arz ile cümle
arz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Azzi-Hayaşa ve Arzava'ya başarılı seferler düzenledi.倉內和也 喜歡日暮茜,為其的鍵。
Mutlak talepten ayrılır;mutlak talep,mala veya hizmete sahip olma arzusudur.復次、欲,謂欲愛;惡不善法,謂即欲愛,即說離種種欲愛。
Artık onun için ölüm cezasının geldiğine inanıyorum; fakat cezanın acısız olmasını arzu ediyorum.我同意对他判处死刑,但我希望执行的方式不要过分残忍。
Olasılık, dilek, arzuyu ifade eder.性慾,指對性的渴望。
Arzbar denilen bu bölümden sonra tekerlemeye geçilir.之後的相關活動必須聽從醫師指示。
Yalnızlık arkadaş eksikliğinden veya başkalarıyla birlikte olma arzusundan daha da öteye giden bir duygudur.比起被友好对待,更希望别人怕自己。
Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz.而且對弱者奉行殺無赦,絕不留情。
'Daphne Ann Blake (Türkçe seslendirme: Arzu Doğan): Her zaman giyimine özen gösterir.黛芬/戴芬(Daphne Blake)(台灣配音:詹雅菁) 个性非常活泼的美眉,通常是一身粉紫的俐落打扮。
(Bir kaynaktan öğrenilmiş, kesinlik arzediyor.)奉旨知道了,钦此。
Dr. Arzt daha fazla devam edemeyeceğini söyler ve koşarak oradan ayrılır.我的指揮官說他根本不能幫我,所以我再一次逃走了。
Bir sistem kendi başına süreklilik arz eder.時間只會為自己停止。
Baştan başa arza hakim ol şahım...后族为相自此始......
Karaciğer vücudun kan arzının yaklaşık %75 teminini sağlar.以體積計,血細胞約佔血液的45%。
İlk kategoride yargı, tepki, arzu, iğrenme vb. vardır.첫 번째 범주에는 판단, 충동, 욕망, 혐오 등이 속한다.
Arzu Kara (Tülin Özen) : Kızlar grubunun demirbaşı.직산부원군(稷山府院君) 백문보(白文寶)의 후손이다.
Bu seviyedeki radyoaktivite az tehlike arz edebilir ama ölçmeyi karmaşıklaştırabilir.이러한 수준의 방사능은 거의 위험이 되지 않으나, 측정을 혼란스럽게 할 수 있다.
Ele geçiremedikleri, karşılayamadıkları her arzu için daha da hırslanırlar.그렇기 때문에 자신이 당하길 원하지 않는 일을 남에게 하지 않고 자신도 당하고 싶어하지 않는다.
Çünkü dans etmeyi arzulamaktadır.댑 댄스의 유행이 지났기 때문이다.
Ama şimdi arzunu kaybettin.지금은 목숨을 잃고 말았다.
Muhammed'in yanına gidip ondan şefaat dilemek arzusundadır.여모는 이에 현재를 원망하여 그에게 복수할 것을 계획하였다.
Ateş ile Arzu, bir süre beraber yaşadıktan sonra kavga edip ayrılmışlardır.일찍부터 활쏘기와 말타기를 좋아하는 데다가 평소 무인이 될 자질을 연마하였다.
Sonra Ateş, Türkiye'ye dönmüş; ama Ateş gider gitmez Arzu Ateş'ten hamile kalmıştır.그들은 이집트로 몰려오고 있으나, 그들 앞에는 불꽃이 준비되어 있다.
Hinayana okulu arzularımızın en zayıf köklerini bile ortadan kaldırmamız gerektiğini vurgular.참고로 대한민국 사학계에서는 해당 귀면와의 도안과 치우는 무관하다고 보고 있다.
Arz Esnekliği ^ "Efektif".몸에 좋다는 ‘산삼’…실제 효과는?
Son arzusu ise buraya gömülmekti.그는 마지막 소원이라면서 애견들 곁에 묻어달라고 부탁했다고 한다.
Oysa filmdeki söz konusu sahneler cinsel arzu uyandırmak şöyle dursun tiksindiricidir.이 영화는 영화 구성의 허술함으로 인해 흥행 성적은 저조하다.
Bana kişisel olarak çok önem arz eder."를 이중적인 의미로 매우 영향력있게 전달한다."
Arzu edilirse stop banyosu kullanılır.해수욕을 할때는 수영복을 착용하고 한다.
Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz.사람의 약한 정, 미운 정을 헤아리지 않는 판단을 내릴 것이다.
1946-91 yılları arasında Arzamas-16 (Арзама́с-16) olarak adlandırıldı.כאשר מ-1946 ועד 1991 נקראה בשם ארזאמס-16 (Арзама́с-16).
