arz ile cümle
arz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Bu istasyonlar NSA ile ilişkiler açısından önem arz etmekteydi.そのグループは、肯定的にNSUの話を持ち出していた。
Bunun üzerine Tebriz jileri gelenleri orduya gelerek itaatlerini arzettiler.芒部の土酋らが軍勢を率いて実卜の軍に加勢した。
Arzu Kara (Tülin Özen) : Kızlar grubunun demirbaşı.蒼条 美佳子(そうじょう みかこ) 蒼条グループの娘。
Basında verilen bilgiye göre NASA bu problemi Mart 2008’e kadar çözmeyi arzuladıklarını dile getirdiler.NASA職員は、2007年秋にはこの問題について認識しており、記者発表で2008年3月までには解決を期待していると述べている。
Önem arz eden özel durumlardan bir tanesi ikinci dereceden (quadratic) oluşan Hamiltonyenlerdir.異形(いぎょう)とは世界の理を逸脱した者たちの成れの果ての姿である。
NA’nın üçüncü geleneği üyelik için tek koşulun “kullanmayı bırakma arzusu” olduğunu söyler.NAの第3の伝統によると、会員になる唯一の要件は「(薬物の)使用を止めたいと考えていること」だけである。
Livia'nın gizli arzularından onu mahrum etmekten zevk alır gibi ona verilen tanrısal onurları da veto etti.彼らの不道徳な行為を止めさせるために、アッラーはロトを預言者として送ったとされる。
Bunun yerine Şam'daki Selâhaddin Eyyubi Türbesi'ni seçmişti ve bu son arzusuydu.そこで山ちゃんが最後に願ったこととは……。
Ancak ailesinin müzik yeteneği karşısındaki arzuları kısa zamanda köreldi.しかし、両親が彼の音楽的才能にかける情熱はまもなく冷めてしまう。
“Sigara içme arzusu esasen alışılmış davranışa olan arzuyu yansıtır” sonucuna varılmıştır.」と言われたので、喫煙の習慣があるらしい。
İçme arzusunu arttıran beklentidir.飲みやすさへの志向が強い。
Arazi yukarıdan bakıldığında bir plato görünümü arz eder.これは上空から見るとパンチカードのように見える。
O da bu kasabaya iş bulmak arzusuyla ve mümkün olduğu kadar çabuk ayrılmak isteğiyle gelmiştir.しかし今回はできるだけ早く現地に着きたかった。
Yertinç (Yerdinç): Dünya, Arz.英: Earth - 地球、地の意。
Bununla birlikte O, Kâbe'ye yönelmeyi arzu ediyordu.そのため世民という諱がついたという。
Evler tek katlı ve dağınık bir yapı arz etmektedir.孤独の部屋 薄暗い和式建築。
Bu törenlerde özellikle köy camiinde okutulan mevlitler büyük yer arz etmektedir.この祭では特に、地元の造園業者がその力量を披露する。
Arzu edilirse stop banyosu kullanılır.入浴する時は甲羅を脱ぐ。
1899'da International Steam Pump Company'nin imtiyazlı ve adi hisselerinin halka arzını gerçekleştirdi.1899年には、同社初となる社債の引き受け(International Steam Pump Company)を行った。
Finlandiya Bankası, Finlandiya'nın para otoritesidir ve ülkenin para arzı ve döviz rezervlerinden sorumludur.さらにフィンランドの通貨政策を司る機関であり、通貨供給と外貨準備の責任を負っている。
Arzuhan Doğan Yalçındağ, Dünya Ekonomik Forumu tarafından Genç Global lider seçilmiştir.またゼンストロームは世界経済フォーラムで若いグローバルリーダー(Young Global Leader)に選ばれている。
Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz.理不尽なことや弱者苛めを許さない誇り高き戦士。
Valle de la Luna 'nın bazı yerleri tuz arz eder.火影の森 エルドラドエリアでは数少ない森林地帯。
Sen onu arzuluyordun...果たして彼の真意は……。
Bunlar pek heybetli bir manzara arzeder.なかなかにわびしい景色である。
Ama şimdi arzunu kaybettin.所領を失った。
Bu albümün "Monotheist"ten daha karanlık, daha ağır ve biraz daha deneysel olmasını arzuluyorum."この時に、マッコイは『ローズ・トゥ・ユダ』よりも「より早く、より暗く、非常に重くて遥かに実験的な曲になる」と述べていた。
