Engebeli arazilerin düzeltilmesi için çok elverişlidir.É ainda muito bom para a recuperação de áreas degradadas.
Köy toplamda on bir mahalleden oluşup dagınık ve engebeli bir arazi yapısına sahiptir.É constituída por doze aldeias que faz a unidade espacial e funcional.
Araziler az verimli ve sulama imkanı yoktur.Felizmente possui baixa virulência e nenhum potencial invasivo.
İtalyan bir bayan vatandaş ise kendisine ait bir araziyi kilise yapılmak üzere rahiplere bağışlamıştır.Segundo Escilitzes, o agradecidos italianos dedicaram uma igreja em sua honra.
İl arazisinin ortalama olarak %77.8'i dağlık, %10.2'si ova, %12'si ise engebeli bir yapıya sahiptir.77,8% da região é montanhosa, 10,2% planície, sendo os restantes 12% ocupados por terrenos com relevo variado.
Pazaryeri ilçesi arazisinin büyük bir kısmı (%87) ormanlarla kaplıdır.Grande parte (79 ha) do seu território é coberto de floresta.
Köy, genel olarak engebeli bir arazi yapısına sahiptir.O Campus, no seu conjunto, tem uma dimensão majestosa.
"Yardena Arazi makes a comeback" (İngilizce).«Palmyra festival makes comeback» (em inglês).
Ekilebilir arazi toplamı 18.418 hektar'dır.Com isto a área total aumentará aproximadamente para 18.5 hectares.
Kurulmadan önce bu araziler Amerikan yerli kabilesi olan Tamois hükümranlığı altında idi.Ela existe desde que a região era ocupada pelos índios da etnia dos tamoios.
Tüm bu arazileri Tunus'ta yeni yaptırdığı başkenti olan Mehdia'dan yönetmekte idi.Já então sabia que os americanos haviam desembarcado em massa na Tunísia, para onde se dirigia.
Bunun yanında sulanabilir araziler de büyük ölçüde sebze meyve yetiştirilmesine müsaittir.As máquinas, por sua vez, permitem cultivar grandes extenções de solo.
Bu arazi onların evlat ve torunlarına geçerdi.Terras e dinheiro iriam para seus outros filhos.
Bu araziler büyüyen şehirleşmiş alanlar haline girdiler.Essas cidades ficaram conhecidas como cidades convertidas.
Malikanenin aksine ğacın bulunduğu arazi özel mülktür.A área onde se localiza a cachoeira é de propriedade particular.
İlçe arazisinin büyük bir kısmı orman ile örtülüdür.Além disso, grande parte da reserva consiste num bosque primário.
Arazilerin tamamında başta buğday, ayçiçeği olmak üzere her çeşit tarım ürünü yetiştirilmektedir.Foi ele o primeiro a produzir em grande escala farinha de trigo inteiramente nacional.
Karayolunda en fazla 40 km/s hıza, arazide ise 24 km/s hıza sahipti.A velocidade máxima em estrada era de 40 km/h e em outros terrenos rondava os 25 km/h.
Geniş bir arazisi vardır.Abrangia vasta região.
Günümüzde havalimanının arazisinde İskenderun Teknik Üniversitesi bulunmaktadır.Atualmente está sendo construída uma escola técnica regional no município.
Anıt, üçgen arazinin odak noktasında yükselmektedir.Localiza-se na mesorregião do Triângulo Mineiro.
Engebeli arazisi vardır.Tem propriedades adstringentes.
Bu sayede büyük bir kısım arazi sulanır durumdadır.Dessa forma, uma boa parte de capital foi esgotada.
Köy, yamaç bir arazi şekline sahiptir.A aldeia tem a forma de uma faixa.
Engebeli araziler daha çok ilçe sınırlarının kenarlarında yer kaplar.Seus falantes ocupam áreas contíguas ao longo das fronteitas dos países.
Provance arazileri 863'den beri hukuken İtalya Krallığı sınırları içinde bulunmaktaydı.A Provença, legalmente parte do reino italiano desde 863, rebelou-se sob Bosão.
Güzel ve estetik mimari yeni yapılar mevcut olup arazi düzlüğü ile uyum içerisindedir.O Você Bonita conta com pautas modernas e dinâmicas que estão relacionadas ao estilo de vida saudável.
Açık arazilerde bulunurlar.Habita áreas abertas.
Bu araziler ilçenin en verimli arazisini teşkil eder.Com efeito, este modelo ia contra as propriedades mais importantes do núcleo.
