arz ile cümle

arz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Şirket bu arz sonucunda yatırımcılarla, hisse başına 85 $'dan 19,605,052 hissesini paylaştı.Компанія запропонувала 19 605 052 акцій за ціною 85 доларів за акцію.
Bu filmden önce herhangi bir oyunculuk deneyimi ve oyuncu olma gibi bir arzusu yoktu.Спочатку у Тома не було бажання ставати актором.
Bu arzu kaba görünebilir, bilimsel de olabilir.Знання можуть бути науковими і позанауковими.
Bunlardan en çok kullanılanı “M1” para arzı tanımıdır.Види грошей, що включаються в грошовий агрегат M1 — найбільш ліквідні активи в економіці.
Arap Ligi 2008 yılında görüşmelerde bulundu ve gözlemci olarak bir role sahip olma arzusunu dile getirdi.В 2008 р. Росія заявила про готовність стати постійним спостерігачем.
Arzu edilmeyen işaretlere de kaynaklık yapmaktadır.Також використовуються автомобілі без розпізнавальних знаків.
1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi.Таку мандрівку по Європі він здійснив у 1856 році.
Sektörü sadece arz değil, talep de yönlendirmeye başlar.Аудиторія повинна не тільки слухати, а й активно сприймати матеріал.
Oyuncu olmak için özel bir arzusu vardı.Зрештою, сформувалося бажання стати актором.
1997'da büyük önem arzeden bir şekilde çalışma grupları için şimdi her yıl onaylanan bir durum tanıtıldı.1997 року основні конституційні зміни ввели статус робочих груп, які сьогодні схвалюються щороку.
Bunun yerine Komünizm'i simgeleyen kızıl bayrak kullanmasını arzuluyordu.Натомість на шпилі було встановлено флагшток з румунським триколором.
Yazıların üslubu da farklılık arz ediyor.Картини відрізняються також контрасністю.
Yeteneklerinden dolayı Sarutobi, Orochimaru'nun kendi yerini almasını arzu etmişti.Після цього Орочімару відчуває потребу замінити своє тіло.
Bu projeler dışında insani yardım projeleri SCI içinde daha fazla önem arz etmedi.Окрім цих двох проектів, гуманітарна допомога ніколи не мала жодного подальшого значення в SCI.
1899) 1989 - Nimet Arzık, gazeteci yazar (d.Що я любив (1896) — мініатюра, оповідання.
Arzuyu bulmak zorundaydık.Всупереч бажанню Є.
Melkor, Gizli Ateş'i arzuladı ve boşu boşuna ele geçirmeye uğraştı.Мелькорові не вдавалося знайти Вогню, бо Вогонь був із Ілуватаром.
Oysa Fatma, zengin bir adamla evlenmek arzusundadır.Олександра щасливо вийшла заміж за заможного чоловіка.
Ne istiyoruz, ne arzuluyoruz?Ах, Боже мій, що мені треба?
Bu sebeple kanal, gemiler için büyük güçlük arz etmektedir.Однак вони значно ускладнювали судноплавство каналами.
Bunlar pek heybetli bir manzara arzeder.З них відкривається чудесний краєвид.
Bu eserler, Osmanlı-Rus münasebetleri açısından önem arz eden kaynaklardır.Присвячена в основному проблемі Криму — найскладнішій у російсько-османських стосунках.
Eğer kıvamı koyu ise arzuya göre biraz su ilave edilir.А якщо господар бідний, вистачить лише подати гостеві води.
Yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular.Bůh však lež poznal a havrana potrestal věčnou žízní.
Apollonius, rüya'da:"Aurelian, yönetmek arzusundaysan masumların kanını dökmekten uzak dur!Apollónios ho prý úpěnlivě prosil slovy: „Aureliáne, toužíš-li po vládě, nebaž po krvi nevinných!
Üftade'ye talebe olmak arzusuyla yanına gidince şu cevabı aldı: "Yazıklar olsun ey Kâdı Efendi!A když k němu přiběhl, obličej mu znachověl zlobou a zvolal: "Kdo se opovážil tě zranit?"
Avrupa’daki ülkelerin çoğunluğu ya Avrupa Birliği’ne katılmıştır ya da katılma arzusundadır.Většina hlasů rozhodla o přistoupení státu k EU, budou-li je chtít.
Arzu edilirse stop banyosu kullanılır.Pro koupel se využívá i nať.
En bütük arzusu son dönem İtalyan mimari akımları ile Moskova Baroğu stillerinin bir araya getirmek idi.Ve svých stavbách kombinoval poslední trendy italského baroka s tradičním moskevským stylem.
