Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.Y también, que es un don de Dios que todo hombre coma y beba y goce del fruto de todo su duro trabajo
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.И если какой человек ест и пьет, и видит доброе во всяком труде своем, то это – дар Божий.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.И още всеки човек да яде и да пие, И да се наслаждава от доброто на всичкия си труд. Това е дар от Бога.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.וגם כל האדם שיאכל ושתה וראה טוב בכל עמלו מתת אלהים היא׃
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.وايضا ان يأكل كل انسان ويشرب ويرى خيرا من كل تعبه فهو عطية الله.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.並 且 人 人 喫 喝 、 在 他 一 切 勞 碌 中 享 福 . 這 也 是 神 的 恩 賜
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.並且 人人 喫喝 、 在 他 一切 勞碌 中 享福 . 這 也 是 神 的 恩賜
Her istekli, hevesli kişi Buluşma Çadırının yapımı, hizmeti ve kutsal giysiler için RABbe armağan getirdi."무릇 마음이 감동된 자와 무릇 자원하는 자가 와서 성막을 짓기 위하여 그 속에서 쓸 모든 것을 위하여, 거룩한 옷을 위하여 예물을 가져 여호와께 드렸으니"
Her istekli, hevesli kişi Buluşma Çadırının yapımı, hizmeti ve kutsal giysiler için RABbe armağan getirdi.ויבאו כל איש אשר נשאו לבו וכל אשר נדבה רוחו אתו הביאו את תרומת יהוה למלאכת אהל מועד ולכל עבדתו ולבגדי הקדש׃
Her istekli, hevesli kişi Buluşma Çadırının yapımı, hizmeti ve kutsal giysiler için RABbe armağan getirdi.ثم جاء كل من انهضه قلبه وكل من سمّحته روحه. جاءوا بتقدمة الرب لعمل خيمة الاجتماع وكل خدمتها وللثياب المقدسة.
Her istekli, hevesli kişi Buluşma Çadırının yapımı, hizmeti ve kutsal giysiler için RABbe armağan getirdi.凡 心 裡 受 感 、 和 甘 心 樂 意 的 、 都 拿 耶 和 華 的 禮 物 來 、 用 以 作 會 幕 和 其 中 一 切 的 使 用 、 又 用 以 作 聖 衣
Her istekli, hevesli kişi Buluşma Çadırının yapımı, hizmeti ve kutsal giysiler için RABbe armağan getirdi.凡心 裡 受 感 、 和 甘心樂意 的 、 都 拿 耶和華 的 禮物來 、 用以 作 會幕 和 其中 一切 的 使用 、 又 用 以作 聖衣
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.Ei hän huoli mistään lunastusmaksusta, ei suostu, vaikka kuinka lahjaasi lisäät.
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.han tar ikke imot bøter og lar sig ikke formilde, om du gir ham store gaver.
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.Ia tak bisa dibujuk dengan uang; hadiah sebanyak apa pun tak bisa meredakan kemarahannya
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.Il n`a égard à aucune rançon, Et il est inflexible, quand même tu multiplierais les dons.
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.ingen Bøde tager han god; store Tilbud rører ham ikke.
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.아무 벌금도 돌아 보지 아니하며 많은 선물을 줄지라도 듣지 아니하리라
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.lösepenning aktar han alls icke på, och bryr sig ej om att du bjuder stora skänker.
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.Não aceitará resgate algum, nem se aplacará, ainda que multipliques os presentes.
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.Ne mara nobene odkupnine in ne sprejme, ponujaj še toliko darov.
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.Nem gondol semmi váltsággal, nem nyugszik meg rajta, még ha nagy sok ajándékot adsz is néki.
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.Neohlídá se na žádnou záplatu, aniž přijímá, by i množství darů dával.
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.Nepozrie na nijaké smierne ani nebude chcieť, keby si dával hneď i množstvo darov.
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.Người sẽ chẳng nhận giá đền tội nào hết, Mặc dầu con gia tăng của lễ, người cũng không đặng phỉ ý đâu.
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.Người sẽ chẳng nhận giá đền_tội nào hết , Mặc_dầu con gia_tăng của lễ , người cũng không đặng phỉ ý đâu .
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.Nie będzie miał względu na żaden okup, ani przyjmie, chociażby mu najwięcej darów dawano.
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.No aceptará ninguna restitución; ni consentirá, aunque sea grande tu soborno
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.non vorrà accettare alcun compenso, rifiuterà ogni dono, anche se grande
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.nu se uită la niciun preţ de răscumpărare, şi nu se lasă înduplecat nici chiar de cel mai mare dar.
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.und sieht keine Person an, die da versöhne, und nimmt's nicht an, ob du viel schenken wolltest.
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.Van verzoening wil hij niet weten, wat je hem ook aanbiedt.
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.Δεν θελει δεχθη ουδεν λυτρον ουδε θελει εξιλεωθη, και αν πολλαπλασιασης τα δωρα.
