arasına ile cümle

arasına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
RAB Yahuda ve Yeruşalim halkına şöyle diyor: ‹‹İşletilmemiş toprağınızı sürün, Dikenler arasına ekmeyin.Albowiem tak mówi Pan mężom Judzkim i Jeruzalemskim: Poorzcie sobie nowinę, a nie siejcie na cierniu;
RAB Yahuda ve Yeruşalim halkına şöyle diyor: ‹‹İşletilmemiş toprağınızı sürün, Dikenler arasına ekmeyin.Denn so spricht der HERR zu denen in Juda und zu Jerusalem: Pflügt ein Neues und säet nicht unter die Hecken.
RAB Yahuda ve Yeruşalim halkına şöyle diyor: ‹‹İşletilmemiş toprağınızı sürün, Dikenler arasına ekmeyin.For så sier Herren til Judas menn og til Jerusalem: Bryt eder nytt land og så ikke blandt torner!
RAB Yahuda ve Yeruşalim halkına şöyle diyor: ‹‹İşletilmemiş toprağınızı sürün, Dikenler arasına ekmeyin.Ja, så säger HERREN till Juda män och till Jerusalem: Bryten eder ny mark, och sån ej bland törnen.
RAB Yahuda ve Yeruşalim halkına şöyle diyor: ‹‹İşletilmemiş toprağınızı sürün, Dikenler arasına ekmeyin.Kajti tako pravi GOSPOD možem Judovim in Jeruzalemcem: Orjite si novino in ne sejte med trnje!
RAB Yahuda ve Yeruşalim halkına şöyle diyor: ‹‹İşletilmemiş toprağınızı sürün, Dikenler arasına ekmeyin.나 여호와가 유다와 예루살렘 사람에게 이같이 이르노라 너희 묵은 땅을 갈고 가시덤불 속에 파종하지 말라
RAB Yahuda ve Yeruşalim halkına şöyle diyor: ‹‹İşletilmemiş toprağınızı sürün, Dikenler arasına ekmeyin.Lebo takto hovorí Hospodin mužom Júdovým a Jeruzalemu: Zorte si úhor a nesejte do tŕnia!
RAB Yahuda ve Yeruşalim halkına şöyle diyor: ‹‹İşletilmemiş toprağınızı sürün, Dikenler arasına ekmeyin.Nebo takto praví Hospodin mužům Judským a Jeruzalémským: Zořte sobě ouhor, a nerozsívejte do trní.
RAB Yahuda ve Yeruşalim halkına şöyle diyor: ‹‹İşletilmemiş toprağınızı sürün, Dikenler arasına ekmeyin.Porque así ha dicho Jehovah a los hombres de Judá y de Jerusalén: --Abríos surcos y no sembréis entre espinos
RAB Yahuda ve Yeruşalim halkına şöyle diyor: ‹‹İşletilmemiş toprağınızı sürün, Dikenler arasına ekmeyin.Thi så siger HERREN til Judas Mænd og Jerusalems Borgere: Bryd eder Nyjord og så dog ikke blandt, Torne!
RAB Yahuda ve Yeruşalim halkına şöyle diyor: ‹‹İşletilmemiş toprağınızı sürün, Dikenler arasına ekmeyin.Защото така казва Господ На Юдовите и ерусалимските мъже: Разорете целините си, И не сейте между тръни.
RAB Yahuda ve Yeruşalim halkına şöyle diyor: ‹‹İşletilmemiş toprağınızı sürün, Dikenler arasına ekmeyin.Ибо так говорит Господь к мужам Иуды и Иерусалима: распашите себеновые нивы и не сейте между тернами.
RAB Yahuda ve Yeruşalim halkına şöyle diyor: ‹‹İşletilmemiş toprağınızı sürün, Dikenler arasına ekmeyin.כי כה אמר יהוה לאיש יהודה ולירושלם נירו לכם ניר ואל תזרעו אל קוצים׃
RAB Yahuda ve Yeruşalim halkına şöyle diyor: ‹‹İşletilmemiş toprağınızı sürün, Dikenler arasına ekmeyin.لانه هكذا قال الرب لرجال يهوذا ولاورشليم احرثوا لانفسكم حرثا ولا تزرعوا في الاشواك.
