arz ile cümle

arz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Yazıların üslubu da farklılık arz ediyor.Taip pat skiriasi ir uodegos raštu.
Yenilen taraf Roma olunca Karduya ve Arzanene Perslerin hakimiyetine girdi.Jis tapo lemiamu tik kylant Romai ir jos legionams.
Sen onu arzuluyordun...Tema soov täideti. ...
Bu arada şunu da zikretmeyi arzu ederdim.Aug.: Ma tahaksin, et sa vastaksid ka sellele.
Bana kişisel olarak çok önem arz eder."Mina isiklikult olen väga rahul...”
Ben de arzu ediyorum ki her Türk insanı, bir Türkiye olsun.Türklastena võidakse käsitleda ka kõiki Türgi Vabariigi elanikke.
Son arzusu ise buraya gömülmekti.Viimasesse on ta ka maetud.
Bu da bitkilerin karada hayatlarını sürdürmeleri açısından önem arz eder.See juhib kõrvale asjaolust, et ka taimed on elus.
Fiziksel güvenlik büyük önem arz etmektedir.Kõige tähtsaimaks eeliseks on bioloogiline ohutus.
Saatlik, günlük ve mevsimlik ihtiyaçlara uygun arz güvenliğini temin etmek.Nende eesmärk oli näidata päevast ja õhtust aega kindluse töölistele.
Sapma, uygunluğun daha çok arzu edilmesini sağlar.Liigsöömist seostatakse ka sooviga olla täiuslik.
Ne istiyoruz, ne arzuluyoruz?Kuidas ikkagi saada seda, mida tahad?
"ARZI KIZ" EFSANESİSkulptuur "Energia"
Kayıtlı tarihlerde volkanların patlaması uygarlıklara büyük tehlike arz etmiştir.Vulkaanipursked on pannud paljude inimeste elu otsesesse ohtu.
Sektörü sadece arz değil, talep de yönlendirmeye başlar.Ent aru ei ole ainult kuiv, endale keskendunud.
Arzu edilmeyen işaretlere de kaynaklık yapmaktadır.Värvus tekib vastavalt neelamata jäänud lainepikkustele.
Eckhart'ın görüşleri yaygın Hristiyan skolastisizminden farklılık arzetmekteydi.Ivan Generalić oli üks Hlebne naivistliku maali koolkonna rajajatest.
Farklı para arzı tanımları vardır.Finantsvara hulka kuuluvad erinevad asjad.
Sanki erkekler yabancıları arzulamazmış gibi.Ent see kõik tähendab, et ei saa armastada võõraid.
Ancak, bazen bunun aksi arzu edilir.Mitteametlikult seda vahel siiski tehakse.
1,000 Yuan'lık talep vardı ancak sadece 500 Yuanlık arz vardı.Był popyt na 1000 juanów, ale podaż tylko na 500.
1,000 Yuan'lık talep vardı ancak sadece 500 Yuanlık arz vardı.Había demanda por 1,000 Yuan pero sólo oferta de 500 Yuan.
1,000 Yuan'lık talep vardı ancak sadece 500 Yuanlık arz vardı.Khi đó có nhu cầu cần đổi 1000 CNY sang USD nhưng cung chỉ có 500 CNY.
1,000 Yuan'lık talep vardı ancak sadece 500 Yuanlık arz vardı.Měli jsme poptávku po 1000 juanech ale nabídka byla pouze 500 juanů.
1,000 Yuan'lık talep vardı ancak sadece 500 Yuanlık arz vardı.Був попит на 1000 юаней, проте пропозиція - 500 юаней.
1,000 Yuan'lık talep vardı ancak sadece 500 Yuanlık arz vardı.Там был спрос на 1000CNY, и лишь предложение состовляло 500CNY.
2009’da EMCDDA ve Europol, Avrupa’da uyuşturucu arzı hakkında bir dizi ortak yayın çıkarmıştır.År 2009 lanserade ECNN och Europol en serie gemensamma publikationer om tillgången på narkotika i Europa.
2009’da EMCDDA ve Europol, Avrupa’da uyuşturucu arzı hakkında bir dizi ortak yayın çıkarmıştır.Az EMCDDA és az Europol 2009-ben közös kiadványsorozatot indított az európai kábítószer-kínálatról.
2009’da EMCDDA ve Europol, Avrupa’da uyuşturucu arzı hakkında bir dizi ortak yayın çıkarmıştır.Center in Europol sta leta 2009 začela objavljati niz skupnih publikacij o ponudbi drog v Evropi.
2009’da EMCDDA ve Europol, Avrupa’da uyuşturucu arzı hakkında bir dizi ortak yayın çıkarmıştır.I 2009 lancerede EONN og Europol en serie af fælles udgivelser om narkotikaforsyningen i Europa.
