Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.Desátého dne kníže synů Dan, Ahiezer, syn Amisaddai.
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.Deseti dan knez sinov Danovih, Ahiezer, sin Amišadajev.
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.Desiateho dňa knieža synov Dánových, Achiezer, syn Ammišaddajov.
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.Dnia dziesiątego książę synów Danowych Achyjezer, syn Ammisadajów.
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.El décimo día presentó su ofrenda Ajiezer hijo de Amisadai, jefe de los hijos de Dan
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.Il decimo giorno fu Achiezer, figlio di Ammisaddai, capo dei figli di Dan
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.제 십 일에는 단 자손의 족장 암미삿대의 아들 아히에셀이 드렸으니
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.Kymmenentenä päivänä Daanin jälkeläisten ruhtinas Ahieser, Ammisaddain poika:
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.Le dixième jour, le prince des fils de Dan, Ahiézer, fils d`Ammischaddaï,
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.Ngày thứ mười , đến quan trưởng của con_cháu Ðan , là A-hi-ê-xe , con_trai A-mi-sa-đai .
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.Ngày thứ mười, đến quan trưởng của con cháu Ðan, là A-hi-ê-xe, con trai A-mi-sa-đai.
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.No décimo dia fez a sua oferta Aiezer, filho de Amisadai, príncipe filhos filhos de Dã.
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.På tionde dagen kom hövdingen för Dans barn, Ahieser, Ammisaddais son;
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.Tiende Dag kom Daniternes Øverste, Ahiezer, Ammisjaddajs Søn;
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.Tizedik napon a Dán fiainak fejedelme: Ahiézer, az Ammisaddai fia.
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.Την δεκατην ημεραν προσεφερεν ο αρχων των υιων Δαν, Αχιεζερ ο υιος του Αμμισαδαι
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.В десятый день начальник сынов Дановых Ахиезер, сын Аммишаддая;
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.На десетия ден принесе първенецът на данците, Ахиезер, Амисадаевият син.
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.ביום העשירי נשיא לבני דן אחיעזר בן עמישדי׃
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.وفي اليوم العاشر رئيس بني دان اخيعزر بن عمّيشدّاي.
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.第 十 日 來 獻 的 、 是 但 子 孫 的 的 首 領 亞 米 沙 代 的 兒 子 亞 希 以 謝
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.第十 日 來獻 的 、 是 但 子孫 的 的 首領亞 米沙代 的 兒子 亞希 以 謝
Petrus, ‹‹Paran da yok olsun, sen de!›› dedi, ‹‹Çünkü Tanrının armağanını parayla elde edebileceğini sandın.Entonces Pedro le dijo: --¡Tu dinero perezca contigo, porque has pensado obtener por dinero el don de Dios
Petrus, ‹‹Paran da yok olsun, sen de!›› dedi, ‹‹Çünkü Tanrının armağanını parayla elde edebileceğini sandın.베드로가 가로되 네가 하나님의 선물을 돈 주고 살 줄로 생각하였으니 네 은과 네가 함께 망할지어다
Petrus, ‹‹Paran da yok olsun, sen de!›› dedi, ‹‹Çünkü Tanrının armağanını parayla elde edebileceğini sandın.Mas disse-lhe Pedro: Vá tua prata contigo � perdição, pois cuidaste adquirir com dinheiro o dom de Deus.
Petrus, ‹‹Paran da yok olsun, sen de!›› dedi, ‹‹Çünkü Tanrının armağanını parayla elde edebileceğini sandın.Peter pa mu reče: Srebro tvoje naj s teboj vred pogine, ker meniš, da se more dar Božji dobiti za denar.
Petrus, ‹‹Paran da yok olsun, sen de!›› dedi, ‹‹Çünkü Tanrının armağanını parayla elde edebileceğini sandın.Tetapi Petrus menjawab, "Celakalah kau dan uangmu! Kaukira pemberian Allah dapat dibeli dengan uang
Petrus, ‹‹Paran da yok olsun, sen de!›› dedi, ‹‹Çünkü Tanrının armağanını parayla elde edebileceğini sandın."Uw geld zal u te gronde richten!" antwoordde Petrus. "Wat God geeft, is niet te koop.