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.не примет никакого выкупа и не удовольствуется, сколько бы ты ни умножал даров.
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.Не ще иска да знае за никакъв откуп, Нито ще се умилостиви, ако и да му дадеш много подаръци.
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.לא ישא פני כל כפר ולא יאבה כי תרבה שחד׃
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.لا ينظر الى فدية ما ولا يرضى ولو اكثرت الرشوة
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.甚 麼 贖 價 、 他 都 不 顧 . 你 雖 送 許 多 禮 物 、 他 也 不 肯 干 休
Hiçbir fidye kabul etmez, Gönlünü alamazsın armağanların çokluğuyla.甚 麼贖價 、 他 都 不 顧 . 你 雖送許 多 禮物 、 他 也 不 肯 干休
İkinci gün İssakar oymağı önderi Suar oğlu Netanel armağanlarını sundu.A doua zi, şi -a adus darul Netaneel, fiul lui Ţuar, căpetenia lui Isahar.
İkinci gün İssakar oymağı önderi Suar oğlu Netanel armağanlarını sundu.Am zweiten Tage opferte Nathanael, der Sohn Zuars, der Fürst Isaschars.
İkinci gün İssakar oymağı önderi Suar oğlu Netanel armağanlarını sundu.Anden Dag bragte Netanel, Zuars Søn, Issakars Øverste, sin Offergave;
İkinci gün İssakar oymağı önderi Suar oğlu Netanel armağanlarını sundu.Den annen dag kom Netanel, Suars sønn, Issakars høvding, med sin gave.
İkinci gün İssakar oymağı önderi Suar oğlu Netanel armağanlarını sundu.Drugi dan je daroval Netanel, sin Zuarjev, knez Isaharjev.
İkinci gün İssakar oymağı önderi Suar oğlu Netanel armağanlarını sundu.Druhého dňa obetoval Nataneel, syn Cuárov, knieža z pokolenia Izachárovho.
İkinci gün İssakar oymağı önderi Suar oğlu Netanel armağanlarını sundu.Druhého dne obětoval Natanael, syn Suar, kníže z pokolení Izachar.
İkinci gün İssakar oymağı önderi Suar oğlu Netanel armağanlarını sundu.El segundo día presentó su ofrenda Natanael hijo de Zuar, jefe de Isacar
İkinci gün İssakar oymağı önderi Suar oğlu Netanel armağanlarını sundu.Il secondo giorno, Netaneel, figlio di Suar, capo di Issacar, presentò l'offerta
İkinci gün İssakar oymağı önderi Suar oğlu Netanel armağanlarını sundu.제 이 일에는 잇사갈의 족장 수알의 아들 느다넬이 드렸으니
İkinci gün İssakar oymağı önderi Suar oğlu Netanel armağanlarını sundu.Le second jour, Nethaneel, fils de Tsuar, prince d`Issacar, présenta son offrande.
İkinci gün İssakar oymağı önderi Suar oğlu Netanel armağanlarını sundu.Ngày thứ hai, Na-tha-na-ên, con trai của Xu-a, quan trưởng Y-sa-ca, dâng lễ vật mình.
İkinci gün İssakar oymağı önderi Suar oğlu Netanel armağanlarını sundu.Ngày thứ_hai , Na-tha-na-ên , con_trai của Xu - a , quan trưởng Y-sa-ca , dâng lễ_vật mình .
İkinci gün İssakar oymağı önderi Suar oğlu Netanel armağanlarını sundu.No segundo dia fez a sua oferta Netanel, filho de Zuar, príncipe de Issacar.
İkinci gün İssakar oymağı önderi Suar oğlu Netanel armağanlarını sundu.På andra dagen förde Netanel, Suars son, hövdingen för Isaskar, fram sin gåva;
İkinci gün İssakar oymağı önderi Suar oğlu Netanel armağanlarını sundu.sodnapon vivé Néthanéel, Suárnak fia, Izsakhár [nemzetségének] fejedelme.
İkinci gün İssakar oymağı önderi Suar oğlu Netanel armağanlarını sundu.Toisena päivänä Netanel, Suuarin poika, Isaskarin ruhtinas, toi uhrilahjansa.
İkinci gün İssakar oymağı önderi Suar oğlu Netanel armağanlarını sundu.Wtórego dnia ofiarował Natanael, syn Suharów, książę z pokolenia Isascharowego.
İkinci gün İssakar oymağı önderi Suar oğlu Netanel armağanlarını sundu.Την δευτεραν ημεραν προσεφερεν ο Ναθαναηλ ο υιος του Σουαρ, ο αρχων της φυλης Ισσαχαρ
İkinci gün İssakar oymağı önderi Suar oğlu Netanel armağanlarını sundu.Во второй день принес Нафанаил, сын Цуара, начальник колена Иссахарова;
İkinci gün İssakar oymağı önderi Suar oğlu Netanel armağanlarını sundu.На втория ден принесе Натанаил, Суаровият син, първенецът на Исахаровото племе ;