arz ile cümle
arz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Birlik içinde sana hizmet etmek istiyoruz, Bu bizim kalbimizin en ateşli arzusudur.Najbardziej palącym pragnieniem naszych serc jest służyć ci w jedności.
Tasminnupalabdhe paramá trśńánivrttih: Birey o sonsuz mutluluğa (Brahma) ulaştığında tüm arzular biter.Tasminnupalabdhe paramá trśńánivrttih: W tym osiągnięciu (Brahmana) zaspokajane jest całe pragnienie.
Son arzusu ise buraya gömülmekti.Zgodnie z ostatnią wolą pochowany został w Reszlu.
Ticaretin ortaya çıkış nedeni, insanın ihtiyaçlarını karşılama arzusudur.Głównym założeniem marketingu jest zaspokojenie ludzkich potrzeb.
Olasılık, dilek, arzuyu ifade eder.Wyraża życzenie, nadzieję lub możliwość.
Bu arada genç padişah: - Şeyhim, der, bir arzunuz varsa söyleyin de yapalım.Po prostu powiedzieliśmy chłopom: róbcie co chcecie – i poszliśmy.
Arz Esnekliği ^ "Efektif"."Fala": Bezwstydnie skuteczne.
Bunun temelindeki tek sebep arzularımıza yenik düşmemizdir.Jedynym sposobem na osiągnięcie trwałego szczęścia jest więc wyzbycie się owych pragnień.
Arzu Özyiğit, 185 kere millî formayı giydi.Sporządziła maski dla 185 weteranów.
Bu dönemde de FKF’nin TİP ile ilişkisi devamlılık arz etmiştir.Warto jeszcze odnotować losy MTK w tym okresie.
Bu durum kirlilik açısından da tehlike arz etmektedir.Czy dane zagrożenie uwypukla daną słabość?
Bu yüzden çocukluk döneminde büyük önem arz etmektedir.Następnie głównym tematem staje się jego dzieciństwo.
Oysa Fatma, zengin bir adamla evlenmek arzusundadır.Chciałaby zostać idolką i poślubić bogatego mężczyznę.
Rahibe Dolcina'nın arzusu ise lezzetli bir yemek yemektir.Dieta cud Penny zaczyna jeść zdrowe jedzenie.
Şafak vakti yaklaşınca Faust Marguerite'nin hayalini görür ve onun yanına gitmeyi çok arzuılar.Gdy nastaje świt, Faustowi ukazuje się wizja Małgorzaty do której tęskni.
Barış dolu bir hayata dönmek konusunda daha arzulular.Został zmuszony powrócić do spokojnego życia wiejskiego.
Sözlerin teması ise seks arzusunun ve isteğinin etrafında döner.Jej zainteresowania obracają się wokół władzy i seksu.
Bunlar pek heybetli bir manzara arzeder.Są one dość dobrym punktem widokowym.
Nitekim bu arzusuna yenik düşer.I nagle to życzenie się spełnia!
Fiziksel güvenlik büyük önem arz etmektedir.Praca fizyczna cieszy się wielkim poszanowaniem.
Fatih zamanında da dîvân her gün toplanmakta olup, haftada dört gün padişahın huzaruna arza girilirdi.Całość fermentowała, przy czym po ok. tygodniu masę codziennie mieszano.
Babası vefat eden Oğuz onun ölmeden önceki son arzusunu yerine getirmek istemektedir.Po śmierci ojca syn próbuje realizować polecenia, które ojciec nakazał mu przed śmiercią.
Bu para arzı tanımı “M1” ile gösterilir.Pojazd ten wszedł do produkcji pod oznaczeniem M1.
Arzum Onan'la evli.Żonaty z Hanną Komierowską.
Sürekli Arzu'yla birlikte dolaşır.Chodził zawsze z laską.
Modernistler: Modernistler İslam dünyasının, küresel modernliğin bir parçası olmasını arzularlar.Zwolennicy globalizmu podkreślają wagę procesów globalizacji dla współczesnego świata..
Papageno da küçük sevgili müstakbel karısını görmeyi arzu etmektedir.Gerast spieszy się do swej przyszłej młodej żony.
İsteklerin ve arzuların sona ermesi, acıları da ortadan kaldırır.Kończą się Wasze męki i cierpienia.
Doktor Arzan aynı zamanda Sovyetler Birliği elçiliğinde çalışmakta idi.Ali Sabri kontaktował się natomiast z ambasadą Stanów Zjednoczonych.