2009’da EMCDDA ve Europol, Avrupa’da uyuşturucu arzı hakkında bir dizi ortak yayın çıkarmıştır.În 2009, OEDT și Europol au lansat o serie de publicaţii comune privind oferta de droguri în Europa.
2009’da EMCDDA ve Europol, Avrupa’da uyuşturucu arzı hakkında bir dizi ortak yayın çıkarmıştır.) Takavarikoiden määrä on kasvanut
2009’da EMCDDA ve Europol, Avrupa’da uyuşturucu arzı hakkında bir dizi ortak yayın çıkarmıştır.V roce 2009 EMCDDA a Europol vytvořily ediční řadu společných publikací o nabídce drog v Evropě.
2009’da EMCDDA ve Europol, Avrupa’da uyuşturucu arzı hakkında bir dizi ortak yayın çıkarmıştır.Световното производство на екстази през 2007 г. се оценява от UNODC (2009 г.) на между 72 и 137 т.
ABD para arzı rakamlarını incelediğimde -J'ai été voir la masse monétaire des US.
ABD para arzı rakamlarını incelediğimde -미국의 통화 공급을 살펴봅시다.
ABD para arzı rakamlarını incelediğimde -Pak, jsem se podívala na čísla peněžní nabídky USA.
ABD para arzı rakamlarını incelediğimde -Quando sono andata a vedere le cifre della massa monetaria americana -
ABD para arzı rakamlarını incelediğimde -עכשיו, כאשר בחנתי את נתוני כמות הכסף בארה"ב,
ABD para arzı rakamlarını incelediğimde -الآن , عندما ذهبت لألقي نظرة علي إحتياط الأموال للولايات المتحدة ,
ABD para arzı rakamlarını incelediğimde -それは連邦準備銀行が
ABD ve İngiltere'de bu para arzı yaklaşık % 97'si var.Στις ΗΠΑ και το Ηνωμένο Βασίλειο ότι είναι περίπου το 97% της προσφοράς χρήματος.
Ağırlığını hissettiğim bu kişi, Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.Ciężarem to Ja, co na mnie ciążyło, od którego uwolnić się pragnę, i uwalniam się, teraz.
Ağırlığını hissettiğim bu kişi, Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.Cu greutate, acest sine care mă veghea, eliberarea de el este ceea ce îmi doresc şi ceea ce obţin.
Ağırlığını hissettiğim bu kişi, Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.El ser pesado que pesaba sobre mí, cuya liberación es lo que deseo y lo que logro.
Ağırlığını hissettiğim bu kişi, Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.Pesamment ce moi qui me pesait, dont la libération est mon désir et mon accomplissement.
Ağırlığını hissettiğim bu kişi, Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.Pesantemente il sè che mi opprimeva, il rilascio da cui è quanto desidero e ciò che compio.
Ağırlığını hissettiğim bu kişi, Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.Schwer ist dieses Selbst, das auf mir lastete, die Entlastung von dem was ich begehre und was ich erreiche.
Ağırlığını hissettiğim bu kişi, Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.Zwaar leef ik onder de druk van dat zijn, en daarom is het bevrijding waarnaar ik verlang en die ik bereik.
Ağırlığını hissettiğim bu kişi, Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.Весома эта оболочка, которая давит на меня, избавление от которой - это то, чего я желаю и чего я достигаю.
Ağırlığını hissettiğim bu kişi, Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.Тежко тази личност, която тежеше върху мен, освобождението от която копнея и което постигам.
Ailesinin, sosyal ve ekonomik olarak da gelismesini arzular.Auch hofft er auf soziale und wirtschaftliche Verbesserungen für seine eigene Familie.
Ailesinin, sosyal ve ekonomik olarak da gelismesini arzular.Cũng vậy, cậu cũng hy vọng cải thiện xã hội và kinh tế cho chính gia đình mình.
Ailesinin, sosyal ve ekonomik olarak da gelismesini arzular.De asemenea, speră în îmbunătățirea condițiilor sociale și economice pentru familia sa.
Ailesinin, sosyal ve ekonomik olarak da gelismesini arzular.Hij hoopt ook op sociale en economische vooruitgang voor zijn familie.
Ailesinin, sosyal ve ekonomik olarak da gelismesini arzular.Il aspire aussi à une amélioration sociale et économique pour sa propre famille.
Ailesinin, sosyal ve ekonomik olarak da gelismesini arzular.또한 그러한 자신의 가족이 사회적, 경제적으로 개선되기를 소망합니다.
Ailesinin, sosyal ve ekonomik olarak da gelismesini arzular.Ma też nadzieję na poprawę sytuacji społecznej i ekonomicznej rodziny.
Ailesinin, sosyal ve ekonomik olarak da gelismesini arzular.Rovnako dúfa v zlepšenie sociálnej a ekonomickej situácie svojej rodiny.
Ailesinin, sosyal ve ekonomik olarak da gelismesini arzular.Társadalmi és gazdasági javulást is remél saját családja számára.

İlgili Sayfalar