arz ile cümle

arz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi.Tot în 1862 a întreprins o călătorie prin Europa.
Bechdel, temalarını "öz, öznellik, arzu, gerçekliğin doğası, bu tür şey" olarak tanımladı.Dar Gibson ... a încercat să descrie opulența, averea, consumul resurselor."
Son arzusu ise buraya gömülmekti.Au fost, la ultima reparație, îngropate în tencuială.
Makedonya dönemi, dinî önem arz eden bazı olaylara da sahne oldu.În istoria zonei se petrec și alte evenimente cu implicații pentru destinele Moldovei.
Arz- talep dengesizliklerini gidermek.Repararea inechităților sociale.
Böylece ilçedeki toplumsal yapı değişiklik arz etmiştir.Pentru toată familia se impunea o schimbare de decor.
Ekonomide arz ve talebin dengelenmesinde yardımcı olur.Indică starea economiei și perspectivele ei.
Ancak, düzenlilik arz eden bir kız arkadaşı yoktur.La fel ca și prietenele ei nu are un semn drăguț.
Fiyatlar arz ve talebe bağlıdır.Prețurile depind de cerere și ofertă.
Arz talebe göredir.Aprovizionarea se bazează pe cerere.
Hayatın boyunca arzulardan uzak dur.Egész életedben hagyd figyelmen kívül a vágyaidat!
Ayrıca bu arzunun bir fantezinin ötesinde olduğunu da bilmektedir.Amellett ez az ember a legtávolabbról sem volt egy világtól elvonult álmodozó.
Ridgway'in hayatında yer almış çoğu kadına göre, onun doymak bilmeyen bir cinsel arzusu vardı.Az életében részt vevő nők szerint Ridgway-nek kielégíthetetlen szexuális étvágya volt.
Fabius şimdi bu malikâneleri, arz edilen fazla tutsak için düşman ordusuna ödemek için sattı.Fabius most eladta ezeket a birtokokat, hogy fizethessen az ellenségnek a foglyokért.
Sen onu arzuluyordun...Ha Isten azt akarta volna...
Yalnızlık arkadaş eksikliğinden veya başkalarıyla birlikte olma arzusundan daha da öteye giden bir duygudur.A magányosság több, mint puszta vágy a társaságra vagy egy másik személyre.
Son arzum Almanya'nın birlik ve barış uğruna, Doğu ve Batı arasındaki anlayışı kurtarmak gerektiğidir.Utolsó kívánságom, hogy Németország egységét megőrizzék, a Kelet és a Nyugat pedig jusson megértésre.”
Arzu Turalı Funday - Feat.Laudatio funebris… com.
Birkaç gün sonra Cissé, takım ile kalıcı bir anlaşma imzalamayı arzuladığı söyledi.Néhány nappal később Cissé bejelentette azon szándékát, hogy végleg a klub játékosa legyen.
Arap devletler savaşın bir an önce sona ermesini arzuluyordu.A párt a háború azonnali befejezését követelte.
Böylece ilçedeki toplumsal yapı değişiklik arz etmiştir.Mindenesetre sikerült megváltoztatni a társadalomban élő előítéletet.
Arkadaşlık için çocuklukta duyulan arzular, başarısız sosyal karşılaşmalar sonucu körelebilir.A sikertelen kapcsolatteremtési kísérletek miatt eltompulhat a gyermekkori vágy a társaságra.
Çin, aynı zamanda dünyanın en eski süreklilik arz eden medeniyet noktalarındandır.A kínai társadalom a világ legrégibb folyamatosan fennálló civilizációja.
Halka arz işlemi Frankfurt Borsasında 2 Ekim 2014 tarihinde gerçekleşti.A cég részvényeit 1999. február 22-én vezették be a párizsi tőzsdére.
Her şey, mükemmele ulaşma arzumdan.A present perfect-ről érthetően.
Bu istasyonlar NSA ile ilişkiler açısından önem arz etmekteydi.A jelentésben előkelő helyen szerepel az NSA ilyen jellegű tevékenysége.
Ancak, vatandaşlarımız arzu ettikleri takdirde şahsi temizlik malzemelerini yanlarında getirebilirler.Az iOS készülékek tulajdonosai ezzel a szolgáltatással tudják megkeresni a saját készüléküket.
Son arzusu ise buraya gömülmekti.Utolsó kívánsága az volt, hogy Hollandiában temessék el.
Elizabeth aşk için evlenmek arzusundadır.Robert szerelmével akar élni.
Bu önem arz etmektedir çünkü EM sürecin P-korunumuna riayet ettiği bilinmekteydi.Ez a férfi szerint igaz is, mivel ő látogatta meg a kopaszt.
