arz ile cümle
arz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Sonra Arzanene'i işgal edip, yağmaladı ve Chlomaron kalesini kuşattı.Ele invadiu e saqueou Arzanena e cercou a fortaleza de Clomaro.
İsteklerin ve arzuların sona ermesi, acıları da ortadan kaldırır.Sua ignorância, desejo e apegos acabaram.
Elizabeth aşk için evlenmek arzusundadır.Ele pede a mão de Elizabeth em casamento.
Gerçeklik, Bilinç dışı Arzu'nun ötesinde kalmıştır.A realidade está para além do alcance do intelecto.
Sürekli gelişimde her zaman en iyiyi yakalamak arzusu TKY de hep bir ileri safhaya taşımaktadır.Do desejo de procurar sempre a felicidade, onde quer que ela esteja.
İleride bir kitap yazıp durumu efkarı umumiye arzedeceğim.Vou mostrar-lhe uma boa imagem, por favor, espere por mim.
Bu dönemde de FKF’nin TİP ile ilişkisi devamlılık arz etmiştir.Desde então as vendas do PPV do UFC não param de crescer.
Böylece para arzının talebi aşması da önlenmektedir.Em outras palavras, quando a demanda supera a oferta.
Bankaların kredi tabanın genişlemesi de para arzının artmasına neden olur.Traduz a capacidade dos bancos de ampliar a base monetária através do crédito.
Öyle ki, Çaltılı ve Mandıra'da arziler henüz suya kavuşmuş değil.Entretanto, graxas e óleos não se dissolvem em água.
Saraybosna'da kültürel kurumlar büyük önem arz etmektedir.Na cultura senegalesa, saudações são muito importantes.
Toplumun radikal bir şekilde dönüştürülmesi arzusu -bu dönüşüm Toplumsal Devrim aracılığı ile olacaktır.Isso exigiria um confronto (final) sob a forma de uma revolução social.
Arzu etmesine rağmen tahsiline devam edemedi.Embora as coisas tenham corrido mal ele não cumpriu a sua promessa.
2010'da ilk çocuk romanı Arzavul Tepesi yayınlandı, bunu 2013'te En Yeni Arkadaşım izledi.É a audiência mais baixa do horário desde Niña de mi corazón, em 2010.
Yani arzular ve korkular çatışır.Estes desejos e medos conduzem à actividade.
Şirket bu arz sonucunda yatırımcılarla, hisse başına 85 $'dan 19,605,052 hissesini paylaştı.A empresa ofereceu 19 605 052 partes a um preço de 85 dólares por ação.
Titreşim bazen arzu edilir.Às vezes comia-se as vísceras.
Bu uzun havalar usul ile çalınmaz her sanatkarların arzusuna göre serbestçe çalınır.Na luz da luz liberto, por todo o sempre artista.
Tapınakçılar’ın itirafçıları, hiç şüphe yok ki yapılan işkencenin boyutlarına göre çeşitlilik arz etmekteydi.Os fiéis, contudo, recolheram esses preciosos restos e as relíquias foram distribuídas entre muitas cidades.
Kayıtlı tarihlerde volkanların patlaması uygarlıklara büyük tehlike arz etmiştir.As cinzas vulcânicas trazidas pelos ventos são um grande perigo para as aeronaves.
Casanova ayartılmaktan hoşlanırdı ve kendisini kadınların arzu objesi olarak görmeyi severdi.Embora Freeman temesse por sua segurança, ela gostava do desafio da investigação.
Fadil tüm kadınları arzuluyordu.Fadil desejava todas as mulheres.
Son arzusu ise buraya gömülmekti.In overeenstemming met zijn laatste wens is hij daar ook begraven.
Yaklaşık MÖ 1320de Milliwanda şehri Arzawa'lı Uhha-Ziti'nin isyanına destek göstermiştir.Ergens rond 1320 v.Chr. steunde Millawanda de rebellie van Uhha-Ziti van Arzawa.
Müziği geliştikçe ve popüleritesi arttıkça vokalistliğide önem arz etmeye başladı.Naarmate zijn muziek groeide en zijn populariteit toenam, werd ook zijn zang belangrijker.
Yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular.Na zijn ontdekking volgen de verschillende leugens elkaar op.
Onlar (putperestler) yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar.En Wij zullen hun een overvloed van fruit en vlees schenken, volgens hun wensen.
Yertinç (Yerdinç): Dünya, Arz.Asiles de fous), Wereld, wereld!
(Bir kaynaktan öğrenilmiş, kesinlik arzediyor.)Hij verzint echter een list en weet te ontsnappen.
Elizabeth aşk için evlenmek arzusundadır.Zoya wil uit liefde trouwen.