Üftade'ye talebe olmak arzusuyla yanına gidince şu cevabı aldı: "Yazıklar olsun ey Kâdı Efendi!Sedan han tagit av kläderna sade han med hög och tydlig röst: "På dig hoppas jag, o Herre!
Sema, arz, melek ve cin âlemlerinin, arşın, kürsinin, Cennet ve Cehennem'in de Rab'bidir.De föreställer Yttersta domen och återger bland annat Guds tron, himlarna och ärkeänglarna samt helvetet.
NA’nın üçüncü geleneği üyelik için tek koşulun “kullanmayı bırakma arzusu” olduğunu söyler.I den tredje traditionen i NA står det att det enda kravet för medlemskap är "en önskan att sluta använda".
Avrupa’daki ülkelerin çoğunluğu ya Avrupa Birliği’ne katılmıştır ya da katılma arzusundadır.De flesta av FN:s medlemsstater har ratificerat eller är på väg att ratificera konventionen.
(Bir kaynaktan öğrenilmiş, kesinlik arzediyor.)Det är ursprungligen bildat på ett adjektiv som i sig har verbet ||krympa]] som källa.
Lopez seks sembolü oldu ve "dünyada en çok arzulanan kadın"lardan biri olmuştur.Sedan 1990-talet har Lopez framställts som en sexsymbol och en av världens mest "åtråvärda" kvinnor.
Oysa Fatma, zengin bir adamla evlenmek arzusundadır.Eadie är fast besluten att gifta sig rikt.
Para arzı, bir ekonomide dönen toplam para miktarıdır.Penningmängd är den totala mängd pengar som finns inom en given ekonomi.
Kenya'da bitki örtüsü ve yaban hayat çok çeşitlilik arz etmektedir.Bara i Kenya finns tillräckliga skyddsåtgärder som hjälper arten att överleva.
Valle de la Luna 'nın bazı yerleri tuz arz eder.Terrängen runt El Limón de la Luna är lite bergig.
Makedonya dönemi, dinî önem arz eden bazı olaylara da sahne oldu.Eritrea upplever återigen en period av stor utvandring.
Elizabeth aşk için evlenmek arzusundadır.Men Lalita vill gifta sig av kärlek.
Son arzusu ise buraya gömülmekti.Hennes sista önskan; att bli begravd bredvid honom, gick i uppfyllelse.
Ayrıca arzu eden yıldızlar imza dağıtır.Ligan styr också värvningar av stjärnor.
Bu arada şunu da zikretmeyi arzu ederdim.Ändå vill Ion ta en titt på det.
Bankaların kredi tabanın genişlemesi de para arzının artmasına neden olur.Det andra sättet är då bankerna, i samband med lån, ökar penningmängden.
Ama şimdi arzunu kaybettin.Du förlorar din insättning.
Para arzı M1 ve M2 denen 2 araçla ölçülür.Vanliga mått på penningmängden är M1 och M3.
Kamuoyunun bilgilerine arz ederiz.” ifadelerine ver yerildi.Ask your Supervisor ("Frågor om ditt arbete?
2006 yılında, yine daha çok grup çerçevesinde çalışma arzusu belirdi.År 2006 förväntas det att festivalen ska få ännu fler besökare.
Fiziksel güvenlik büyük önem arz etmektedir.Узагалі, фізичному вихованню надається дуже велика увага.
Arzu edilirse stop banyosu kullanılır.Для запобігання пригорання використовується зазвичай водяна баня.
Cevap olarak Sultan, misafirlerinin arzularının yerine getirileceğinin garatisini verdi.У свою чергу, султан запевнив гостей, що їх прохання буде задоволено.
Bankaların kredi tabanın genişlemesi de para arzının artmasına neden olur.Звичайно збільшення попиту на кредити викликає збільшення процентних ставок за ними.
Açıkçası bu, geliştiricilerin oyun yaş sınıflamasını indirgemek için arzuladığının kanıtıdır.Очевидно, це пов'язано з бажанням розробників зменшити вікові рейтинги гри.
Çünkü dans etmeyi arzulamaktadır.Я хотів, щоб вони танцювали.
Şirket 2006 yılında halka arz edildi.2006 року компанія стала публічною.
Okul zordu ama bitirmeyi çok arzu ediyordum.Було надзвичайно важко, та було бажання вчитися.
Ama şimdi arzunu kaybettin.Наразі втратив чинність.
Mısır Arapçası (Arz.Україна арабською (араб.
Barış dolu bir hayata dönmek konusunda daha arzulular.Ще декілька бійців повернулися до мирного життя.