Tarım arazisi pek geniş değildir.Sua agropecuária ainda é muito forte.
Arazi, merkezi Punta Arenas'da olan XII Región'un idaresi altındadır.Het territorium valt bestuurlijk onder Regio XII, gezeteld in Punta Arenas.
Arazinin dağlık ve engebeli oluşundan sığır ve koyun yetiştirmeye uygun değildir.De Aarde is geen zuivere bol, ook niet als er geen bergen of zeeën zouden zijn.
Eğer bu araziler benimse bunalar bana lütuflu hediyelerdir.Als het land van mij is dan is het een gift aan mij.
Köylüler için geçici evler inşa ettiler ve çiftlik arazisini temizlediler.Zij bouwden tijdelijke huizen voor de dorpelingen en maakten landbouwgrond weer bebouwbaar.
Bu arazi üzerinde daha sonraları Monticello olarak adlandırılacak olan kendi evini inşa etmiştir.Verder bouwde hij zijn eigen huis, Monticello genaamd.
1907 yılında Oklahoma Bölgesi ve Kızılderili Arazisi Oklahoma Eyaleti ismi altında birleştirildi.In 1907 werden de territoria van Oklahoma en het indianenreservaat samengevoegd tot de nieuw staat Oklahoma.
Kosova topraklarının büyük bir kısmı dağlık arazidir.Een groot deel van de oppervlakte van Kosovo is bergachtig.
95 dönüm arazi üzerine kurulmuştur.Ze cirkelden 95 maal om de Aarde.
Bu arazilere Agro Pontine adı verilmektedir.Sindsdien heet de streek Agro Pontina.
Aleksey İvanoviç Velçaninov, bir arazi davası için Petersburg'da kalan bir toprak sahibidir.Aleksej Veltsjaninov verblijft in Sint-Petersburg voor een proces over een landgoed.
Arazi az dalgalı olup, küçük çaplı tepeler vardır.Het gebied heeft arme grond en bestaat kleine rotsachtige heuvels.
Mieczysław Karłowicz çocukluk yıllarını Litvanya’nın Wiszniewo arazilerinde ailesin yanında geçirdi.Karłowicz bracht zijn jeugdjaren door op het familielandgoed in Wiszniewo.
Engebeli arazisi yoktur.Hij bezit immers niks.
Kızıl Ordu giderek arazi kazandı.Het Rode Leger won de slag.
Demiryolu tamamlanmadan önce bile, demiryolu güzergâhına yakın araziler önemli ölçüde değer kazanmıştı.Nog voor het spoor helemaal klaar was, werden al significante inkomsten gerealiseerd.
Ekilebilir arazinin 1/3 sulanabilmektedir.Het landoppervlak werd met 1/3 vergroot.
Düz ve verimli bir araziye sahiptir.Hij heeft een groot en rustig terrein nodig.
Bu araziler yerel milisler tarafından mümkün olduğu kadar savunulmakta idi.Zij werden zo veel mogelijk gekozen uit leden van de plaatselijke aanzienlijke families.
Tarımsal arazi karşılığında bu kavimler Roma’ya askeri destek sundu.In ruil voor hun militaire steun kregen zij financiële steun vanuit Rome.
Kayıpları fazlaydı ve arazi kaybettiler.De schulden waren te hoog en er werden verliezen geleden.
Arazi yapısı tarıma çok elverişli değildir.De ontmijningseenheid is niet alleen actief op land.
Arazisi küçük bir ovayı anımsatmaktadır.Het eilandje is het enige wat herinnert aan een smalle dijk.
Böylece birçok veri-işlem aşaması arazi koşullarında da yapılabilmektedir.Daarnaast geldt ook dat een economische activiteit gedurende meerdere perioden kan plaatsvinden.
Daha önceleri yerleşim olarak bir araziyi kaplıyordu.Ze begonnen ergens een nederzetting.
Ormanlık arazi içerisindedir.Skoghem ligt in het binnenland.
Diğer yanları ise, köyün arazileri oluşturur.Zo ontstonden er nieuwe landerijen die het buitengebied vormen van het dorp.
Arazi jura devrinde oluşmuştur.Uw orde is op zand gebouwd.
Arazi bir çömlek gibi paramparça edildi.Land werd verkregen door een stuk oerbos te kappen.
Geniş bir arazisi vardır.Ze hebben een groot territorium.
Arazi çok engebeli ve dağınıktır.De stad is te druk en te uitgestrekt.