Sayılan yirmi yaşındaki ve daha yukarı yaştaki herkes bana armağan verecektir.凡 過 去 歸 那 些 被 數 的 人 、 從 二 十 歲 以 外 的 、 要 將 這 禮 物 奉 給 耶 和 華
Sayılan yirmi yaşındaki ve daha yukarı yaştaki herkes bana armağan verecektir.凡過 去 歸 那些 被 數 的 人 、 從二十 歲 以外 的 、 要將這禮 物 奉給 耶和華
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.Am achten Tage der Fürst der Kinder Manasses, Gamliel, der Sohn Pedazurs.
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.A opta zi, căpetenia fiilor lui Manase, Gamliel, fiul lui Pedahţur,
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.Den åttende dag kom høvdingen for Manasses barn, Gamliel, Pedasurs sønn.
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.Dne osmého kníže synů Manasse, Gamaliel, syn Fadasurův.
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.Dnia ósmego książę synów Manasesowych Gamalijel, syn Pedasurów.
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.El octavo día presentó su ofrenda Gamaliel hijo de Pedasur, jefe de los hijos de Manasés
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.Kahdeksantena päivänä Manassen jälkeläisten ruhtinas Gamliel, Pedasurin poika:
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.제 팔 일에는 므낫세 자손의 족장 브다술의 아들 가말리엘이 드렸으니
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.Le huitième jour, le prince des fils de Manassé, Gamliel, fils de Pedahtsur,
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.L'ottavo giorno fu Gamliel, figlio di Pedasur, capo dei figli di Manasse
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.Ngày thứ tám , đến quan trưởng của con_cháu Ma-na-se , là Ga-ma-li-ên , con_trai Phê-đát-su .
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.Ngày thứ tám, đến quan trưởng của con cháu Ma-na-se, là Ga-ma-li-ên, con trai Phê-đát-su.
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.No oitavo dia fez a sua oferta Gamaliel, filho de Pedazur, principe dos filhos de Manassés.
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.Nyolczadnapon a Manasse fiainak fejedelme: Gamliél, Pédasúr fia.
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.Ôsmeho dňa knieža synov Manassesových, Gamaliel, syn Pedahcúrov.
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.Osmi dan knez sinov Manasejevih, Gamaliel, sin Pedazurjev.
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.Ottende Dag kom Mannassiternes Øverste, Gamliel, Pedazurs Søn;
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.På åttonde dagen kom hövdingen för Manasse barn, Gamliel, Pedasurs son;
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.Την ογδοην ημεραν προσεφερεν ο αρχων των υιων Μανασση, Γαμαλιηλ ο υιος του Φεδασσουρ
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.В восьмой день начальник сынов Манассииных Гамалиил, сын Педацура.
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.На осмия ден принесе първенецът на манасийците, Гамалиил, Федасуровият син.
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.ביום השמיני נשיא לבני מנשה גמליאל בן פדהצור׃
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.وفي اليوم الثامن رئيس بني منسّى جمليئيل بن فدهصور.
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.第 八 日 來 獻 的 、 是 瑪 拿 西 子 孫 的 首 領 比 大 蓿 的 兒 子 迦 瑪 列
Sekizinci gün Manaşşe oymağı önderi Pedahsur oğlu Gamliel armağanlarını sundu.第八 日 來獻 的 、 是 瑪拿 西子 孫 的 首領比 大蓿 的 兒子 迦瑪列
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.Cine asupreşte pe sărac ca să-şi mărească avuţia, va trebui să dea şi el altuia mai bogat şi va duce lipsă. -
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.El que para enriquecerse explota al pobre o da al rico, ciertamente vendrá a pobreza
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.Kdor tlači siromaka, ga obogati; kdor daje bogatinu, daje le v potrato.
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.Kdo utiská nuzného, aby rozmnožil své, a dává bohatému, jistotně bude v nouzi.
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.ki elnyomja a szegényt, hogy szaporítsa az õ [marháját]; a ki ád a gazdagnak: végre szûkölködésre [jut.]
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.이를 얻으려고 가난한 자를 학대하는 자와 부자에게 주는 자는 가난하여질 뿐이니라
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.Kto ciemięży ubogiego, aby sobie przysporzył, także kto daje bogatemu: pewnie zubożeje.