RAB Yahuda ve Yeruşalim halkına şöyle diyor: ‹‹İşletilmemiş toprağınızı sürün, Dikenler arasına ekmeyin.耶 和 華 對 猶 大 和 耶 路 撒 冷 人 如 此 說 、 要 開 墾 你 們 的 荒 地 、 不 要 撒 種 在 荊 棘 中
RAB Yahuda ve Yeruşalim halkına şöyle diyor: ‹‹İşletilmemiş toprağınızı sürün, Dikenler arasına ekmeyin.耶和華 對猶 大和 耶路撒冷 人 如此 說 、 要 開墾 你 們 的 荒地 、 不 要 撒種 在 荊棘中
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Acolo unde sufletul se odihnește pe iarbă, este prea multă lume pentru a discuta.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Als de ziel zich in dat gras neervlijt, is de wereld te vol om erover te praten.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Amikor a lélek lefekszik abban a fűben, a világ túl tele van hogy beszéljünk róla.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Cuando el alma yace en esa hierba, el mundo está demasiado ocupado para hablar.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Když si duše lehne na tu trávu, svět je příliš plný na to, aby se o něm mluvilo.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Keď si duša líha do trávy, svet je príliš plný, aby sa o ňom dalo rozprávať.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Khi linh hồn nằm dưới cỏ, thế giới qua đầy để nói về.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Kiedy dusza spocznie na tej trawie, świat będzie za duży by mówić o tym.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.영혼이 그 풀밭에서 쉬고, 세상이 생각들과 말들로 가득차서
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Quand l'âme s'allonge dans cette herbe, le monde déborde trop pour en parler.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz."Quando a alma repousa nessa erva, "o mundo está demasiado cheio para falar.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Quando l'anima giace in quell'erba, il mondo è troppo pieno per parlarne.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Saat jiwa berbaring di atas rumput, dunia terlalu sarat untuk diperbincangkan.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Wenn die Seele sich in dieses Gras legt, ist die Welt zu erfüllt, um darüber zu reden.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Οταν η ψυχή ξαπλώνει στο γρασίδι, ο κόσμος παραείναι γεμάτος για να μιλήσεις γι'αυτόν.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Когато душата лежи в тревите, Светът е твърде пълен, за да може да се говори за него.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Когда душа моя приляжет на траву, мир окажется слишком полным, чтобы говорить о нём.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Коли душа моя приляже на траву, світ виявиться надто повним, щоб говорити про нього.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.כאשר הנשמה שוכבת שם בדשא, העולם מלא מדי בשביל לדבר עליו.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.عندما تستلقي الروح على ذاك العشب ، تجد العالم يفيض بما يمكن الحديث عنه ،
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.世界は語るにも 豊かすぎる 考えも言葉も
Sanırım bunu daha da açık hale getirmeliyiz. Bayanlar ve baylar, neredeyse çay arasına yaklaştık.Azt gondolom ezt még világosabbá kell tennünk. hölgyeim és uraim, majdnem itt a tea ideje.
Saturn'un halkalarının kolları arasına saklanmış gezegenimizin görüntüsünü yakalayabiliriz.우리의 행성이 보이고 토성 고리의 팔 안에 안겨 있습니다.
Saturn'un halkalarının kolları arasına saklanmış gezegenimizin görüntüsünü yakalayabiliriz.-vår egen planet.
Saturn'un halkalarının kolları arasına saklanmış gezegenimizin görüntüsünü yakalayabiliriz.תמונה של הפלנטה שלנו, חבוקה בזרועות הטבעות של שבתאי.
Saturn'un halkalarının kolları arasına saklanmış gezegenimizin görüntüsünü yakalayabiliriz.أن نرى كوكبنا نفسه مهدهدا بين أذرع حلقات زحل.