(Yaşama yapışma arzusu, maddi bağlılıklar.)(Tanácsok a józan emberi észtehetséghez.
Barışa uzaklaşacağım diye çalışmıyoruz, Barışı çok arzuluyoruz."Nincs szükség arra, hogy Indiába menjünk vagy bárhová a békénket keresni.
Titreşim bazen arzu edilir.A rezgés esetenként kívánatos lehet.
Bu Sabahattin Ali'nin arzu ettiği bir durumdur.Megjegyezte, hogy ez az a mű, amire Párizsnak szüksége van.
Günümüzde bu türlerin popülasyonu durağan bir görünüm arz etmektedir.Ez csak a mai, civilizált nézőpontból tűnik elítélendőnek.
Bu arzu edilen nitelikler şunlardır: geçerlilik, optimallik ve değişmezlik.Az alkalmazásokban megkívánják az érvényességet, az optimalitást és az invarianciát.
Nitekim bu arzusuna yenik düşer.Ezek után ezt a kívánságát meg akarja szüntetni.
Bana kişisel olarak çok önem arz eder."Nagyon érintettnek érzem magamat benne.”
Bankaların kredi tabanın genişlemesi de para arzının artmasına neden olur.Ez viszont azt jelenti, hogy a felvett hitelek kamatai tovább terhelik a fizetési mérleget.
Valle de la Luna 'nın bazı yerleri tuz arz eder.Találó másik neve, a Hold völgye, Valle de la Luna.
Birlik içinde sana hizmet etmek istiyoruz, Bu bizim kalbimizin en ateşli arzusudur.Yhdessä haluamme palvella sinua, Siinä on sydäntemme kiihkein halu.
Dumas farklı maceralar arama arzusundan dolayı ayrılmadan önce Rusya'da iki yıl geçirdi.Dumas vietti Venäjällä kaksi vuotta ennen kuin lähti etsimään seikkailuja ja aineksia uusiin tarinoihin.
Elfler gibi ölümsüz olmak ve birikmiş güçlerini sonsuza kadar hakim kılmayı arzulamaya başladılar.He halusivat tulla kuolemattomiksi kuten haltiat ja nauttia voimastaan ikuisesti.
1954 yılında Arzamas-16’ya kent statüsü verilmiştir.Arzamas-16 sai kaupunginoikeudet 1954.
Sen onu arzuluyordun...Muistoa minulta pyysit...
Ayrıca arzu eden yıldızlar imza dağıtır.Sen lisäksi tähti symboloi toivoa.
İnsanların gerçek arzularını ne kadar iyi biliyormuş.Lisäksi he aliarvioivat kansan todellisia kykyjä.
Bitcoin'in değerini piyasadaki arz ve talep koşulları belirlemektedir.Bitcoinien arvo virallisiin valuuttoihin nähden määräytyy kysynnän ja tarjonnan perusteella.
Arzuyu bulmak zorundaydık.Kuvittanut Unto Kaipainen.
Camilerinizde ibadet etmek arzusunu duymuyor musunuz?Kuuluuko rukouskutsu Helsingissä, jos moskeija rakennetaan?
Çok büyük bir arzuyla yüzük istiyordu.Hän edusti Toivakan Rivakkaa.
Sürekli Arzu'yla birlikte dolaşır.Liikkuu aina Torunen kanssa.
Bu iki insan birbirlerine duydukları arzuyu zihinsel bir yolculuk olarak yaşarlar.Näiden kahden keskinäinen rakkaus joka seuraa niiden välisestä suhteesta symboloi Pyhää Henkeä.
Barışa uzaklaşacağım diye çalışmıyoruz, Barışı çok arzuluyoruz.He eivät halua minua vapaa-ajan tyylissä, he haluavat prinsessan.
Sıkça sıkça vekillerin azl ü nasbı dergâh-ı şerifin mahvına sebep olduğu da ilaveten arz ederim efendim.Hän paheksuu usein Sheriffin toistuvia solvauksia.
Okul zordu ama bitirmeyi çok arzu ediyordum.Luokat olivat suuria, ja koulunkäynti vaativaa.
Bu istasyonlar NSA ile ilişkiler açısından önem arz etmekteydi.NSA:n sijaan prosessista vastasi NIST.
Mısır Arapçası (Arz.Egyptin sulttaanikunta (arab.
Fiziksel güvenlik büyük önem arz etmektedir.Fyysisen hyvinvoinnin ylläpitoa pidetään tärkeänä.
Arzu edilirse stop banyosu kullanılır.Sitten sen päätyyn suunnataan vesisuihku.

İlgili Sayfalar