Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç;Ésta es la ofrenda que tomaréis de ellos: oro, plata, bronce
Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç;Ez pedig az az ajándék, a mit tõlök szedjetek: arany és ezüst és réz.
Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç;Iată ce veţi primi dela ei ca dar: aur, argint şi aramă;
Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç;In to je dar povzdignjenja, ki ga jemljite od njih: zlato, srebro, bron,
Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç;Ja nämä ovat ne annit, joita teidän on otettava vastaan heiltä: kultaa, hopeata ja vaskea,
Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç;너희가 그들에게서 받을 예물은 이러하니 금과 은과 놋과
Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç;Nầy là lễ vật các ngươi sẽ nhận lấy của họ: vàng, bạc, và đồng;
Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç;Nầy là lễ_vật các ngươi sẽ nhận lấy của họ : vàng , bạc , và đồng ;
Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç;Och detta är vad I skolen upptaga av dem såsom gärd: guld, silver och koppar
Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç;Og dette er den gave I skal ta imot av dem: gull og sølv og kobber
Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç;Og Offerydelsen, som I skal tage af dem, skal bestå af Guld, Sølv, Kobber,
Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç;Tatoť pak jest obět pozdvižení, kterouž budete bráti od nich: Zlato, a stříbro, a měď,
Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç;Voici ce que vous recevrez d`eux en offrande: de l`or, de l`argent et de l`airain;
Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç;Και αυτη ειναι η προσφορα, την οποιαν θελετε λαβει παρ' αυτων χρυσιον και αργυριον και χαλκος,
Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç;Вот приношения, которые вы должны принимать от них: золото и серебро и медь,
Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç;И ето какъв принос ще приемете от тях; злато, сребро и мед,
Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç;וזאת התרומה אשר תקחו מאתם זהב וכסף ונחשת׃
Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç;وهذه هي التقدمة التي تاخذونها منهم. ذهب وفضة ونحاس
Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç;所 要 收 的 禮 物 、 就 是 金 、 銀 、 銅
Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç;所要 收 的 禮物 、 就是 金 、 銀 、 銅
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.(20:4) ибо Ты встретил его благословениями благости, возложил на голову его венец из чистого золота.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.(21:4) Car tu l`as prévenu par les bénédictions de ta grâce, Tu as mis sur sa tête une couronne d`or pur.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Căci i-ai ieşit înainte cu binecuvîntări de fericire, şi i-ai pus pe cap o cunună de aur curat.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Dałeś mu żądość serca jego, a prośby ust jego nie odmówiłeś mu. Sela.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Dal si mu žiadosť jeho srdca a neodoprel si ani neujal toho, čo si prialy jeho rty. Sélah.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Denn du überschüttest ihn mit gutem Segen; du setzt eine goldene Krone auf sein Haupt.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Du kom ham i Møde med rig Velsignelse, satte en Krone af Guld på hans Hoved.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Engkau datang kepadanya dengan berkat berlimpah, dan memasang mahkota emas di atas kepalanya
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Hai soddisfatto il desiderio del suo cuore, non hai respinto il voto delle sue labbra
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Hvad hans hjerte ønsket, har du gitt ham, og hvad hans leber bad om, har du ikke nektet ham. Sela.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Kajti prinašaš mu naproti blagoslove dobrote, na glavo njegovo pokladaš venec iz zlata čistega.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.주의 아름다운 복으로 저를 영접하시고 정금 면류관을 그 머리에 씌우셨나이다
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Le has salido al encuentro con las mejores bendiciones; corona de oro fino has puesto sobre su cabeza
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Mitä hänen sydämensä halasi, sen sinä hänelle annoit, et kieltänyt, mitä hänen huulensa anoivat. Sela.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Pois o proveste de bênçãos excelentes; puseste-lhe na cabeça uma coroa de ouro fino.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Szívének kivánságát megadtad néki; és ajkainak kérését nem tagadtad meg. Szela.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.U vervulde zijn grootste wens; wat hij U vroeg, hebt U hem niet geweigerd.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Vad hans hjärta önskar har du givit honom, och hans läppars begäran har du icke vägrat honom. Sela.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Vì Chúa lấy phước lành mà đón rước người: Ðội trên đầu người mão triều bằng vòng ròng.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Vì_Chúa lấy phước lành mà đón_rước người : Ðội trên đầu người mão triều bằng vòng ròng .
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Žádost srdce jeho dal jsi jemu, a prosbě rtů jeho neodepřel jsi. Sélah.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Διοτι προεφθασας αυτον εν ευλογιαις αγαθοτητος εθεσας επι την κεφαλην αυτου στεφανον εκ καθαρου χρυσιου.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Защото си го предварил с благословения на блага; Положил си на главата му корона от чисто злато.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.כי תקדמנו ברכות טוב תשית לראשו עטרת פז׃
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.لانك تتقدمه ببركات خير. وضعت على راسه تاجا من ابريز.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.你 以 美 福 迎 接 他 、 把 精 金 的 冠 冕 戴 在 他 頭 上
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.你 以 美福 迎接 他 、 把 精 金 的 冠冕 戴在 他 頭上
Önümüzdeki hedef, parayı armağanlarımızın gerçek ifadesi ile koşut hale getirmektir.A tarefa diante de nós é a de alinhar o dinheiro com a expressão plena dos nossos dons.
Önümüzdeki hedef, parayı armağanlarımızın gerçek ifadesi ile koşut hale getirmektir.Een economie die draait om de principes van het geschenk is een economie die de waarheid belichaamt.
Önümüzdeki hedef, parayı armağanlarımızın gerçek ifadesi ile koşut hale getirmektir.Ekonomika, která zahrnuje princip daru, je prostě ekonomika zakotvená v Pravdě.
Önümüzdeki hedef, parayı armağanlarımızın gerçek ifadesi ile koşut hale getirmektir.Naszym zadaniem jest dopasowanie pieniądza do autentycznej ekspresji naszych darów.
Önümüzdeki hedef, parayı armağanlarımızın gerçek ifadesi ile koşut hale getirmektir.Sarcina noastra este de a alinia banii cu adevarata expresie a darurilor noastre.
Önümüzdeki hedef, parayı armağanlarımızın gerçek ifadesi ile koşut hale getirmektir.Se tehtävä joka meillä on edessämme on linjata raha yhteen osana todellisten jahjojemme ilmaisua.
Önümüzdeki hedef, parayı armağanlarımızın gerçek ifadesi ile koşut hale getirmektir.Uppgiften framför oss går ut på att anpassa pengar utefter det sanna uttrycket för våra gåvor.
Önümüzdeki hedef, parayı armağanlarımızın gerçek ifadesi ile koşut hale getirmektir.Το έργο που έχουμε μπροστά μας είναι η ευθυγράμμιση του χρήματος με την αληθινή φύση των δώρων μας.
Önümüzdeki hedef, parayı armağanlarımızın gerçek ifadesi ile koşut hale getirmektir.Икономика, която съдържа принципите на даряване е икономика, която просто е заземена в истината.
Önümüzdeki hedef, parayı armağanlarımızın gerçek ifadesi ile koşut hale getirmektir.お金を作り出し、お金を循環させる
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.Am zehnten Tage der Fürst der Kinder Dan, Ahi-Eser, der Sohn Ammi-Saddais.
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.A zecea zi, căpetenia fiilor lui Dan, Ahiezer, fiul lui Amişadai,
Onuncu gün Dan oymağı önderi Ammişadday oğlu Ahiezer armağanlarını sundu.Den tiende dag kom høvdingen for Dans barn, Akieser, Ammisaddais sønn.