arz ile cümle

arz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Ben de arzu ediyorum ki her Türk insanı, bir Türkiye olsun.A efectos oficiales, todos los nacionales de Turquía se consideran turcos.
Fakat ekonomik dengesizlikler daha da önem arz ediyor.Sin embargo, son más notorias las diferencias temáticas.
İsteklerin ve arzuların sona ermesi, acıları da ortadan kaldırır.Si pueden sentir placer y dolor, también tienen deseos.
Farklı para arzı tanımları vardır.Existen diferentes aleaciones de Oro.
Ayrıca arzu eden yıldızlar imza dağıtır.Y las estrellas que significaran...
İnsanların gerçek arzularını ne kadar iyi biliyormuş.Ellen se ha dado cuenta de las verdaderas intenciones de él.
Mevcut başkanı Arzu Çerkezoğlu'dur.El actual presidente es el Ing.
Bir lüks saydıkları şarabı her fırsat buluşta büyük bir arzu ile içmeye kalkarlar.Por eso, aprovechan cualquier celebración para degustar un vaso de vino.
Kapalı insanlara kıyasla, daha yaratıcı ve arzularının daha fazla ayırdında olan insanlardır.Tienden a ser, comparados con las personas cerradas, más creativas y más conscientes de sus sentimientos.
Süreklilik arz eden her kuvvet aslında birer enerji kaynağıdır.La característica de Always on Display consume energía.
Olasılık, dilek, arzuyu ifade eder.Obligación, posibilidad, deseo.
Ya da avlarını almak isteyen benekli sırtlanlar onlar için tehlike arz edebilir.O las nuevas técnicas de caza, que pueden protegerlos de peligros.
Arzibibi - Rahimbay'ın karısı ve Kamilbek'in gizli aşkı.Carlota y el misterio de la casa encantada / La tribu de Camelot.
Böylece kadının cinsel arzusuna dikkat çekmiş ve bunu kutlamıştır.Está convencida del progreso social de la mujer y lo preconiza.
Yeni zamanlarda da vaziyet memnunluk verici bir manzara arz etmekten uzaktı.Estaba reservado a nuestros días ver tan triste espectáculo.
Bunun yanı sıra, ortak yayın projeleri de önem arz etmiştir.Del mismo modo, es interesante resaltar sus atractivas iniciativas de divulgación general.
Çünkü dans etmeyi arzulamaktadır.Pero ella deseaba más que bailar.
Yazıların üslubu da farklılık arz ediyor.La tipografía del título también difiere.
Bu sonuçlar, 'Türkiye'de AB yolunda ilerleyecek siyasi arzu yok' diyenlerin görüşünü bertaraf edecek." dedi.«"Quien hable hoy de presos políticos en España no tiene ni puta idea"».
Avrupa’daki ülkelerin çoğunluğu ya Avrupa Birliği’ne katılmıştır ya da katılma arzusundadır.Uno no puede estar sino a favor de los Estados Unidos de América o en contra de ellos.
Bu Sabahattin Ali'nin arzu ettiği bir durumdur.Este sermón fue la respuesta de Ali.
Bu anlamlardan kopmamız arzu ve amaçlarımızdan ayrılmamız sonucu eylemsizliğe varırız.Creemos que la brecha entre estas actividades y nuestro propósito como empresa ha vuelto demasiado ancho.
Biz şimdi gider, durumu Hilâfet Makamına arzederiz.Van a llevarnos al siguiente nivel.
Birleştirici Güç, uzay ve zamanın birbirine girerek bütünlük arzettiğini anlatır.La integral se calcula sobre el espacio-tiempo entero si converge.
“Rati” arzuları, “arati” memnuniyetsizliği ve “tanha” hırsı, açgözlülüğü temsil eder.Esa ansiosa búsqueda de la libertad"​ y "El tango una danza.
Oysa Fatma, zengin bir adamla evlenmek arzusundadır.Está empeñada en que Tsukushi se case con un hombre rico.
Bir mal veya hizmet satıcıların davranışları incelenirken arz esnekliğinden de bahis edilir.La forma de adjudicar un bien o servicio mediante subasta también se asocia a lo concursal.
Ignoti nulla cupido Bilmediğimizi arzulamayız (Ovidius'un dizesi) In dubio pro reo Şüphe zanlıya yarar.No estaría mal no tener que saber qué es lo que va a pasar - De "Astrud EP".
Hayatının ilk yıllarında oyuncu olmayı arzulayan Gaga, American Horror Story: Hotel'de başrol oynadı.Aparece también en el primer episodio de American Horror Story: Hotel.
Barışa uzaklaşacağım diye çalışmıyoruz, Barışı çok arzuluyoruz.No es suficiente para anhelar la paz.