Müziği geliştikçe ve popüleritesi arttıkça vokalistliğide önem arz etmeye başladı.ככל שהמוזיקה שלו התפתחה והפופולריות שלו גברה, שירתו הפכה חשובה גם כן.
Bunun temelindeki tek sebep arzularımıza yenik düşmemizdir.מגיע לנו לדעת מדוע סובלים אנו את החרפה הזאת.
Sürekli Arzu'yla birlikte dolaşır.הוא תמיד מסתובב עם הנריקה.
Şirket bu arz sonucunda yatırımcılarla, hisse başına 85 $'dan 19,605,052 hissesini paylaştı.החברה הציעה 19,605,052 מניות במחיר 85 דולר למניה.
Olasılık, dilek, arzuyu ifade eder.משאלה היא תקווה או רצון לדבר מה.
Son arzum Almanya'nın birlik ve barış uğruna, Doğu ve Batı arasındaki anlayışı kurtarmak gerektiğidir.משאלתי האחרונה היא כי גרמניה תבין את מהותה, ותסייע להבנה בין המזרח ובין המערב.
Bana kişisel olarak çok önem arz eder."בשבילי זה הבדל גדול מאוד באישיות".
İpek en çok arzulanan ve en resmî kumaştır.המשי, מטבע הדברים, הוא האריג הרצוי והרשמי ביותר.
Bu model koleksiyoncularca tüm zamanların en arzu edilen 911'i olarak tanımlanmıştır.סדרה זו נחשבת בעיני רבים מהמעריצים ל-911 האהובה ביותר בכל הזמנים.
Water2Water (su depoları, arz ve kredi-kalite ticareti).פיתוח שני (בקתה): מים.
Böylece ilçedeki toplumsal yapı değişiklik arz etmiştir.לשם כך נדרש שינוי מעמיק בחשיבה האזרחית.
Bu, emek değer teorisini,bir arz ve talep sistemi ile değiştirdi.תאוריה זו מחליפה את תאוריית הערך של מרקס במערכת של היצע וביקוש.
3. gerçek, Nirodha: istek ve arzular bırakılırsa acılar sona erdirilebilir.האמת בדבר סילוקו של הסבל: ישנה אפשרות להשתחרר מהשתוקקות וכך להשתחרר מסבל, כלומר – הסבל סופי.
Merkez Bankası’nın amacı, banka rezervleri ile oynayarak para arzını etkilemektir.על הבנק המרכזי להחיות את ההשקעות על ידי הורדת שערי הריבית.
Bu duyguyu tekrar hatırlayınca içimin mutluluk, keder ve arzunun şiddeti ile dolduğunu hissediyorum.אנו יודעים שהמציאות טובה בדיוק כפי שהיא, כי כאשר אנו מתווכחים איתה, אנו חווים מתח ותסכול, סבל וכאב.
Rahibe Dolcina'nın arzusu ise lezzetli bir yemek yemektir.לאשת כהן יש בזכותה לאכול קודשים (קלים).
Lucas'ın arzusu 1930'lar ve 1940'lardaki serilerden ilham alan bir film yapmaktı.Филмът тръгва от желанието на Лукас да направи съвременна версия на приключенските сериали от 30-те и 40-те.
Üç türü korunma durumu açısından önem arz etmektedir.Три момента трябва да се осъзнаят по отношение на защитите по принцип.
Arzum Onan'la evli.Женен е за Вяра Анкова.
Bu yüzden toprağın sahipleri olarak kendilerine sahibü'l arz da denilmiştir.Имотите им са разграбени, а земите – конфискувани.
Valle de la Luna 'nın bazı yerleri tuz arz eder.Някои от водоливниците на Лонха де ла Седа.
Mercan kayalıkları da gemilerin yanaşması için tehlike arz etmektedir.Нуждата от морски буксир също носи своите рискове.
Yertinç (Yerdinç): Dünya, Arz.Примери: polje (поле), sonce (слънце).
Şirket 2006 yılında halka arz edildi.Дружеството е финансирано през 2006 г. от Европейския съюз.
Birlik içinde sana hizmet etmek istiyoruz, Bu bizim kalbimizin en ateşli arzusudur.Зелени фенове сме ний, нас ни свързва любовта към отбора най-велик в света що е в нашите сърца!
Kanada'da ise yerlilere yapılan kürk ticareti önem arz ediyordu.В Канада е важна търговията с кожи с местните жители.
Azerbaycan diline de çok yakınlık arzeder.Близък е до азербайджанския език.
Para arzının büyümesi 1970'lerin yüzde 30'lu oranlarından yüzde 15'lere düşürülmüştür.Популацията му е намалена с 70% в рамките на 15 години.
Arzu edilirse stop banyosu kullanılır.Водата се пуска, само когато тоалетната е използвана.
Bu da bitkilerin karada hayatlarını sürdürmeleri açısından önem arz eder.Това също спомага да не застоява вода в корените на растението.