arz ile cümle

arz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Olur ki sevip arzu ettiğiniz bir şey sizin için şerli olur.Das zeigt ihre Wesensverwandtschaft mit dem, wonach sie strebt.
Valle de la Luna 'nın bazı yerleri tuz arz eder.Einige Stellen im Valle de la Luna weisen Salz auf.
Evlenmek arzusu Kehanetin aldatılması!Der Wunsch, zu heiraten Die Täuschung der Weissagung!
Zerkali veya tam adıyla Ebu İshak İbrahim el-Zerkali, (Latince'de Arzachel) (d.Weitere Spitznamen waren Sarı İsmail (dt.: Blonder İsmail) und Tarikatci İsmail (dt.: Orden İsmail).
Arzuyu bulmak zorundaydık.Ich suche mit Verlangen.
Azzi-Hayaşa ve Arzava'ya başarılı seferler düzenledi.Auch Zaō und Ljubno gelang ihr dies deutlich.
Sen onu arzuluyordun...Ich hab' Dich so gesucht ….
Camilerinizde ibadet etmek arzusunu duymuyor musunuz?Definieren sie sich von ihrem Gottesdienst her?
Çünkü "Allah'ın arzı geniştir" (Zümer, 39/10).Vaters Geist / ist es der / Durch euch redet“ (Mt 10,20 LUT).
Grup olarak Tv'de Beat-Club isimli müzik programı arz ettiler.Sie traten regelmäßig in der TV-Musikshow Beat-Club auf.
Arzu Kara (Tülin Özen) : Kızlar grubunun demirbaşı.Die hieraus im Spätwinter hervorgehenden Larven ernähren sich von Dotter.
Onlar (putperestler)yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar.Sie wurde ausschließlich für die Schlossbesitzer und ihre Diener errichtet.
İş hayatı çeşitlilik arz eder.Leistung braucht Vielfalt.
İmparator gün doğumu geldiğinde Prensi kendi damadı olarak görmeyi arzu ettiğini itiraf eder.Die hat bereits am Ring erkannt, dass ihr Prinz kommen wird.
Ayrıca bu arzunun bir fantezinin ötesinde olduğunu da bilmektedir.Allerdings glaubt er auch, dass dieses Begehren weiter nichts als eine Wunschphantasie ist.
Son arzusu ise buraya gömülmekti.Der Traum vom Finale musste begraben werden.
Ateş ile Arzu, bir süre beraber yaşadıktan sonra kavga edip ayrılmışlardır.Im Verlauf des Spiels treffen sie dann aufeinander und verbünden sich.
Fatih zamanında da dîvân her gün toplanmakta olup, haftada dört gün padişahın huzaruna arza girilirdi.Typischerweise trat der Landtag alle vier Jahre auf Einladung des Herzogs zusammen.
Merkez Bankası kaynakları sınırlandırılarak para arzı kontrol edilmeye çalışılmıştır.Banken sind aufgrund des Geldwäschegesetzes verpflichtet, die Herkunft von Geldern zu kontrollieren.
Birçoğu dünyamızın nasıl bu duruma geldiğini anlamayı arzular.Viele werden sich fragen, warum die EU sich noch mit uns abgibt.
Arap devletler savaşın bir an önce sona ermesini arzuluyordu.Die Partei forderte ein sofortiges Ende des Krieges.
Bu kavramdan türeyen arzuhâl sözcüğü ise dilekçe anlamına gelir.Der illokutionäre Akt, den der Sprecher damit vollziehen will, ist aber eine Bitte.
Bazı lehçelerde arzu, istek manalarına gelir.In den Furchen weisen die Zweige eine Behaarung auf.
İklim olarak kara iklimiyle Akdeniz iklimi arasında mikroklimik bir yapı arz eder.Damit entsteht rund um die Pflanze ein ausreichend luftfeuchtes Mikroklima.
Titreşim bazen arzu edilir.Der Hutrand ist manchmal behaart.
Arzular kendiliğinden oluşmaz, onları tetikleyen bir şeyler elbette vardır.Doch seine Wünsche werden nicht erfüllt, was ihn verbittert.
Bu durum, iki ay sonra tehlike arz etmeye başlayınca, Wetzlar’i alelacele terk etmiştir.Nach seiner Absetzung zwei Monate später verließ er mit 60 Anhängern die DRP.
Bu yüzden inanca göre tüm yaratılış bu alma arzusunun tezahür(görünüm)leridir.Das Inventar ist nur dann zu errichten, wenn ein Gläubiger es beantragt.
İnsanların gerçek arzularını ne kadar iyi biliyormuş.Sie ahnt nichts von den wahren Absichten ihres Vaters.
Çanakkale'de önem arz eden bir su kütlesi bulunmaz.Tatsächlich ist in Tschorkuh keine Frau ohne Kopftuch zu sehen.
Daha sonra ben sadakatimi samimi bir şekilde arz ettim, takdimeler yaptım, mal-mülk kayıplarını telâfi ettim.Ihr habt mir erlaubt, mitzunehmen, was mir das Liebste sei; darum habe ich meinen theuersten Schatz genommen.