"Sow'un ilginç arzusu".«La duda de Zoe».
Elizabeth aşk için evlenmek arzusundadır.Roberta se enamora de él.
Ben gülme arzumu bastıramadım.Non potei trattenermi dal ridere.
Geleneksel olarak Küçük Ermenistan'ın parçası olan Arzanene bölgesi de Persarmenia'nın parçası oldu.La regione di Arzanene, tradizionalmente parte dell'Armenia Minore, divenne anch'essa parte della Persarmenia.
Hayatın boyunca arzulardan uzak dur."Siatene staccati dal desiderio per tutta la durata della vostra vita".
Sonra Arzanene'i işgal edip, yağmaladı ve Chlomaron kalesini kuşattı.In seguito invase e saccheggiò l'Arzanene e assediò la fortezza di Chlomaron.
Arzuyu bulmak zorundaydık.Ho lasciato andare il desiderio.
Son arzusu ise buraya gömülmekti.Seguendo le sue ultime volontà fu sepolta in mare.
Çünkü "Allah'ın arzı geniştir" (Zümer, 39/10).Allah è sufficiente come garante» (Cor., IV:171).
Ama şimdi arzunu kaybettin.Ma ormai ha perso l'occasione.
Birçoğu dünyamızın nasıl bu duruma geldiğini anlamayı arzular.Essi cercano di capire da che cosa questo mondo si originasse.
Arzu, istek demektir.La volontà è il bene.
Eğer talep, arzı geçerse, tedarikçiler fiyatlarını arttırabilir.Quando la domanda supera l'offerta, chi offre può alzare il prezzo.
Bankaların kredi tabanın genişlemesi de para arzının artmasına neden olur.Ovviamente i depositi creati attraverso l'attività bancaria del prestito aumentano la disponibilità di moneta.
Yarın saat ikide Kış Sarayı önünde dileklerini size arz etmeye karar verdiler...Alle 2 del mattino rientrarono e festeggiarono la vittoria, ignari di ciò che li attendeva.
Sürekli gelişimde her zaman en iyiyi yakalamak arzusu TKY de hep bir ileri safhaya taşımaktadır.Come sempre le cose si risolvono per il meglio e il cattivo viene catturato.
Geç kaynaklar ikisinin arzularının imparatorluğu ikiye böldüğünü söyler.Fonti successive ipotizzano che i fratelli volessero dividere l'impero in due metà.
Ancak imparatorla bu arzularını hiçbir zaman gerçekleştiremediler.Anche se fossero stati questi i piani dell'Imperatore, essi non si realizzarono mai.
Kendilerini bedenî arzulardan arındırmak için zamanlarının çoğunu oruç tutarak geçirirler.Questi la supporteranno per una buona parte del suo viaggio.
Yani arzular ve korkular çatışır.È lì che mistero e terrore lo attendono.
Bu kutikula kalınlaşması enine çizgili bir görüntü arz eder.Viene quindi inserito un tubo con una visione diretta.
Genel olarak yalnızca enerjideki farklar fiziksel önem arz eder.In generale il suo è il significato dell'energia vitale.
Finlandiya Bankası, Finlandiya'nın para otoritesidir ve ülkenin para arzı ve döviz rezervlerinden sorumludur.La banca centrale è l'autorità monetaria del Paese, competente per l'emissione di banconote e monete.
3. gerçek, Nirodha: istek ve arzular bırakılırsa acılar sona erdirilebilir.La terza verità ci dice che, abbandonando il desiderio, possiamo giungere alla cessazione del dolore.
Bu arzu edilen nitelikler şunlardır: geçerlilik, optimallik ve değişmezlik.I requisiti richiesti a questo scopo sono quelli di compatibilità, performance e semplicità.
Hizmetçi arzusuna erişmiş ve evin hanımı olmuştur.Aveva bussato alla porta e chiesto alla cameriera della signora.
Statik İletişime ait belgeler ise kalıcı, tekrar edilebilir ve süreklilik arz eder.È qui che la creazione diventa oggettiva, tangibile e permanente.
Bu projeler dışında insani yardım projeleri SCI içinde daha fazla önem arz etmedi.Oltre a questi due progetti, l'aiuto umanitario non ebbe altra ulteriore importanza per lo SCI.
Simlerin hayat arzuları, ilişkileri ve meslekleri yaşam tarzlarını oluşturur.Noi imitiamo dagli altri i nostri desideri, le nostre opinioni, il nostro stile di vita.
"Arz-Yönlü Tütün Kontrolü Politikaları ve Türkiye'ye İlişkin Değerlendirmeler" (PDF).Come funziona Travel & Tourism confronta con gli altri settori" (PDF ).

İlgili Sayfalar