arz ile cümle

arz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Son arzusu ise buraya gömülmekti.Vasta tämän jälkeen Lanne haudattiin.
Ne istiyoruz, ne arzuluyoruz?Mitä minä saan toivoa?
Bu durum kirlilik açısından da tehlike arz etmektedir.Myös nykyään on syytä olla tarkkana petosvaaran takia.
Birlik içinde sana hizmet etmek istiyoruz, Bu bizim kalbimizin en ateşli arzusudur.Να σε υπηρετήσουμε ενωμένοι είναι ο πιο διακαής πόθος στις καρδιές μας.
Doğu Karelya ile bağların güçlendirilmesine dair arzular, toprak talebini içermemektedir.Οι φιλοδοξίες για στενότερους δεσμούς με την Ανατολική Καρελία δεν περιλαμβάνουν εδαφικές απαιτήσεις.
Yerli ve yabancı el yazmaları arzusunun büyük bir kısmı 15. yüzyılda geldi.Σε μεγάλο βαθμό αυτή η επιθυμία για τοπικά και ξένα χειρόγραφα προέκυψε το 15ο αιώνα.
Titreşim bazen arzu edilir.Μερικές φορές καλείται ο ευσεβής.
Geç kaynaklar ikisinin arzularının imparatorluğu ikiye böldüğünü söyler.Μετέπειτα πηγές εικάζουν ότι οι αδελφοί επιθυμούσαν να χωρίσουν την αυτοκρατορία στη μέση.
Yazıların üslubu da farklılık arz ediyor.Η ποικιλία των αγγείων εντυπωσιάζει.
Biz şimdi gider, durumu Hilâfet Makamına arzederiz.Σταματά και υποκλίνεται προς το σημείο της θέσης του.
Ancak ailesinin müzik yeteneği karşısındaki arzuları kısa zamanda köreldi.Ωστόσο, ο ενθουσιασμός των γονιών του για το μουσικό ταλέντο του σύντομα υποχώρησε.
Böylece arz insanlar için yaşanabilecek, uygun bir yer olmuştur.Αν αυτό ισχύει, τότε οι λίμνες θα μπορούσαν να είναι πιθανοί οικότοποι για τη ζωή.
Arz EsnekliğiΕγκεφαλικός φλοιός
Sanki erkekler yabancıları arzulamazmış gibi.Αυτό δυσαρέστησε τους Βουργουνδούς, που δεν ήθελαν έναν ξένο.
1950'lerde, gıda arzı yetersizdi ve yaşam standardı genel olarak düşüktü.Από τα μέσα της δεκαετίας του 1950 το βιοτικό επίπεδο ανέβηκε σημαντικά, ενώ η πολιτική καταπίεση ελαττώθηκε.
Birçoğu dünyamızın nasıl bu duruma geldiğini anlamayı arzular.Φωνάζουμε στον κόσμο πως είμαστε έτοιμοι εδώ.
Çok büyük bir arzuyla yüzük istiyordu.Το Ένα Δαχτυλίδι ήταν τόσο ισχυρό που είχε βούληση από μόνο του.
Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz.Τι ημπορούσαμε να κάμωμεν ένα τοιούτον απάνθρωποιν και αιμοβόρον, θέλοντας και μή θέλοντες τα εδώκαμεν.
Anavatanımızı özgür ve eksiksiz görmek arzusuyla yaşadı.Υπηρέτησε την πατρίδα με άδολη προθυμία.
Tam bugünlerde Dilek’in karşısına Aydın çıkar ve kontrolsüz arzusunu Dilek’e yöneltir.Οι ευσεβείς πόθοι κρύβουν πίσω τους την επίκληση στο συναίσθημα και αποτελεί πλάνη αγνοίας ελέγχου.
Bana kişisel olarak çok önem arz eder."Η προσωπικότητα μετράει για μένα».
Elizabeth aşk için evlenmek arzusundadır.Elizabeth vil kun giftes af kærlighed.
Artık onun için ölüm cezasının geldiğine inanıyorum; fakat cezanın acısız olmasını arzu ediyorum.Jeg håber, at han i hvert fald får dødsstraf; men jeg ønsker, at straffens hårdhed bliver mildnet.
Örneğin kâr sağlama arzusu kerşı devrimci bir eylem olarak yorumlanıp ölüm cezası verilebiliyordu.For eksempel kunne profitmageri fortolkes som en kontrarevolutionær handling, der kunne medføre dødsstraf.
Arkadaşlık için çocuklukta duyulan arzular, başarısız sosyal karşılaşmalar sonucu körelebilir.Barndommens ønske om kammeratskab kan blive bedøvet gennem en historie af mislykkede sociale oplevelser.
Bilhassa fizik kitaplarını büyük bir heves ve arzuyla okuyordu.Naturvidenskabelige skrifter læste han med stor lyst.
Ancak ailesinin müzik yeteneği karşısındaki arzuları kısa zamanda köreldi.Snart vandt dog hans lyst til musikken overhånd.
Böyle kavimler, Türkler tarafından her arzularına eriştirildi.Det er hvad alle sovjetiske mænd ønsker.
