzel olan, salt kendisi için arzulanabilir olandır" demektedir.Aristote avait posé que « le bien est ce que toutes choses désirent ».
Barış dolu bir hayata dönmek konusunda daha arzulular.Il dit aspirer à une vie paisible.
Bu akımda ressamlar nesne ile rengi ayırmayı ve önceliği renklerin ifadesine vrmeyi arzulamışlardır.Les peintres désirent séparer la couleur et l'objet, donnant la priorité à l'expression des couleurs.
Allah'ı Bilen İnsanlar (Ehl ul-Ma`rife Billah) dünyada birer yabancı olup ahireti arzularlar" dedi.En vérité, il est mon moyen d'approche à Allah dans ce monde et celui de l'au-delà.
İnsanların gerçek arzularını ne kadar iyi biliyormuş.Il sait discerner la vraie personnalité de chacun.
Ona göre insan, her şeye sahip olmak ister ve bu arzusunun sınırı yoktur.Elle peut construire tout ce que son esprit désire, il n'y a pas de limite.
"Sow'un ilginç arzusu".31. « La Curiosité de Nicole ».
Kiliseyi ziyarette tanımadığı bir güzel kız görmüştür ve onunla birlikte olmayı arzu etmektedir.Alberto est fiancé à une femme qu'il n'a jamais rencontrée et est en route pour la voir.
Yerköy'de meyvecilik ve bağcılık arzu edilen bir seviyede değildir.Mais notre espoir et notre consolation sont ailleurs.
Güç, arzuları bastıran bir unsur değil, her arzu kümesinde yer alan bir unsurdur.La puissance n'est pas ce que la volonté veut mais ce qui veut dans la volonté.
Rahibe Angelica hiçbir özel arzusu olmadığını ifade eder.La princesse Beatrice n’a pas de mission royale particulière.
Birlik içinde sana hizmet etmek istiyoruz, Bu bizim kalbimizin en ateşli arzusudur.Queremos servirte unidos ese es nuestro más ardiente deseo de corazón.
Hayatın boyunca arzulardan uzak dur.Mantente separado del deseo a lo largo de toda tu vida.
Apollonius, rüya'da:"Aurelian, yönetmek arzusundaysan masumların kanını dökmekten uzak dur!Apolonio le rogó, diciendo: «Aureliano, si deseas gobernar, ¡abstente de la sangre del inocente!
Bu albümün "Monotheist"ten daha karanlık, daha ağır ve biraz daha deneysel olmasını arzuluyorum."Deseo que el álbum sea un desarrollo más oscuro, más pesado, y un poco más experimental que Monotheist."
Arzu Tramvayı’nı 1947 yılında 632 St. Peter Sokağı’nda otururken yazdı.Escribió Un tranvía llamado deseo (1947) mientras vivía en el número 632 de la calle St. Peter.
Kral Davud'un Kudüs'e olan arzusu popüler dua ve şarkılarda yer bulmuştur.Muchos de los anhelos del Rey David sobre Jerusalén se han adaptado en oraciones y cantos populares.
Olur ki sevip arzu ettiğiniz bir şey sizin için şerli olur.Si lo deseas, lo que se desea es la verdad para el que (representa) la mejor verdad.
Sonra korkuları ve arzuları olan karmaşık bir birey hâline gelir.Luego se transforma en un individuo con miedos y deseos.
Böyle kavimler, Türkler tarafından her arzularına eriştirildi.Todos desaparecieron bajo el temor de los turcos.
Ölümsüzlüğü arzulayan Donovan, Naziler ile işbirliği yaptı.En realidad, Donovan trabaja para los nazis y desea obtener la inmortalidad.
Sen onu arzuluyordun...Pero llegué a quererlo...
26 Mayıs - Vladimir Arzumanyan, Ermeni şarkıcı ve söz yazarı.26 de mayo: Vladimir Arzumanyan, cantante armenio.
Arzusunun dışında, vergi yükü ağırlıklı olarak köylüde kaldı.A pesar de sus deseos, la presión fiscal se mantuvo principalmente sobre los campesinos.
Cevap olarak Sultan, misafirlerinin arzularının yerine getirileceğinin garatisini verdi.A su vez, el sultán aseguró a sus invitados que su petición sería concedida.
Ne istiyoruz, ne arzuluyoruz?¿Qué debemos o podemos querer?
Arzuyu bulmak zorundaydık.Estaba cumplido mi anhelo.
Şafak vakti yaklaşınca Faust Marguerite'nin hayalini görür ve onun yanına gitmeyi çok arzuılar.Mientras se acerca el amanecer, Fausto tiene una visión de Marguerite y la llama.
Ama şimdi arzunu kaybettin.Perdió la victoria.
Ancak ailesinin müzik yeteneği karşısındaki arzuları kısa zamanda köreldi.Sin embargo, la pasión de sus padres por su talento musical pronto se enfrió.
Bizim arzumuz bu kültürün değerinin bilindiği dünyanın diğer bölgelerini de aydınlatması.Queremos que esta cultura irradie las partes del mundo que la valoran.
Ben de arzu ediyorum ki her Türk insanı, bir Türkiye olsun.A efectos oficiales, todos los nacionales de Turquía se consideran turcos.
İsteklerin ve arzuların sona ermesi, acıları da ortadan kaldırır.Si pueden sentir placer y dolor, también tienen deseos.
Ayrıca arzu eden yıldızlar imza dağıtır.Y las estrellas que significaran...
İnsanların gerçek arzularını ne kadar iyi biliyormuş.Ellen se ha dado cuenta de las verdaderas intenciones de él.
Mevcut başkanı Arzu Çerkezoğlu'dur.El actual presidente es el Ing.
Bir lüks saydıkları şarabı her fırsat buluşta büyük bir arzu ile içmeye kalkarlar.Por eso, aprovechan cualquier celebración para degustar un vaso de vino.
Kapalı insanlara kıyasla, daha yaratıcı ve arzularının daha fazla ayırdında olan insanlardır.Tienden a ser, comparados con las personas cerradas, más creativas y más conscientes de sus sentimientos.
Olasılık, dilek, arzuyu ifade eder.Obligación, posibilidad, deseo.
Böylece kadının cinsel arzusuna dikkat çekmiş ve bunu kutlamıştır.Está convencida del progreso social de la mujer y lo preconiza.
Çünkü dans etmeyi arzulamaktadır.Pero ella deseaba más que bailar.
Bu sonuçlar, 'Türkiye'de AB yolunda ilerleyecek siyasi arzu yok' diyenlerin görüşünü bertaraf edecek." dedi.«"Quien hable hoy de presos políticos en España no tiene ni puta idea"».
Avrupa’daki ülkelerin çoğunluğu ya Avrupa Birliği’ne katılmıştır ya da katılma arzusundadır.Uno no puede estar sino a favor de los Estados Unidos de América o en contra de ellos.