Gelinin kayınbabası ve kayınvâlidesi geline verecekleri hediyeleri ismen arzederler.新郎新婦が、それぞれの両親へ花束を贈呈する。
Arzu edilen bir yapıyı oluşturmakta kullanılacak DNA dizilerini tasarlamak için birkaç farklı yol vardır.DNA断片を組み込んだベクターをターゲットとなる細胞に導入する方法はいくつかある。
Böylece para arzının talebi aşması da önlenmektedir.なぜなら金銭は人々にプレッシャーを与えるからです。
Çünkü o, özümlenme halindeyken tüm arzuları tamama erer..凡そ思慮は平生黙坐靜思の際に於てすべし。
Lojistik işletmeler için çok büyük önem arz eden bir alandır.生存に非常に重要なホルモンであるといえる。
Etnik milliyetçiliğin dışlayıcı özellikler arz etmesine karşılık kültürel milliyetçilik kapsayıcıdır.彼らを共産主義者と区別するものは後者のインターナショナリズムだった。
Şirket 2006 yılında halka arz edildi.2006年に民営化された。
Arzum Onan'la evli.ウノの許婚。
Olasılık, dilek, arzuyu ifade eder.正位置の意味 希望、ひらめき、願いが叶う。
Sevgi ile arzuyu karıştırmayın.欲望を愛と混同するな。
Alınıp satılan malların fiyatlarının ya da kurların belirlenmesi arz ve talebe göre düzenlenir.賣出和買進之間的差價就是你的獲利或虧損。
Ateş ile Arzu, bir süre beraber yaşadıktan sonra kavga edip ayrılmışlardır.其後兵火,集散亡。
Arzu Tramvayı’nı 1947 yılında 632 St. Peter Sokağı’nda otururken yazdı.1947年創作《慾望街車》的時候是居住在聖彼得街632號。
Avrupa’daki ülkelerin çoğunluğu ya Avrupa Birliği’ne katılmıştır ya da katılma arzusundadır.大部分的欧洲国家或是加入了欧盟,或是已表明坚定的决心要加入欧盟。
Üstelik arz ve talep sürekli değişir.此外,需求與供給還持續不斷地變動。
Genel olarak yalnızca enerjideki farklar fiziksel önem arz eder.一般而言,只有能量的差值才有物理意义。
Bu kavramdan türeyen arzuhâl sözcüğü ise dilekçe anlamına gelir.现在你说的这一席话,正好符合我的愿望。
Parasalcılık, para arzı ve talebini, ekonomik faaliyetin kontrolü için bir araç olarak kullanmaya odaklanır.貨幣主義關注使用金錢的供給與需求來作為控制經濟活動的方法。
Arzuyu bulmak zorundaydık.我有受想行識。
Para arzının büyümesi 1970'lerin yüzde 30'lu oranlarından yüzde 15'lere düşürülmüştür.工人的实际工资下降了1913年水平的大约50%。
Jean-Baptiste Say: Her arz, kendi talebini yaratır. görüşündedir.諸侯聞之,曰「西伯蓋受命之君」。
(Yaşama yapışma arzusu, maddi bağlılıklar.)(The need for affection and approval.) 對生活伴侶的需要。
1950'lerde Lehman Brothers, Digital Equipment Company'nin ilk halka arzını gerçekleştirdi.二十世纪五十年代,雷曼兄弟签署了数字设备公司的首次公开上市(IPO)。
Dünyada kaynaklar kısıtlıdır ve her insanın bütün ihtiyaçlarını, arzularını karşılaması olanaksızdır.面對有限的資源,不是所有人的慾望都能得到滿足。
Der Arzt von Stalingrad (Stalingrad Doktoru) adlı yapıtı 1958 yılında sinemaya uyarlanmıştır.1956年出版的《斯大林格勒的医生》(Der Arzt von Stalingrad)是他的成名作。
Sapma, uygunluğun daha çok arzu edilmesini sağlar.) 贪婪--希望佔有比所需更多的事物。
Ancak durumun tehlike arzetmesi üzerine başka çare aranır.同時,他的外交政策更是冒險。
Arzu Kara (Tülin Özen) : Kızlar grubunun demirbaşı.珠翠(しゅすい) 珠翠原本是縹家人,為縹瑠花的女兒。
Çokşekilli kodlar, tarayıcılara yönelik ciddi tehdit arz eden ilk teknikti.多態是第一個對防毒軟體造成嚴重威脅的技術。
Bu arada şunu da zikretmeyi arzu ederdim.我等亦欲得聞。
Farklı para arzı tanımları vardır.有另外的金錢收入。
Arzu edilirse stop banyosu kullanılır.有洗完澡就只穿內衣的習慣。
Yıldıztepe yeryüzü şekilleri bakımında sadelik arz eder.在星神对待地球的态度中起到很大的正面作用。