Petrus, ‹‹Paran da yok olsun, sen de!›› dedi, ‹‹Çünkü Tanrının armağanını parayla elde edebileceğini sandın.Петр же рече до него: Нехай срібло твоє з тобою буде на погибель, бо дар Божий думав єси за гроші здобути.
Petrus, ‹‹Paran da yok olsun, sen de!›› dedi, ‹‹Çünkü Tanrının armağanını parayla elde edebileceğini sandın.Ти нямаш нито участие, нито дял в тая работа, защото сърцето ти не е право пред Бога.
Petrus, ‹‹Paran da yok olsun, sen de!›› dedi, ‹‹Çünkü Tanrının armağanını parayla elde edebileceğini sandın.ויאמר אליו פטרוס כספך יהי אתך לאבדון יען חשבת לקנות במחיר את מתת האלהים׃
Petrus, ‹‹Paran da yok olsun, sen de!›› dedi, ‹‹Çünkü Tanrının armağanını parayla elde edebileceğini sandın.فقال له بطرس لتكن فضتك معك للهلاك لانك ظننت ان تقتني موهبة الله بدراهم.
Petrus, ‹‹Paran da yok olsun, sen de!›› dedi, ‹‹Çünkü Tanrının armağanını parayla elde edebileceğini sandın.彼 得 說 、 你 的 銀 子 、 和 你 一 同 滅 亡 罷 . 因 你 想 神 的 恩 賜 、 是 可 以 用 錢 買 的
Petrus, ‹‹Paran da yok olsun, sen de!›› dedi, ‹‹Çünkü Tanrının armağanını parayla elde edebileceğini sandın.彼得說 、 你 的 銀子 、 和 你 一同滅亡罷 . 因 你 想 神 的 恩賜 、 是 可以 用 錢買的
Put armağan olarak büyük krala, Asura götürülecek. Efrayim rezil olacak, İsrail aldığı öğütten utanacak.그 송아지는 앗수르로 옮겨다가 예물로 야렙 왕에게 드리리니 에브라임은 수치를 받을 것이요 이스라엘은 자기들의 계의를 부끄러워할 것이며
Put armağan olarak büyük krala, Asura götürülecek. Efrayim rezil olacak, İsrail aldığı öğütten utanacak.Nadto miecz będzie trwać w miastach jego, i skazi zawory jego, a pożre ich dla rady ich.
Put armağan olarak büyük krala, Asura götürülecek. Efrayim rezil olacak, İsrail aldığı öğütten utanacak.som Gave til Storkongen føres og den til Assur. Efraim høster kun Skændsel, Israel Skam af sin Afgud.
Put armağan olarak büyük krala, Asura götürülecek. Efrayim rezil olacak, İsrail aldığı öğütten utanacak.גם אותו לאשור יובל מנחה למלך ירב בשנה אפרים יקח ויבוש ישראל מעצתו׃
Put armağan olarak büyük krala, Asura götürülecek. Efrayim rezil olacak, İsrail aldığı öğütten utanacak.وهو ايضا يجلب الى اشور هدية لملك عدو. يأخذ افرايم خزيا ويخجل اسرائيل على رأيه.
Put armağan olarak büyük krala, Asura götürülecek. Efrayim rezil olacak, İsrail aldığı öğütten utanacak.人 必 將 牛 犢 帶 到 亞 述 、 當 作 禮 物 、 獻 給 耶 雷 布 王 . 以 法 蓮 必 蒙 羞 、 以 色 列 必 因 自 己 的 計 謀 慚 愧
Put armağan olarak büyük krala, Asura götürülecek. Efrayim rezil olacak, İsrail aldığı öğütten utanacak.人 必將牛犢帶 到 亞述 、 當作 禮物 、 獻給 耶雷布王 . 以法 蓮必 蒙羞 、 以色列 必 因 自己 的 計謀 慚愧
RABbin Tapınağında ve sarayın hazinelerinde bulunan altın ve gümüşü armağan olarak Asur Kralına gönderdi.여호와의 전과 왕궁 곳간에 있는 은금을 취하여 앗수르 왕에게 예물로 보내었더니
RABbin Tapınağında ve sarayın hazinelerinde bulunan altın ve gümüşü armağan olarak Asur Kralına gönderdi.ויקח אחז את הכסף ואת הזהב הנמצא בית יהוה ובאצרות בית המלך וישלח למלך אשור שחד׃
RABbin Tapınağında ve sarayın hazinelerinde bulunan altın ve gümüşü armağan olarak Asur Kralına gönderdi.فاخذ آحاز الفضة والذهب الموجودة في بيت الرب وفي خزائن بيت الملك وارسلها الى ملك اشور هدية.