Yalnızlık arkadaş eksikliğinden veya başkalarıyla birlikte olma arzusundan daha da öteye giden bir duygudur.Ensomhed er en følelse af at være alene og af at savne nærhed med andre.
Bana kişisel olarak çok önem arz eder."Det er meget personligt."
Çok büyük bir arzuyla yüzük istiyordu.Kongen opfyldte det særprægede ønske.
Bu istasyonlar NSA ile ilişkiler açısından önem arz etmekteydi.Disse organisationer var i stadig kontakt med NfO.
Arzuya göre birkaç diş sarımsak, 4-5 yaprak yeşil soğan.Frugten er en stenfrugt med 3-5 kerner.
İmparator gün doğumu geldiğinde Prensi kendi damadı olarak görmeyi arzu ettiğini itiraf eder.Kejseren erklærer, at han håber at kunne kalde prinsen sin søn inden solopgang.
Müziği geliştikçe ve popüleritesi arttıkça vokalistliğide önem arz etmeye başladı.Antallet er støt stigende og modebranchen har opdaget vigtigheden af disse blogs.
Böylece ilçedeki toplumsal yapı değişiklik arz etmiştir.Det var på tide, at der blev foretagest gennemgribende ændringer i samfundet.
2. gerçek, Samudaya: acıların kaynağı arzu ve isteklerdir.Den anden hellige sandhed er sandheden om lidelsens oprindelse, eller årsag.
Yani arzular ve korkular çatışır.Spændinger og konflikter er uundgåelige.
Her bir arayışta yakınlık ve ait olma arzusu vardır.Her vil man opleve en særlig nærhed og kontakt.
Fakat idareci rahibe herhangi bir arzunun olmasının bir hata olduğuna inanmaktadır.Den lokale præst var overbevist om, at det drejede sig om et mirakel.
1990'da Alman yeniden birleşmesi ile Alman Köşesi, Almanya'nın birleşmesi arzusunun sembolü olmaktan çıktı.Siden Tysklands genforening i 1990 har forbundsørnen været det forenede Tysklands kendetegn.
Geriye kalan torunları ise daha sonra Düzce'ye kendi arzularıyla göç etmişlerdir.Hans sønnesøn med samme navn kom alligevel senere til at kræve tronen.
Bu noktada parçaladığı yumurtanın yin kökenli kısmı arzı, yang kökenli kısmı ise göğü oluşturur.Grundformen i kirken er æggeformet, med den spidse del af ægget vendende mod øst.
Bu dönem sanatı belirgin bir askeri nitelik arz eder.Denne hær er kendetegnet ved en høj grad af tilfældighed.
Avrupa’daki ülkelerin çoğunluğu ya Avrupa Birliği’ne katılmıştır ya da katılma arzusundadır.Mange af foreningens medlemmer er EU-kritiske eller EU-modstandere.
Son arzusu ise buraya gömülmekti.Ægteparret blev begravet sammen.
Yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular.Den går som følger (på engelsk): Peace is a lie; there is only passion.
1954 yılında Arzamas-16’ya kent statüsü verilmiştir.Arzamas-16 fikk bystatus i 1954.
Evlenmek arzusu Kehanetin aldatılması!Ønsket om å gifte seg Fusk svik!
Yaklaşık MÖ 1320de Milliwanda şehri Arzawa'lı Uhha-Ziti'nin isyanına destek göstermiştir.En gang rundt 1320 f.Kr. støttet Millawanda opprøret til Uhha-Ziti fra Arzawa.
Kente ilkin yakınlardaki Arzamas kentine 75 km uzaklıkta olduğu için Arzamas-75 ismi verilmiştir.Byen ble først kalt Arzamas-75, fordi den ligger 75 km fra Arzamas.
1946-91 yılları arasında Arzamas-16 (Арзама́с-16) olarak adlandırıldı.Byen var kjent som Arzamas-16 (russisk: Арзама́с-16) fra 1946 til 1991.
(Bir kaynaktan öğrenilmiş, kesinlik arzediyor.)(Er rettferdiggjort sann tro kunnskap?)
Para arzının büyümesi 1970'lerin yüzde 30'lu oranlarından yüzde 15'lere düşürülmüştür.Veksten i pengemengde ble redusert fra 30 prosent som på 1970-tallet til 15 prosent.
Mevcut başkanı Arzu Çerkezoğlu'dur.Nåværende president er Aivar Pohlak.
Karaciğer vücudun kan arzının yaklaşık %75 teminini sağlar.Blodceller utgjør ca. 45 % av blodets volum.
Çin, aynı zamanda dünyanın en eski süreklilik arz eden medeniyet noktalarındandır.Kina er verdens eldste fortsatt eksisterende sivilisasjon.
Zimbabve ekonomisi çeşitlilik arz eder.Venezuelas befolkning har ulike aner.
O da bu kasabaya iş bulmak arzusuyla ve mümkün olduğu kadar çabuk ayrılmak isteğiyle gelmiştir.Han hevdet også at de hadde ønsket å bli ferdig med saken så snart som mulig og komme seg videre.
Mercan kayalıkları da gemilerin yanaşması için tehlike arz etmektedir.Også kastevinder fra fjellene utgjør en viss fare for seilbåter.

İlgili Sayfalar