Bu akan miktar hızla artmaktadır.These flows are increasing very rapidly.
Yetişkin aknesi hızla artmakta ve yaygınlaşmaktadır.Adult acne continues to increase and become more common.
Bu yüzden et ve şehircilik beraberce artmaktadır.So meat and urbanism are rising hand in hand.
Bunun gösterdiği şey ise karbondioksit salınımımızın oranının artmakta olduğudur.What this shows is that the rate of growth of our emissions is accelerating.
Fakirlik artmakta ve zenginlerle fakirler arasındaki uçurum büyümekte.Poverty is on the rise and the gap is widening between the rich and the poor.
Alanın yoğunluğu artmaktadır veya alanın parçacık yuttuğunu düşünebiliriz. - -So it's getting denser or you could almost view it as this space is sucking up particles.
Malcolm'un popülerliği gittikçe artmaktaydı.Malcolm's popularity naturally grew.
Bilgisayarlar hızlandıkça buna bağlı olarak tohum büyüklüğü artmak zorundadır. .As computers get faster, the seed size must increase accordingly.
Son açıklanan resmi rakamlar işsiz sayısının artmakta olduğunu gösteriyor.The latest official figures show the number of jobless is on the rise.
Solana ayrıca bütçe açığı artmakta olan ülkeye AB'nin ekonomik yardım yapacağına söz verdi.He also promised EU economic assistance to help the country cope with its looming budget deficit.
AGİT, BH'de medya üzerindeki "siyasi baskının" artmakta olduğunu söyledi.The OSCE says "political pressure" on media is on the rise in BiH.
Matiç, Sırbistan'daki Twitter kullanıcı sayısının artmakta olduğunu da vurguladı.Matic also emphasises that Twitter has a growing number of users in Serbia.
Üzüm bağları ve şarap üretimi ticaret ekonomisinin mevcut durumunda artmaktadır.Vineyards and wine production is increasing in the current situation of trade economy.
Ergenlik döneminde, risk alma önemli ölçüde artmaktadır.In adolescence, risk-taking appears to increase dramatically.
Her yıl bu sayı bütçeye göre artmaktadır.[1][2]Each year this number increases depending on the budget.[18][19]
Fransa'da Cezayirlilerin sayısı günden güne artmaktadır.People of Algerian origin account for a large sector of the total population in France.
Ukrayna-İspanya ikili ticaret rakamları, 2008 krizinin ortalarından bu yana artmaktadır.The bilateral Ukraine–Spain trade figures have been increasing since the mid-2008 crisis.
Kalp şeklinde özel bir bitki yedikten sonra doğal güçleri daha da artmaktadır.Upon eating a special heart-shaped herb, his natural powers are enhanced.
Kadın intihar bombacılarının sayısı giderek artmaktadır.The number of female suicide bombers has been steadily increasing.
Boyut küçüldükçe cisim sayısı hızla artmaktadır.The number of bodies grows rapidly as the size decreases.
Son zamanlarda müşterilerimiz artmakta.In letzter Zeit haben wir viele neue Kunden gewonnen.
Buna rağmen şöhretleri günden güne artmaktadır.Trotzdem wuchs sein Renommee von Tag zu Tag.
PostgreSQL'in başarımı her yeni sürümle birlikte artmaktadır.Die Reputation von Weiert wuchs mit jedem neuen Werk.
Hayal gücünüz ve el beceriniz ne kadar geniş ise yapabileceklerinizde o kadar artmaktadır.Und der einzige Weg, Großartiges zu leisten, ist, wenn ihr liebt, was ihr tut.
Ramazan aylarında tüketim artmaktadır.Fastest Du während Ramadan?
Mülteci sayısı her gün artmaktadır.Die Zahl der Häftlinge erhöhte sich täglich.
Son yüzyılın 70'li ve 80’li yıllarından beri Vajrayana topluluğu Batı’da giderek artmaktadır.Seit den 1970er und 1980er Jahren verbreiten sich Vajrayana-Gemeinschaften zunehmend im Westen.
Güneş lekelerinin azalıp artmasına göre Güneş'in ışıma gücü de azalıp artmaktadır.Am Tag des Weltunterganges (Ragnarök) wird Skalli die Sonne einholen und verschlingen.
Şehirlerin sayısı artmaktadır, bu ödünç alınan ya da yeniden kurulan şehirler aracılığıyla gerçekleşmektedir.Die Zahl der Städte nimmt zu, dies kann durch Neugründungen oder Verleihung des Stadttitels geschehen.
İllüzyon kare desenli arka plan üzerindeki spiral bileşenlerle artmaktadır.Die Illusion wird durch die spiralförmigen Komponenten im karierten Hintergrund verstärkt.
