arz ile cümle

arz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Devdas Londra'ya okumaya gittiğinde Paronun tüm arzuları kırgınlığa dönüşür.Докато Дарвин търси жилище в Лондон, пристъпите на заболявания продължават.
Yazıların üslubu da farklılık arz ediyor.Ръкописната може да изглежда различно.
1955 yılından itibaren para arzı hızla arttı.След 1950 г. товарооборотът се увеличава.
Bu ilgi ve hac arzusuyla medresedeki görevini bırakarak 1095 yılında Bağdat'tan ayrıldı ve Şam'a gitti.Газали напуска службата и семейството си, подарява собствеността си на бедните и през 1095 г. напуска Багдад.
Modernistler: Modernistler İslam dünyasının, küresel modernliğin bir parçası olmasını arzularlar.В пояснителния текст се казва: Някои мюсюлмани отхвърлят съвременното светско общество.
Oysa Fatma, zengin bir adamla evlenmek arzusundadır.Джулиъс предлага брак на Тапънс, която винаги е искала да се омъжи за богат мъж.
Arkadaşlık için çocuklukta duyulan arzular, başarısız sosyal karşılaşmalar sonucu körelebilir.Dječja želja za druženjem može otupjeti kroz neuspješne slučajeve društvene interakcije.
Oyuncu olmak için özel bir arzusu vardı.Nema nekakvu posebnu želju da postane glumica.
Bunlar pek heybetli bir manzara arzeder.No, to je samo površno gledanje.
Üstelik arz ve talep sürekli değişir.Tlačna i usisna strana neprestano se mijenjaju.
Elizabeth aşk için evlenmek arzusundadır.Juana se boji ljubavi.
Bana kişisel olarak çok önem arz eder."Mislim da je vjera nešto veoma osobno."
Mısır Arapçası (Arz.Arapski noj (lat.
(Yaşama yapışma arzusu, maddi bağlılıklar.)(Usudi se znati!, Građanska hrabrost, Pruži otpor!)
Alınıp satılan malların fiyatlarının ya da kurların belirlenmesi arz ve talebe göre düzenlenir.Itemi su predmeti koje dobivate ili kupovinom ili pobjedom neprijatelja (rjeđe).
Zeytin dalı, cumhuriyetin iç ve dış barışa olan arzusunu tanımlar.Maslinova grančica predstavlja želju za vanjskim i unutarnjim mirom.
Bunun temelindeki tek sebep arzularımıza yenik düşmemizdir.Uzrok svemu tome bila je želja za osvajanjima.
Kazanma arzusu ve totemler onu diğer fanatiklerden ayıran en büyük özelliklerdendir.Borbeni duh i angažiranost najviše ih je razlikovala od fovista.
İş oyunu, sıkça karşılaştırıldığı satranç ve poker gibi oyunlardan çok farklılık arz eder.Nije toliko popularan kao šah ili, u novije vrijeme, poker.
İpek en çok arzulanan ve en resmî kumaştır.Grafen je istovremeno i najtanji i najjači poznati materijal.
Barışa uzaklaşacağım diye çalışmıyoruz, Barışı çok arzuluyoruz.Hrvati su nastojali ne dizati tenzije, radi mira u kući.
Arzu ise bir yapımcının gelip ona iş teklif etmesini beklemektedir.Tamo ih primjećuje producent i nudi im ugovor.
Bunun yanı sıra "kardeş" taksonların belirlenmesi açısından önem arz eder.Međutim, ovdje je bitno razlikovati nagradu od prinude.
Turizm gelirleri ülke için önem arz etmektedir.Uspješni turizam znatno pridonosi državnim prihodima.
Arzu edilmeyen işaretlere de kaynaklık yapmaktadır.Prebiehajú dozvuky neželanej návštevy.
En bütük arzusu son dönem İtalyan mimari akımları ile Moskova Baroğu stillerinin bir araya getirmek idi.Vo svojich stavbách kombinoval posledné trendy talianskeho baroka s tradičným moskovským štýlom.
İş hayatı çeşitlilik arz eder.Biologická diverzita predstavuje rôznosť života.
Vergi denetimi, sağlıklı işleyen bir vergi sisteminin sağlanması açısından önem arz etmektedir.Snaží sa zaviesť rozsiahle sociálne zabezpečenie, ktoré vedie k vysokému zdaneniu príjmov.
Bir sistem kendi başına süreklilik arz eder.Nálada po čase odznie sama od seba.
Yapılan seçimlerde ülke nüfusunun %12'si bu arzuyu taşıyan partilere oy vermiştir.Preto nie je podivuhodné, že okolo 93 % hlasujúcich občanov zahlasovalo tak, ako režim chcel.
Bu nitelik değişkendir ve olaylara göre farklılıklar arz eder.Veci menia svoje stavy a rôznym spôsobom sa nám potom javia. .
Rahibe Dolcina'nın arzusu ise lezzetli bir yemek yemektir.Ale Joseho macocha Valeria chce šťastnú dvojicu rozdeliť.
