Aleksey İvanoviç Velçaninov, bir arazi davası için Petersburg'da kalan bir toprak sahibidir.Aleksej Veltsjaninov verblijft in Sint-Petersburg voor een proces over een landgoed.
Arazi az dalgalı olup, küçük çaplı tepeler vardır.Het gebied heeft arme grond en bestaat kleine rotsachtige heuvels.
Mieczysław Karłowicz çocukluk yıllarını Litvanya’nın Wiszniewo arazilerinde ailesin yanında geçirdi.Karłowicz bracht zijn jeugdjaren door op het familielandgoed in Wiszniewo.
Engebeli arazisi yoktur.Hij bezit immers niks.
Kızıl Ordu giderek arazi kazandı.Het Rode Leger won de slag.
Demiryolu tamamlanmadan önce bile, demiryolu güzergâhına yakın araziler önemli ölçüde değer kazanmıştı.Nog voor het spoor helemaal klaar was, werden al significante inkomsten gerealiseerd.
Ekilebilir arazinin 1/3 sulanabilmektedir.Het landoppervlak werd met 1/3 vergroot.
Düz ve verimli bir araziye sahiptir.Hij heeft een groot en rustig terrein nodig.
Bu araziler yerel milisler tarafından mümkün olduğu kadar savunulmakta idi.Zij werden zo veel mogelijk gekozen uit leden van de plaatselijke aanzienlijke families.
Tarımsal arazi karşılığında bu kavimler Roma’ya askeri destek sundu.In ruil voor hun militaire steun kregen zij financiële steun vanuit Rome.
Kayıpları fazlaydı ve arazi kaybettiler.De schulden waren te hoog en er werden verliezen geleden.
Arazi yapısı tarıma çok elverişli değildir.De ontmijningseenheid is niet alleen actief op land.
Arazisi küçük bir ovayı anımsatmaktadır.Het eilandje is het enige wat herinnert aan een smalle dijk.
Böylece birçok veri-işlem aşaması arazi koşullarında da yapılabilmektedir.Daarnaast geldt ook dat een economische activiteit gedurende meerdere perioden kan plaatsvinden.
Daha önceleri yerleşim olarak bir araziyi kaplıyordu.Ze begonnen ergens een nederzetting.
Ormanlık arazi içerisindedir.Skoghem ligt in het binnenland.
Diğer yanları ise, köyün arazileri oluşturur.Zo ontstonden er nieuwe landerijen die het buitengebied vormen van het dorp.
Arazi jura devrinde oluşmuştur.Uw orde is op zand gebouwd.
Arazi bir çömlek gibi paramparça edildi.Land werd verkregen door een stuk oerbos te kappen.
Geniş bir arazisi vardır.Ze hebben een groot territorium.
Arazi çok engebeli ve dağınıktır.De stad is te druk en te uitgestrekt.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.Om de molen was een erf met twee huizen, twee paardenstallen, een hooizolder en een schuur.
Bu hayvan arazide yaşıyordu.Dit dier leefde tijdens het Laat-Krijt.
Bu sayede büyük bir kısım arazi sulanır durumdadır.Zo kwamen grote stukken grond vrij.
Alt kısmının batı kıyısı yüksek ve tepeliktir, doğu tarafı ise alçak ve düz arazidir.De westelijke oever is grillig en bergachtig, terwijl de oostelijke oever laaggelegen en zandig is.
Arsuz ilçe topraklarının %50,4'ü tarım arazisidir.Ongeveer 50,4 % van de oppervlakte van de regio is geschikt voor landbouw.
Arazisi yaklaşık dört hektardır.Het heeft een oppervlakte van ongeveer 4 hectare.
Ülke topraklarının büyük bir kısmı dağlık arazi idi.Ze wisten een groot deel van de lading te bergen.
Ekilebilir arazi toplamı 18.418 hektar'dır.Er is een overgangszone van 18.400 hectare.
Geniş yapraklı ormanlarda yaşar, açık arazilerden kaçınır.De soort is te vinden in bossen, en vermijdt open plaatsen.
Eski bir yerleşim yeri olmakla beraber, dağlık arazi sebebiyle yaşanan göçten dolayı n üfusu azdır.Een ouderwetse baan met vanwege de heuvels enkele blinde afslagen.
Fransız hatlarına yapılan ilk hafif süvari saldırısı kötü arazi koşulları sebebiyle başarısız olur.De aanval van de lichte cavalerie op de Fransen mislukte, omdat de regen de oevers te glad had gemaakt.