Oysa Fatma, zengin bir adamla evlenmek arzusundadır.Jewel Courage wil trouwen met een rijke man.
Doğu Karelya ile bağların güçlendirilmesine dair arzular, toprak talebini içermemektedir.Dit streven naar hechtere banden met Oost-Karelië gaat niet meer over territoriale eisen.
Önem arz eden özel durumlardan bir tanesi ikinci dereceden (quadratic) oluşan Hamiltonyenlerdir.Hieronder zijn de nummers van de tweede molaren gegeven (in een volwassen gebit).
Arzuyu bulmak zorundaydık.Dat wekte zijn verlangen.
Ayrıca bu arzunun bir fantezinin ötesinde olduğunu da bilmektedir.Ook heeft de Magic vooraan een groter tuigage dan de Dream.
Rahibeler kendi aralarında ne arzuları olduklarını konuşmaya başlarlar.De zusters bespreken de kleine wensen die zij hebben met elkaar.
Kalitesine göre farklılık arzederler.Dit vanwege van het kwaliteitsverschil.
Üç türü korunma durumu açısından önem arz etmektedir.Als reden voor bescherming werden drie elementen aangehaald.
İş oyunu, sıkça karşılaştırıldığı satranç ve poker gibi oyunlardan çok farklılık arz eder.Magic is in zekere zin te vergelijken met andere denksporten als schaken en poker.
Medhes: Bozuk arzulara saptırmak için alimlerle uğraşır.Toezang: men zal pogen de ontevredenen te sussen.
Eğer talep, arzı geçerse, tedarikçiler fiyatlarını arttırabilir.Zolang de ander 'ja' antwoordt, moet de vrager hoger bieden.
Sen onu arzuluyordun...Hij bleef het maar proberen...
Arzu ise bir yapımcının gelip ona iş teklif etmesini beklemektedir.De producer raadt hem aan om een partner te zoeken.
Melkor, o andan itibaren çok arzulamıştı o makamı.Hij richtte vanaf dat moment zijn aandacht volledig op manga.
Belki de böylesi araştırmalarla kendisinin yerini kordinatlar arasında bulabilme arzusu.Men kan tussen deze helderheidsniveaus wisselen met een toets.
Ancak, vatandaşlarımız arzu ettikleri takdirde şahsi temizlik malzemelerini yanlarında getirebilirler.De bewoners mochten alleen hun persoonlijke bezittingen meenemen.
1996'da Borusan Yatırım hisseleri halka arz edilerek İMKB'de işlem görmeye başladı.Vanaf 1996 wist Gazprom wat vertrouwen te winnen op de westerse kapitaalmarkten.
Yazıların üslubu da farklılık arz ediyor.Ook de genres waarin hij schrijft zijn uiteenlopend.
Gizlilik için bu tür bir gerekçe, ulusal güvenlik için gerekli bilgiyi koruma arzusuyla güdülendi.Om de geheime aard ervan te rechtvaardigen wordt nationale veiligheid ingeroepen.
Boyun altı santim kısaldı, olsa olsa kırk beş kilosun ve hâlâ güzel, çekici, arzu uyandırıcısın.De plant wordt 15-45 cm hoog, heeft een kantige, behaarde stengel en vormt uitlopers.
Bu arada genç padişah: - Şeyhim, der, bir arzunuz varsa söyleyin de yapalım.Maar ik zei: Nee, zeg ben je gek, stel voor dat ze het doen.
Ele geçiremedikleri, karşılayamadıkları her arzu için daha da hırslanırlar.Zozeer dat zij bekennen wat zij onmogelijk konden doen.
Bunlardan sağdaki, seng-i arz, halkın dilekçelerini değerlendirilmek için üzerine bıraktığı taştı.Links en rechts werd er ontmijnd op aanvraag van burgerautoriteiten.
Bunun üzerine Tebriz jileri gelenleri orduya gelerek itaatlerini arzettiler.Dezen openden daarop de poorten en lieten de hertogelijke troepen binnen.
Ayrıca arzu eden yıldızlar imza dağıtır.Vaste sterren vormen ook de basis voor het benoemen van sterrenbeelden.
408 yılında Stilicho muhtemelen bir saray komplosunun neticesinde Honorius'un arzusuyla idam edildi.In 408 werd Stilicho op bevel van keizer Honorius geëxecuteerd.
Tom kaçma arzusu hissetti.Tom voelde de drang om weg te lopen.
Ne arzu edersiniz?Wat blieft u?
Saygılarımı arzederim.Met de meeste hoogachting.
Allah'ı Bilen İnsanlar (Ehl ul-Ma`rife Billah) dünyada birer yabancı olup ahireti arzularlar" dedi.Niechże walczą na drodze Boga ci, którzy za życie tego świata kupują życie ostateczne!