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.Opprimere il povero non fa che arricchirlo, dare a un ricco non fa che impoverirlo
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.Opprimer le pauvre pour augmenter son bien, C`est donner au riche pour n`arriver qu`à la disette.
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.O que para aumentar o seu lucro oprime o pobre, e dá ao rico, certamente chegará �: penuria.
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.Ten, kto utiskuje chudobného, aby rozmnožil svoje, a ten, kto dáva bohatému, robí to iba na nedostatok.
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.undertrykke den fattige tjener bare til å øke hans gods; å gi til den rike volder ham bare tap.
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.Vaivaiselle on voitoksi, jos häntä sorretaan, rikkaalle tappioksi, jos hänelle annetaan.
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.Vold mod den ringe øger hans Eje, Gave til Rigmand gør ham kun fattig. -
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.Wer dem Armen Unrecht tut, daß seines Guts viel werde, der wird auch einem Reichen geben, und Mangel haben.
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.Кто обижает бедного, чтобы умножить свое богатство, и кто дает богатому, тот обеднеет.
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.עשק דל להרבות לו נתן לעשיר אך למחסור׃
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.ظالم الفقير تكثيرا لما له ومعطي الغني انما هما للعوز.
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.欺 壓 貧 窮 為 要 利 己 的 、 並 送 禮 與 富 戶 的 、 都 必 缺 乏
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.欺壓貧 窮為 要 利己 的 、 並送 禮與 富戶 的 、 都 必 缺乏
Sevginin ardınca koşun ve ruhsal armağanları, özellikle peygamberlik yeteneğini gayretle isteyin.Faren efter kärleken, men varen ock ivriga att undfå de andliga gåvorna, framför allt profetians gåva.
Sevginin ardınca koşun ve ruhsal armağanları, özellikle peygamberlik yeteneğini gayretle isteyin.Higer efter Kærligheden, og tragter efter de åndelige Gaver men mest efter at profetere.
Sevginin ardınca koşun ve ruhsal armağanları, özellikle peygamberlik yeteneğini gayretle isteyin.Jag efter kjærligheten! Streb efter de åndelige gaver, men mest efter å tale profetisk!
Sevginin ardınca koşun ve ruhsal armağanları, özellikle peygamberlik yeteneğini gayretle isteyin.사랑을 따라 구하라 신령한 것을 사모하되 특별히 예언을 하려고 하라
Sevginin ardınca koşun ve ruhsal armağanları, özellikle peygamberlik yeteneğini gayretle isteyin.Naśladujcie miłości, starajcie się usilnie o dary duchowne; lecz najwięcej, abyście prorokowali.
Sevginin ardınca koşun ve ruhsal armağanları, özellikle peygamberlik yeteneğini gayretle isteyin.Následujtež tedy lásky, horlivě žádejte duchovních věcí, nejvíce však, abyste prorokovali.
Sevginin ardınca koşun ve ruhsal armağanları, özellikle peygamberlik yeteneğini gayretle isteyin.Prizadevajte si za ljubezen, hrepenite pa tudi po duhovnih darovih, a najbolj, da prorokujete.
Sevginin ardınca koşun ve ruhsal armağanları, özellikle peygamberlik yeteneğini gayretle isteyin.Recherchez la charité. Aspirez aussi aux dons spirituels, mais surtout à celui de prophétie.
Sevginin ardınca koşun ve ruhsal armağanları, özellikle peygamberlik yeteneğini gayretle isteyin.Ricercate la carità. Aspirate pure anche ai doni dello Spirito, soprattutto alla profezia
Sevginin ardınca koşun ve ruhsal armağanları, özellikle peygamberlik yeteneğini gayretle isteyin.Seguid el amor; y anhelad los dones espirituales, pero sobre todo, que profeticéis
Sevginin ardınca koşun ve ruhsal armağanları, özellikle peygamberlik yeteneğini gayretle isteyin.Segui o amor; e procurai com zelo os dons espirituais, mas principalmente o de profetizar.
Sevginin ardınca koşun ve ruhsal armağanları, özellikle peygamberlik yeteneğini gayretle isteyin.Stíhajte lásku a snažte sa horlive o duchovné dary, ale viacej, aby ste prorokovali.
Sevginin ardınca koşun ve ruhsal armağanları, özellikle peygamberlik yeteneğini gayretle isteyin.Strebet nach der Liebe! Fleißiget euch der geistlichen Gaben, am meisten aber, daß ihr weissagen möget!