Dünyada kaynaklar kısıtlıdır ve her insanın bütün ihtiyaçlarını, arzularını karşılaması olanaksızdır.Ressourcen sind stets knapp, während die Bedürfnisse aller Individuen unbegrenzt sind.
2005'te Baidu NASDAQ borsasında halka arz edilmiştir.2010 ging Telenav an die Börse NASDAQ.
Elizabeth aşk için evlenmek arzusundadır.Elizabeth dankt ihm für die Erlaubnis zur Heirat.
Yılanın Türkçe adı "kahverengi yılan" ve İngilizce adı "brown snake" kısmi doğruluk arzeder.Der deutsche Name „Braunschlangen“ ist ebenso wie der englische Name "Brown Snakes" nur bedingt zutreffend.
Ancak, düzenlilik arz eden bir kız arkadaşı yoktur.Sie kennt keine Frauenordination.
Kiliseyi ziyarette tanımadığı bir güzel kız görmüştür ve onunla birlikte olmayı arzu etmektedir.Er räumt ein, mit der Baronin verabredet gewesen zu sein, das Mädchen will er jedoch nicht gekannt haben.
Film MGM tarafından 8 Kasım 1957'de arz edilmiştir.Der Film wurde am 25. Juni 1932 von MGM veröffentlicht.
Bu arada genç padişah: - Şeyhim, der, bir arzunuz varsa söyleyin de yapalım.Und so woll'n wir, woll'n wir, woll'n wir einen nehmen ...
Çok büyük bir arzuyla yüzük istiyordu.Er war ein Mensch mit einer grossen Sehnsucht nach dem Glück.
Ayrıca arzu eden yıldızlar imza dağıtır.Oft werden auch die Sternhelligkeiten durch Signaturen dargestellt.
Ancak imparatorla bu arzularını hiçbir zaman gerçekleştiremediler.Diese Erwartung wurde von den Königen nicht immer erfüllt.
Böyle bir durum, bugün için çok az bir ihtimaldir, çünkü Türkiye'de gaz arzı talepten fazladır.Diese hält bis heute an, da in Montenegro die Arbeitslosigkeit nach wie vor sehr hoch ist.
Bu ifade çoğu zaman cinsel çekiciliği veya arzu edilebilirliği ima eder.Die sexuelle Intimität ist meist der Ausdruck höchster Zuneigung oder der Lust.
Yertinç (Yerdinç): Dünya, Arz.Zemina, Erdgöttin: Žemyna.
Daha modern sistemlere böyle bir sistem arayüzü arzusu yaygındır.Solche Funktionserweiterungen moderner Systeme halten jedoch immer mehr Einzug.
Bu dükkânlar, et pişirme gereçleri gibi konularda da üreticilere ürün arz eder.Wie uns die Lebensmittelkonzerne an der Nase herumführen.
Bu sebeple kanal, gemiler için büyük güçlük arz etmektedir.Dementsprechend ist die Passage durch den Kanal nur starken Schiffen zu empfehlen.
Kaçaklar ise daha düzenli ve güçlü ordulara sahip olup tehlike arz ederler.Bei Gefahr bilden sie dichte Gruppen und fliehen.
Almanya'da basılan albüm Türkiye'de basılana göre farklılıklar arz eder.Die hier geschilderten Strukturen weichen in einigen Punkten von der Situation in Deutschland ab.
Avustralya'ya altın bulmak arzusuyla gittiler.Ils sont allés en Australie avec l'intention de trouver de l'or.
Ah! Eğer kalbimi okusan, ne kadar gerçeği arzuladığını bilirsin; onu tutkuyla aradığını bilirsin.Ah ! si tu lis dans mon cœur, tu sais combien il désire la vérité ; tu sais qu'il la recherche avec passion.
Sizin arzunuz benim için bir emirdir.Votre désir est pour moi un ordre.
Ne içmeyi arzu edersiniz?Que désirez-vous boire ?
Birkaç aylık bir gözlemden sonra, 1669 yılında Hooke arzu edilen sonucun elde edileceğine inandı.Après plusieurs mois d'observations, en 1669, Hooke pensera que le résultat souhaité était atteint.
Üstelik arz ve talep sürekli değişir.La demande et l'offre varient continûment.
1950'lerde, gıda arzı yetersizdi ve yaşam standardı genel olarak düşüktü.Dans les années 1950, l'approvisionnement alimentaire était insuffisant et le niveau de vie très faible.
Elfler gibi ölümsüz olmak ve birikmiş güçlerini sonsuza kadar hakim kılmayı arzulamaya başladılar.Ils voulurent devenir immortels comme les Elfes et jouir de leur puissance accumulée pour toujours.
Beş yüz ton cevher ABD'nin tüm enerji ihtiyacını bir yıl boyunca arz edebilir.500 t de thorium suffiraient à alimenter les USA pendant une année.
Arzuyu bulmak zorundaydık.J'ai essayé de prendre l'aspiration.

İlgili Sayfalar