Goethe’nin Faust çalışmaları, bilgiye ulaşma ve farklı deneyim yaşama arzusu üzerinde yoğunlaşmıştır.Jeho podání klade důraz na Faustovu touhu po znalostech a mnohosti zkušeností.
Arzuyu bulmak zorundaydık.Splnění přání.
Ayrıca kendisine tecavüz eden erkeği bulup hayatını zindana çevirmek için intikam arzusuyla yanıp tutuşmaktır.Požádal tedy muže, aby rozdělal oheň a pak do něj zajíc skočil.
Olasılık, dilek, arzuyu ifade eder.Optativ vyjadřuje naděje, přání či rozkaz.
Arz Esnekliği ^ "Efektif".ČSÚ: Skuteč . .
1950'lerde, gıda arzı yetersizdi ve yaşam standardı genel olarak düşüktü.Některé potraviny byly v 50. letech ještě stále nedostatkové a stále fungoval lístkový přídělový systém.
Bu Sabahattin Ali'nin arzu ettiği bir durumdur.A přesně takového by si Alina přála.
Hangi değerlerin kullanılacağı arzu edilen yaklaşım dakikliğine bağlıdır.Odpověď bude záviset na použité metodě.
Para arzı, bir ekonomide dönen toplam para miktarıdır.Peněžní zásoba (nabídka peněz) je celkové množství peněz dostupných v ekonomice v daném okamžiku.
Sektörü sadece arz değil, talep de yönlendirmeye başlar.Boubín, už nejen prales, ale i rozhledna.
Nitekim bu arzusuna yenik düşer.Tímto se zmenší jeho touha po droze.
Gizlilik için bu tür bir gerekçe, ulusal güvenlik için gerekli bilgiyi koruma arzusuyla güdülendi.Kromě zdravotního průkazu musejí mít tyto osoby ještě znalosti nutné k ochraně veřejného zdraví.
Karaciğer vücudun kan arzının yaklaşık %75 teminini sağlar.Tvoří asi 7 % krevní plazmy.
Alcina bir perişanlık hissi ile bir arya söyler ve unutulmayı arzu ettiğini belirtir.Alcina zpívá smutnou árii ve kterém touží po zapomnění.
Böylece ilçedeki toplumsal yapı değişiklik arz etmiştir.V sociální oblasti se začalo měnit překonané pořadí kast.
Farklı para arzı tanımları vardır.Rozlišuje se několik druhů prachových per.
Ne istiyoruz, ne arzuluyoruz?Co uživatel chce a co potřebuje?
İnsanların gerçek arzularını ne kadar iyi biliyormuş.O skutečných motivech svých hostitelů neměl ani tušení.
Bu önem arz etmektedir çünkü EM sürecin P-korunumuna riayet ettiği bilinmekteydi.Pokorný: Jak se Honza učil bát, režie M.
Mevcut başkanı Arzu Çerkezoğlu'dur.Současným šéfdirigentem je Zdeněk Smolka.
Hakemlerin komutları final anında önem arz etmektedir.Funkční období jejich nástupců začíná stejným okamžikem.
Tehlikeli Arzular (film, 1968), Vittorio De Sica'nın yönettiği 1968 İtalya-Fransa ortak yapımı film.Dobrodružství Toma Sawyera - rumunsko-francouzsko-německý seriál z roku 1968.
Ele geçiremedikleri, karşılayamadıkları her arzu için daha da hırslanırlar.Vezmou si všechno co budou chtít a ani nepípnete.
Bunlar pek heybetli bir manzara arzeder.Jedná se o pohledové zdivo.
Tanrı'nın, tek bir çocuğun bile yanlış yola sürüklenmesini arzulamadığını haber verdi.V tom se jeho syn zeptal, zda by se nenašla nějaká střední cesta.
Genetik mutasyonda bir otoritedir ve en büyük arzusu insanoğlu ile mutantların barış içinde yaşamasıdır.El este o autoritate în mutația genetică și un susținător al relațiilor pașnice între oameni și mutanți.
Arap devletler savaşın bir an önce sona ermesini arzuluyordu.Statele arabe erau din ce în ce mai nerăbdătoare să termine războiul cât mai repede cu putință.
Emek arzının ücret esnekliği negatiftir.Elasticitatea prețului cererii în cazul acestora este negativă.
Sen onu arzuluyordun...Am vrut-o eu...
Şirket 2010 yılı şubat ayında halka arz edildi.Compania a fost privatizată în februarie 2000.
Bu nitelik değişkendir ve olaylara göre farklılıklar arz eder.Există multe motive pentru a tortura și acestea variază în funcție de caz.

İlgili Sayfalar