Gönüllülerin çalışmalarıyla bu sayı gittikçe artmaktadır.Das Projekt entwickelt sich durch die vielen verschiedenen Freiwilligen immer weiter.
Dünya nüfusu artmaktadır.Die Gesamtbevölkerung steigt jedoch.
Gelgit etkileri nedeniyle Dünya ile Ay arasındaki ortalama uzaklık her yüzyılda 3,8 m artmaktadır.Die mittlere Entfernung zwischen dem Mond und der Erde wächst jährlich um etwa 3,8 cm.
Aile öyküsünde akciğer kanseri bulunan kadınlarda risk 5-7 kat artmaktadır.Gegenüber der Normalbevölkerung ist die Krebserkrankungswahrscheinlichkeit um den Faktor drei bis fünf höher.
Sürekli göç vermesine rağmen nüfusu artmaktadır.Trotz Bejagung sind die Populationszahlen hoch.
Ancak büyük kentlerde şarap tüketimi giderek artmaktadır.Auch in deutschen Großstädten verbreitet sich das Getränk zunehmend.
(Kraliçe'de bu sayı artmaktadır.)(Siehe hierzu bei Queen.)
Evlerde robot kullanımı giderek artmaktadır.In den Häusern überwiegt die Wohnnutzung.
Lisansüstü öğrencilere sunulan yeni alanlar hızla artmaktadır.Die Liste der gefallenen ehemaligen Schüler wurde zunehmend länger.
Zorluk derecesi ve bitirme zamanı parça sayısı arttıkça artmaktadır.Die Anzahl Wiederholungen sowie der Schwierigkeitsgrad nehmen mit der Zeit zu.
Yerlilerin kullandıkları dillerden yararlanma, gittikçe artmaktadır.Der Gebrauch indigener Sprachen nimmt wieder deutlich zu.
Osaka'nın nüfusu savaşın bitiminden geçen birkaç yıl öncesine kadar artmaktaydı.Jedoch war das Dorf in der Lage sich bereits einige Jahre vor Kriegsende wieder zu erholen.
Ölümüne yapılan yarışların seyirci sayısı da gittikçe artmaktadır.Die Besucherzahlen der Rennbahn steigen ebenfalls.
Doğurganlıktaki düşüşle birlikte yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı giderek artmaktadır.Der Anteil älterer Menschen an der Gesamtbevölkerung nimmt stetig zu.
Artmakta olan ününden haberdar idi.Er war für seine hohen Sprünge bekannt.
Ayrıca şehirlere göçler de hızla artmaktadır.Noch komplexer stellt sich die Umsiedlung bei den Ortschaften dar.
Böylece spor yapmaya olan ihtiyaç artmaktadır.Sie geht hinaus, um Sport zu treiben.
Karbon fiber üretimi dünya üzerinde gittikçe artmaktadır.Die Weltproduktion an Silikonen steigt ständig.
Bunun yanı sıra buğday ve arpa üretimi yıl geçtikçe artmaktadır.Sogar in der Landwirtschaft stieg die Getreide- und Kartoffelproduktion jährlich um über zwei Prozent.
Nüfusun artmasıyla trafik sorunu da artmaktadır.Mit der aufkommenden Segelschifffahrt stieg auch die Bevölkerungsanzahl.
Fransa'da asbeste bağlı hastalıklardan her yıl 4000 kişi ölmektedir ve sayı giderek artmaktadır.In Deutschland erkranken jährlich 4.000 Männer an Hodenkrebs – Tendenz steigend.
Artmakta olan ününden haberdar idi.Il était connu pour son falsetto très haut.
Nüfus yılda %0,096 oranında artmaktadır.Sa moyenne a augmenté à 0,296 l'année suivante.
Son zamanlarda sergi salonları sayısı artmakta, sinema salonlarının sayısı azalmaktadır.En effet la production de films décroît, le nombre de salles de cinéma est en chute libre.
Bununla doğrusal olarak da van der Waals Bağlarının kuvveti artmaktadır.Ces structures exploitent vraisemblablement la force de van der Waals.
Buna rağmen şöhretleri günden güne artmaktadır.Sa renommée grandit de jour en jour.
Son 20 seneden beri Kuzey Amerika’da diyabet oranları devamlı artmaktadır.En Amérique du Nord, les populations n'ont cessé de croître pendant les 20 dernières années.
Günden güne eğitim-öğretime verilen değer artmaktadır.Une demi-heure d'enseignement religieux par jour sera donnée.
Yükseltisi, doğuya gittikçe artmaktadır.L’altitude augmente doucement vers l’est.
Kümes sayısı her gecen gün artmaktadır.Le tirage augmente de semaine en semaine.