arz ile cümle
arz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Arzu edilmeyen işaretlere de kaynaklık yapmaktadır.Disse anslagene består også av forekomster som ikke er oppdaget.
Okul zordu ama bitirmeyi çok arzu ediyordum.Skolen ble ganske snart for liten, og måtte utvides.
Arzbar denilen bu bölümden sonra tekerlemeye geçilir.Det var kun etter henvisning fra lege at man fikk komme hit.
Vergi denetimi, sağlıklı işleyen bir vergi sisteminin sağlanması açısından önem arz etmektedir.Endelig er det et uttalt mål at skattesystemet skal sikre effektiv ressursutnyttelse.
Yazıların üslubu da farklılık arz ediyor.Også skriftspråket kan variere noe.
Bu da bitkilerin karada hayatlarını sürdürmeleri açısından önem arz eder.Dette er nyttig for plantene som vokser der.
Prens Gwindor ise birliğe katılmayı arzuluyordu.Dr Verwoerd lot som om han hadde til hensikt å opprettholde medlemskapet i Samveldet.
Yerli ve yabancı el yazmaları arzusunun büyük bir kısmı 15. yüzyılda geldi.Sebagian besar permintaan manuskrip lokal dan asing muncul pada abad ke-15.
Sonra Arzanene'i işgal edip, yağmaladı ve Chlomaron kalesini kuşattı.Dia kemudian mulai menyerang dan menjarah Arzanene dan mengepung benteng Chlomaron.
Avrupa’daki ülkelerin çoğunluğu ya Avrupa Birliği’ne katılmıştır ya da katılma arzusundadır.Sebagian besar negara Eropa ada yang sudah bergabung, maupun ingin bergabung, dengan UE.
Bediüzzaman son arzusu olarak namaz kılmak ister.Sebab Wisnulah yang dapat mengabulkan permintaan mereka.
İlk sahnede arzın derinliklerindeki cehenneme (Inferno) doğru yol alır.Al-Kahfi: 50) ^ "Dan Kami telah menciptakan Jin sebelum (Adam) dari api yang sangat panas."
Bu yüzden toprağın sahipleri olarak kendilerine sahibü'l arz da denilmiştir.Sebagaimana dinyatakan Bahá'u'lláh: "Begitu kuatnya cahaya persatuan, sehingga dapat menerangi seluruh bumi."
Bu, emek değer teorisini,bir arz ve talep sistemi ile değiştirdi.Ini menggantikan teori nilai kerja dengan sistem penawaran dan permintaan.
Anna, Vladimir ile evlenmeyi arzu etmedi, düğününe giderken derin strese girdi.Anna tidak ingin menikahi Vladimir dan menunjukkan penderitaannya saat akan menikah.
Üftade'ye talebe olmak arzusuyla yanına gidince şu cevabı aldı: "Yazıklar olsun ey Kâdı Efendi!Saat pasukan Thalut melewati sebuah sungai, ia pun berkata: "Wahai prajuritku!
Dabbe'tül Arz: Kur'an'da ismi geçen bir varlık.Artikel ini berisi daftar nama mahluk/benda yang disebut di Al-Qur'an.
Geç kaynaklar ikisinin arzularının imparatorluğu ikiye böldüğünü söyler.Kemudian sumber berspekulasi bahwa saudara ingin membagi kekaisaran dalam dua bagian.
Genetik mutasyonda bir otoritedir ve en büyük arzusu insanoğlu ile mutantların barış içinde yaşamasıdır.Xavier adalah otoritas mutasi genetik dan advokat hubungan damai antara manusia dan jenis mutan.
Bu ise o zamanki ağır durumda çok kişinin arzusu idi.Keadaan ini tentu menjadi keprihatinan beberapa tokoh (sesepuh) waktu itu.
Olur ki sevip arzu ettiğiniz bir şey sizin için şerli olur.Engkau muliakan orang yang Engkau kehendaki dan Engkau hinakan orang yang Engkau kehendaki.
Yarın saat ikide Kış Sarayı önünde dileklerini size arz etmeye karar verdiler...Pada pukul 2 siang mereka telah sampai ke depan halaman Istana Musim Dingin.
Bu arada şunu da zikretmeyi arzu ederdim.Saya ingin mengingatkan fakta itu sekali lagi.
Bizzat Atman'ın dışında yerine gelmesi gereken arzu kalmaz.Indria tak dapat bekerja bila tak ada atman.
Bu durumda arzu edilen geni taşıyan plazmidi içeren bakteriler büyütülür.Dalam hal ini, para peneliti menumbuhkan bakteri yang mengandung plasmid yang menyimpan gen yang diinginkan.
Ne istiyoruz, ne arzuluyoruz?Apa output yang diinginkan?
Arzu etmesine rağmen tahsiline devam edemedi.Namun keinginannya belum juga terpenuhi walau ia sudah tua.
Muhammed'in yanına gidip ondan şefaat dilemek arzusundadır.Kecukupan, misalnya perlindungan bagi Muhammad dari orang-orang yang menginginkan kejahatan kepadanya.
Muneccim her ne arzu ederse Kral onu munecime vermeye soz vermistir.Ketika Banjar Getas kewalahan menghadapi raja, ia meminta bantuan Raja Karangasem untuk menghadapi lawannya.