Adadaki birçok kamu arazisi serbest girişimcilere açılmıştı.Op het eiland waren evenwel vele bewoners sympathisant van de geconfedereerden.
Arazi şartlarında örneğin bir nehri geçebilmek için doğal bir yol bulmalı idi.Als locatie voor de oversteek werd een van nature doorwaadbare plaats in de rivier gekozen.
Hayvanat bahçesinin arazisi 4.25 hektar.De dierentuin heeft een oppervlakte van 42,5 hectare.
Arazi içinde 2 tane daha yapı mevcuttur.Op het domein bevinden zich nog verschillende andere gebouwen.
Köy eğimsiz arazi üzerindedir.Het dorp ligt aan de niet bevaarbare Torne.
Mısır'da muhtemelen hizmetlerinin karşılığı olabilecek bir araziyle ödüllendirilmiştir.Bij wijze van vergoeding kreeg Egypte het gebied Bir Tawil.
120 hektar arazisi vardır.Het heeft een oppervlakte van 28 hectare.
Dağlık araziler çoğunluktadır.Berggoden waren talrijk.
Para verip aldıkları arazilerine yerleşmişlerdir.Hun bezittingen werden dan in beslag genomen.
Dağ sürüşlerinde her türlü arazide yol alınır.Op de top van elke berg zijn punten te verdienen.
Sonuçta köy arazisi Hacı İslam bey tarafından iki oğluna taksim edilir.Zij adopteerden twee kinderen via het Leger des Heils.
Köyün arazi yapısı kırsal olması nedeniyle ekonomik geliri düşüktür.De schaarste aan mensen op het platteland zal de lonen in landbouwsector immers opdrijven.
Haçmaz Rayonu arazisinde yer almaktadır.De plaats ligt in het rayon Zelenogradsk.
Üyeleri Yardena Arazi, Ruthie Holzman, Tami Azaria (1972–73) ve Leah Lupatin idi.Leden van de band waren Ruti Holzman, Yardena Arazi Tami Azaria (tot 1973 ) en Lea Lupatin (vanaf 1973).
Arazisi çöl ya da yarı-çöllerden oluşmaktadır.De habitat bestaat uit zand- of leemgronden.
Fakat bu sefer kendi arazilerini Haçlılar saldırıları altında kalmıştı.Vervolgens werden dit keer de kruisvaarders zelf belegerd.
Düzlük arazi yok denebilecek kadar azdır.Hier kan dus weinig schoon zand uitgehaald worden.
Arazbar Bûselik Arazbâr Bûselik (notalar)Klasyfikacja medalowa Zapasy (szczegóły)
Arazinin büyük kısmı alçak ve engebelidir.Jej skręty są liczne i ciasno nawinięte.
Yardena Arazi, 1976 ve 1988 yıllarında İsrail'i temsil etmiştir.Jardena Arazi, reprezentantka Izraela w 1976 i 1988 roku.
Ailesinin hayatta kalan tek erkek çocuğu olarak ailesinden kalan arazilerin başına geçti.Rację ma więc jego brat, który pozostał na Ziemi.
1839 yılında New Zealand Company, araziler alıp koloniler kurmaya ilişkin planlarını açıkladı.W 1839 New Zealand Company ogłosiła plany zakupu dużych obszarów ziemi i założenia kolonii na Nowej Zelandii.
İtalyanlar bu geniş araziyi kontrol etmekte zorlanıyorlardı.Amerykanie usilnie dążyli do objęcia tych terenów kontrolą.
Bu yüksek araziler genellikle karla kaplı olup sadece Haziran sonlarından Ekim sonlarında karsız kalmaktadır.Wyżej położone szlaki są często pokryte śniegiem, który ustępuje jedynie w okresie od czerwca do sierpnia.
Şiddetli bir güneş araziyi bir fırın gibi yakıp kavurur.Używa Słońca jako ognia do wielkiego grilla.
Çevre köylere göre arazisi daha geniş ve sulaktır.Uważa bowiem, że ziemia na południu jest lepsza i rozleglejsza.
2008 yılında köy arazisinde petrol bulunmuştur.W 1998 roku wokół wysp odkryto złoża ropy naftowej.
Bu arazilere Kuzey ve Güney Amerika’nın geniş kesimleri de dahildir.Zasięg tego rodzaju obejmuje rozległe tereny Ameryki Północnej oraz Południowej.