Bu durum kirlilik açısından da tehlike arz etmektedir.Vyjadruje tiež aj stav nebezpečím ohrozeného šťastia.
Bana kişisel olarak çok önem arz eder."“Tá sebaobeť by ma zaujímala.”
Folk şarkıcısı ve aşçı olmak için derinden arzu duymaktadır.Globoko v sebi bi rad postal pevec ljudske galsebe in kuhar.
Başlangıçta ortaya çıkan arz yetersizliği nedeniyle kısa sürede birçok ucuz taklit ortaya çıktı.Ker na začetku ni bilo dosti izvirnih kock, se je pojavilo veliko cenenih imitacij.
Sanki erkekler yabancıları arzulamazmış gibi.Atenci tujcev kot državljane niso sprejeli.
Bu filmden önce herhangi bir oyunculuk deneyimi ve oyuncu olma gibi bir arzusu yoktu.V tem času ni imela nobene specifične želje, da bi postala igralka.
Geç kaynaklar ikisinin arzularının imparatorluğu ikiye böldüğünü söyler.Kasnejši viri so špekulirali, da sta celo hrepenela po delitvi cesarstva.
1990'da Alman yeniden birleşmesi ile Alman Köşesi, Almanya'nın birleşmesi arzusunun sembolü olmaktan çıktı.Z združitvijo obeh Nemčij leta 1990 Nemški vogal ni bil več simbol težnje po združeni Nemčiji.
İsteklerin ve arzuların sona ermesi, acıları da ortadan kaldırır.Neizpolnjene želje so tudi trpljenje.
Arzum Onan'la evli.Poročena z mag.
Arzava Krallığı gücünün doruğuna M.Ö. 15. ve 14. yüzyıllarda ulaştı.Kraljestvo Arzava je doseglo višek v 15. in 14. stoletju pr. n. št.
Makedonya dönemi, dinî önem arz eden bazı olaylara da sahne oldu.V makedonskem obdobju je bilo tudi nekaj dogodkov, pomembnih za krščansko versko zgodovino.
Bu anlamlardan kopmamız arzu ve amaçlarımızdan ayrılmamız sonucu eylemsizliğe varırız.In ta misel na našo nepopolnost nas mora narediti ponižne.
Hayvancılık büyükbaş hayvan besiciliği ağırlıklı olup, son yıllarda süt sığırcılığı gelişme arz etmektedir.Težišče je že dolgo na živinoreji, v njej pa na pridobivanju mleka.
Bu arzu edilen nitelikler şunlardır: geçerlilik, optimallik ve değişmezlik.Omenjene zmožnosti vključujejo samozavest, upanje, optimizem in prožnost.
Kesimlerdeki artış sadece et arzını değil, aynı zamanda koyun postu arzını da arttıracaktır.S tem ne samo povišajo rodovitno plast, ampak jo tudi povečajo v obsegu.
Arzu edilen güven düzeyini yükseltmek, güven aralığının genişlemesine yol açar.Pogovorna razdalja nam daje občutek varnosti.
Yapılan seçimlerde ülke nüfusunun %12'si bu arzuyu taşıyan partilere oy vermiştir.S tem patentom je volilno pravico imelo le 12 % vsega prebivalstva.
Hinayana okulu arzularımızın en zayıf köklerini bile ortadan kaldırmamız gerektiğini vurgular.Hinajanos mokykla pabrėžia, kad turėtumėme išrauti savo troškimų šaknis.
2005'te Baidu NASDAQ borsasında halka arz edilmiştir.2005 m. „Baidu“ pateikė pirminį viešą siūlymą NASDAQ biržoje.
En bütük arzusu son dönem İtalyan mimari akımları ile Moskova Baroğu stillerinin bir araya getirmek idi.Jis troško naujausias italų architektūros tradicijas suderinti su maskvietiško baroko stiliumi.
Birçoğu dünyamızın nasıl bu duruma geldiğini anlamayı arzular.Jis dažnai nužengdavo į žemę, kad sužinotų, kaip gyvena žmonės.
Okul zordu ama bitirmeyi çok arzu ediyordum.Labai norėjo mokytis, tačiau į gimnaziją stoti buvo per vėlu ir brangu.
Arzu ettiklerine ulaşamadan 7 Kasım 1992 tarihinde trafik kazası sonucu öldü.Žuvo 1992 m. lapkričio 7 d. per autoavariją.
Mevcut başkanı Arzu Çerkezoğlu'dur.Dabartinis federacijos prezidentas yra Aivar Pohlak.
Bu arzu kaba görünebilir, bilimsel de olabilir.Nepilnoji indukcija gali būti populiarioji arba mokslinė.
Ancak, bazen bunun aksi arzu edilir.Tačiau dažniau daroma kitaip.
Birlik içinde sana hizmet etmek istiyoruz, Bu bizim kalbimizin en ateşli arzusudur.Tu tiek drąsių svajonių palydėjus - Būk mūsų širdyse tyra versme.

İlgili Sayfalar