Arap devletler savaşın bir an önce sona ermesini arzuluyordu.Keduanya sepakat pemerintah harus segera mengakhiri perang.
Para arzının büyümesi 1970'lerin yüzde 30'lu oranlarından yüzde 15'lere düşürülmüştür.Pertumbuhan alokasi dana dikurangi dari level 30 % pada tahun 1970-an menjadi 15 %.
Bunun üzerine Tebriz jileri gelenleri orduya gelerek itaatlerini arzettiler.Kemudian berjalanlah mereka dan Nabi Khidir berjalan di depan pasukannya.
Kalibrasyon ile gösterildiği gibi, yakıtın arzu edilen miktarı silindir içine pompalanmaktaydı.Jumlah bahan bakar yang diinginkan dipompa ke dalam silinder seperti yang ditunjukkan oleh kalibrasi.
Geç kaynaklar ikisinin arzularının imparatorluğu ikiye böldüğünü söyler.Các nguồn tài liệu sau này suy đoán về những khát khao của cả hai đều muốn chia tách Đế quốc thành hai nửa.
Şirket bu arz sonucunda yatırımcılarla, hisse başına 85 $'dan 19,605,052 hissesini paylaştı.Tại đợt IPO, công ty đã chào bán 19.605.052 cổ phiếu với mức giá 85 USD/cổ phiếu.
Yertinç (Yerdinç): Dünya, Arz.Trái Đất (地球, Trái Đất?)
Yazıların üslubu da farklılık arz ediyor.Việc La tinh hoá chữ viết cũng có khác biệt.
Arzamas 2 anıt bulunmaktadır.Artemia có hai loại mắt.
Arzu Kara (Tülin Özen) : Kızlar grubunun demirbaşı.Y Nhĩ Căn Giác La thị (伊尔根觉罗氏), con gái của Thị lang Song Hi (双喜).
Fabius şimdi bu malikâneleri, arz edilen fazla tutsak için düşman ordusuna ödemek için sattı.Fabius lúc này bán các điền trang của mình để có tiền trả cho quân địch và nhận lại số tù binh còn lại.
Bunlardan en çok kullanılanı “M1” para arzı tanımıdır.M1 còn được gọi là cung tiền giao dịch.
Fakat ekonomik dengesizlikler daha da önem arz ediyor.Những trọng tâm về kinh tế cũng khác nhau.
Bana kişisel olarak çok önem arz eder."Nó thể hiện rất nhiều điều về bản thân tôi."
Normatif İktisat ekonominin belirli yönlerinin arzu edilirliği ile ilgilenir.Kinh tế học chuẩn tắc chú ý tới sự đáng có của những mặt nhất định của nền kinh tế.
Kanada'da ise yerlilere yapılan kürk ticareti önem arz ediyordu.Người Anh thấy rằng thị trường bông vải ở Ấn Độ hứa hẹn hơn.
O zamanlar bir genç olarak balerin olma arzusunu dile getirirdi.Hồi nhỏ ông có ước muốn trở thành một cầu thủ bóng chày.
Mercan kayalıkları da gemilerin yanaşması için tehlike arz etmektedir.Đồng thời vách đá cũng là một mối nguy hiểm cho tàu bè qua lại.
Çeçenler'in Rus yayılmacılığını önlediği ve tehlike arzettiği telaffuz edilmeye başlandı.Và tôi muốn sự lo lắng của nước Nga được truyền đi và chia sẻ.
Arzava kralının kızı ile evlenip, Arzava’nın kralı oldu.Khi lớn lên, cậu kết hôn với công chúa Alexandra và trở thành vua của Arzawa.
Sen onu arzuluyordun...Nơi này anh vẫn mong chờ...
Farklı para arzı tanımları vardır.Có các tài nguyên quặng khác nhau.
Ancak ben bu albümün de tıpkı diğerleri gibi arşivinizde olmasını arzu ediyorum.Lennon nói rằng album cần được sáng tác như mọi album khác.
Babası vefat eden Oğuz onun ölmeden önceki son arzusunu yerine getirmek istemektedir.Cha anh đã muốn anh được sinh ra ở đó vì những lý do tốt đẹp sau cái chết sớm của người anh trai.
Cinsel arzularda ise artma değil genelde azalma görülür.Trong quan hệ tình dục, không phải lúc nào cũng có cực khoái một cách dễ dàng.
Arzuyu bulmak zorundaydık.Khơi dậy ham muốn.
Olur ki sevip arzu ettiğiniz bir şey sizin için şerli olur.これがあなた方が望む主からの約束である。
Genel olarak yalnızca enerjideki farklar fiziksel önem arz eder.一般的に、エネルギーの違いのみが物理的意義を持つ。
Bu yüzden toprağın sahipleri olarak kendilerine sahibü'l arz da denilmiştir.牧嶋 達哉(まきしま たつや) 声:広野大地 本作の主人公。
1946-91 yılları arasında Arzamas-16 (Арзама́с-16) olarak adlandırıldı.1946年から1991年までの間はアルザマス16(ロシア語: Арзама́с-16)の名で呼ばれていた。
Ateş ile Arzu, bir süre beraber yaşadıktan sonra kavga edip ayrılmışlardır.一哉と別れた後もつきまとっている。