Saturn'un halkalarının kolları arasına saklanmış gezegenimizin görüntüsünü yakalayabiliriz.土星の輪の腕に抱かれているのです 遠く離れた場所から私たち自身を
‹‹Sence bu üç kişiden hangisi haydutlar arasına düşen adama komşu gibi davrandı?››Care dintr'aceşti trei ţi se pare că a dat dovadă că este aproapele celui ce căzuse între tîlhari?``
‹‹Sence bu üç kişiden hangisi haydutlar arasına düşen adama komşu gibi davrandı?››Chi di questi tre ti sembra sia stato il prossimo di colui che è incappato nei briganti?»
‹‹Sence bu üç kişiden hangisi haydutlar arasına düşen adama komşu gibi davrandı?››¿Cuál de estos tres te parece haber sido el prójimo de aquel que cayó en manos de ladrones
‹‹Sence bu üç kişiden hangisi haydutlar arasına düşen adama komşu gibi davrandı?››három közül azért kit gondolsz, hogy felebarátja volt annak, a ki a rablók [kezébe] esett?
‹‹Sence bu üç kişiden hangisi haydutlar arasına düşen adama komşu gibi davrandı?››Hvem av disse tre synes du nu viste sig som den manns næste som var falt iblandt røverne?
‹‹Sence bu üç kişiden hangisi haydutlar arasına düşen adama komşu gibi davrandı?››Hvilken af disse tre tykkes dig nu at have været hans Næste, der var falden iblandt Røverne?"
‹‹Sence bu üç kişiden hangisi haydutlar arasına düşen adama komşu gibi davrandı?››Kdo od teh treh, meniš, je bil bližnji temu, ki je zašel med razbojnike?
‹‹Sence bu üç kişiden hangisi haydutlar arasına düşen adama komşu gibi davrandı?››Kdo tedy z těch tří zdá se tobě bližním býti tomu, kterýž upadl mezi lotry?
‹‹Sence bu üç kişiden hangisi haydutlar arasına düşen adama komşu gibi davrandı?››네 의견에는 이 세 사람 중에 누가 강도 만난 자의 이웃이 되겠느냐
‹‹Sence bu üç kişiden hangisi haydutlar arasına düşen adama komşu gibi davrandı?››Ktorý teda z týchto troch zdá sa ti, že bol blížnym tomu, ktorý to bol upadol medzi lotrov?
‹‹Sence bu üç kişiden hangisi haydutlar arasına düşen adama komşu gibi davrandı?››Któryż tedy z tych trzech zda się tobie bliźnim być onemu, co był wpadł między zbójców?
‹‹Sence bu üç kişiden hangisi haydutlar arasına düşen adama komşu gibi davrandı?››Kuka näistä kolmesta sinun mielestäsi osoitti olevansa sen lähimmäinen, joka oli joutunut ryövärien käsiin?"
‹‹Sence bu üç kişiden hangisi haydutlar arasına düşen adama komşu gibi davrandı?››Lequel de ces trois te semble avoir été le prochain de celui qui était tombé au milieu des brigands?
‹‹Sence bu üç kişiden hangisi haydutlar arasına düşen adama komşu gibi davrandı?››Qual, pois, destes três te parece ter sido o próximo daquele que caiu nas mãos dos salteadores?
‹‹Sence bu üç kişiden hangisi haydutlar arasına düşen adama komşu gibi davrandı?››Trong ba người đó , ngươi tưởng ai là lân_cận với kẻ bị cướp ?
‹‹Sence bu üç kişiden hangisi haydutlar arasına düşen adama komşu gibi davrandı?››Trong ba người đó, ngươi tưởng ai là lân cận với kẻ bị cướp?
‹‹Sence bu üç kişiden hangisi haydutlar arasına düşen adama komşu gibi davrandı?››Vilken av dessa tre synes dig nu hava visat sig vara den mannens nästa, som hade fallit i rövarhänder?»
İlgili Sayfalar