RABbin Tapınağında ve sarayın hazinelerinde bulunan altın ve gümüşü armağan olarak Asur Kralına gönderdi.亞 哈 斯 將 耶 和 華 殿 裡 和 王 宮 府 庫 裡 所 有 的 金 銀 、 都 送 給 亞 述 王 為 禮 物
RABbin Tapınağında ve sarayın hazinelerinde bulunan altın ve gümüşü armağan olarak Asur Kralına gönderdi.亞哈斯將 耶和華 殿 裡和 王宮府 庫裡 所有 的 金銀 、 都 送 給亞 述王 為禮 物
Ruhsal armağanlara gelince, kardeşlerim, bu konuda bilgisiz kalmanızı istemem.A o duchovných daroch, bratia, nechcem, aby ste nevedeli.
Ruhsal armağanlara gelince, kardeşlerim, bu konuda bilgisiz kalmanızı istemem.A o duchownych darach, bracia! nie chcę, abyście wiedzieć nie mieli.
Ruhsal armağanlara gelince, kardeşlerim, bu konuda bilgisiz kalmanızı istemem.A zastran duhovnih darov nočem, bratje, da bi bili nepoučeni.
Ruhsal armağanlara gelince, kardeşlerim, bu konuda bilgisiz kalmanızı istemem.Broeders, ik wil u over de geestelijke uitingen niet in onzekerheid laten.
Ruhsal armağanlara gelince, kardeşlerim, bu konuda bilgisiz kalmanızı istemem.Hỡi anh em, tôi không muốn anh em chẳng biết về các sự ban cho thiêng liêng.
Ruhsal armağanlara gelince, kardeşlerim, bu konuda bilgisiz kalmanızı istemem.Hỡi anh_em , tôi không muốn anh_em chẳng biết về các sự ban cho thiêng_liêng .
Ruhsal armağanlara gelince, kardeşlerim, bu konuda bilgisiz kalmanızı istemem.În ce priveşte darurile duhovniceşti, fraţilor, nu voiesc să fiţi în necunoştinţă.
Ruhsal armağanlara gelince, kardeşlerim, bu konuda bilgisiz kalmanızı istemem.형제들아 신령한 것에 대하여는 내가 너희의 알지 못하기를 원치아니하노니
Ruhsal armağanlara gelince, kardeşlerim, bu konuda bilgisiz kalmanızı istemem.lelki [ajándékokra] nézve pedig nem akarom, atyámfiai, hogy tudatlanok legyetek.
Ruhsal armağanlara gelince, kardeşlerim, bu konuda bilgisiz kalmanızı istemem.Men hvad de åndelige Gaver angår, Brødre! vil jeg ikke, at I skulle være uvidende.
Ruhsal armağanlara gelince, kardeşlerim, bu konuda bilgisiz kalmanızı istemem.Men om de åndelige gaver, brødre, vil jeg ikke at I skal være uvitende.
Ruhsal armağanlara gelince, kardeşlerim, bu konuda bilgisiz kalmanızı istemem.Mutta mitä hengellisiin lahjoihin tulee, niin en tahdo, veljet, pitää teitä niistä tietämättöminä.
Ruhsal armağanlara gelince, kardeşlerim, bu konuda bilgisiz kalmanızı istemem.O duchovních pak dařích, bratří, nechci, abyste nevěděli.
Ruhsal armağanlara gelince, kardeşlerim, bu konuda bilgisiz kalmanızı istemem.Ora, a respeito dos dons espirituais, não quero, irmãos, que sejais ignorantes.